Sow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2013 Salı

Türkiye'ye Kimler Gelmeli?

Türkiye'ye hangi yabancı futbolcular gelebilir?

Yıldız futbolcu olması yada pahalı futbolcu olması değil, takımın ihtiyacı olan mevkiide oynaması, takımı sahiplenmesi, ülke futboluna ayak uydurması ve herşeyden önce profesyonel, ahlaklı ve başarıya aç futbolcu olmalı...

Yakın tarihte yıldız yada pahalı diye getirilen ama takımına olumlu katkı sağlayamayan Ortega, Elano, Anelka, Simao, Ricardinho, Lincoln, Guiza, Misimovic, Quaresma vb. futbolcuları görünce Hagi, Alex, Kewell, Sivok, Sow, Elmander, Webo, Ernst, Niang, Hilbert, Kuyt, Uche gibi işini doğru düzgün yapan, aldığı paranın hakkını veren ve hala içinde başarıyı kovalayan, heyecanı olan futbolcuları da mutlaka anmamız gerekiyor...

Hal böyleyken yabancı futbolcuların yaşına değil de yukarıdaki kıstaslara bakmak lazım. Zaten yaşa bakılsa Van Hoojdonk (34) ve Drogba (35) gibi örnek ve herkesin takdirini kazanmış profesyonel futbolcular ülkemize gelmezdi.

Peki kimler ülkemizde futbol oynayabilir? Yada hangi yabancı futbolcuların içinde hala heyecan olabilir? 4 büyük takımımızın yıllardır yaptığı yabancı futbolcu kıyımlarına inat Webo ve Uche gibi ismi çok fazla duyulmamış ama prosyonelliğin zirvesinde yer alan oyuncuları transfer ederek büyük bir ders veren İBB ve Kasımpaşa örneklerini incelemek lazım.

Özellikle büyük kulüplerimizin maalesef doğru dürüst bir futbolcu izleme komitesi (scout) yok ve genç, geleceği parlak futbolcuları herkesten önce bulamıyorlar. Benim nacizane önereceğim yabancı futbolcular ise sıklıkla vurguladığım kriterlere baya baya uyuyor. Aralarında şu an boşta olanlar (kalın harfle yazılanlar) ve 3 ila 5 milyon euro arasında bir değerle alınacak birçok futbolcu var. Sadece isimlerini yazacağım. Umarım içlerinden birkaçı ülkemize gelir...

Claudio Pizarro - 35 - Bayern Münih
Andrew Johnson - 32 - QPRangers
Roque Santa Cruz - 31 - M.City
Andrei Arshavin - 32 - Arsenal
Mathieu Flamini - 28 - Milan
Jermain Defoe - 30 -Tottenham
Ryan Babel - 26 - Ajax 
Florent Malouda - 33 - Chelsea
Mahamadou Diarra - 32 - Fulham
Tiago - 32 - Atletico Madrid
Vedad İbisevic - 28 - Stuttgart
Helder Postiga - 30 - Zaragoza
Mathieu Bodmer - 30 - St. Etienne
İbrahima Balde - 24 - Kuban
Pavel Pogrebnyak - 29 - Reading
Ruben Casto Martin - 31 - R.Betis
John Utaka - 30 - Montpellier
Milan Jovanovic - 32 - Anderlecht 
Eljero Elia - 26 - W.Bremen
Ciprian Marica - 27 - Schalke
Pablo Aimar - 33 - Benfica
Mladen Petric - 32 - Fulham
Javier Saviola - 31 - Malaga
Ailton Almeida - 28 - Terek 
Brandao - 32 - St. Etienne
Christian Lell - 29 - Levante
Carlos Bacca - 26 - C.Brugge
Kevin Kuranyi - 31 - D.Moskova
Keisuke Honda - 26 - CSKA Moskova
Hugo Viana - 30 - Braga
Otman Bakkal - 28 - D.Moskova
Darren Bent - 29 - Aston Villa
Romaric - 29 - Zaragoza
Ronaldinho - 33 - A.Mineiro
Theo Janssen - 31 - Vitesse
Roman Pavlyuchenko - 31 - L.Moskova                 
Adam Szalai - 25 - Mainz
Bobby Zamora - 32 - QPRangers
Marko Arnauotovic - 24 - W.Bremen
Fernando Cavenaghi - 29 - Pashuca
Cheick Diabate - 24 - Bordeaux
Markus Rosenberg - 30 - WBromwich
Cleyton Riberio - 29 - M.Kharkiv
Sejad Salihovic - 28 - Hoffenheim
.......
......
.....
....
...
..

twitter.com/serdarsozkesen

5 Nisan 2013 Cuma

Gol Çizgisi Teknolojisi...

"Top çizgiyi geçti mi, geçmedi mi?", "Gol mü değil mi?" Ya da "tamamı geçti mi geçmedi mi?"

"O golü hakem görse maçın gidişatı çok değişirdi..."

"O golü hakem görseydi kesin kazanırdık, hakem resmen 3 puanımızı elimizden aldı..."


"Allah'tan hakem göremedi de, berabere kaldık..."


"İyi de kardeşim, hakem nasıl görsün o pozisyonu ya, adam topa o kadar hızlı vurdu ki, biz bile ekran başında 40 defa izleyince karar verebiliyoruz..."


.......

Bu tarz taraftar yada yorumcu sözleri uzar da gider. Fakat her söz tek kapıya çıkar :

Maalesef kale çizgisinin tamamını geçip gol değeri kazanmayan her pozisyon, maçların direkt sonucunu etkiliyor ve ister istemez de maçın en çok konuşulan olayı oluyor. 



Daha yakın zamanda F.Bahçeli Sow'un füzesi kale çizgisinin tamamını geçtiği halde, yan hakemin kesinlikle göremeyeceği ve takip edemeyeceği ve dolayısıyla da bir fikir beyan edemeyeceği bir süratle direğe çarpıp tekrar oyun alanına döndüğü pozisyonu gördükten sonra da artık haklı olarak herkes 'Futbolda teknoloji devrimi' yapılmasını her zamankinden daha yüksek sesle söylemeye başladı... FİFA'nın da bu konuda somut bir adım atmak istediğini zaten biliyorduk ve onlar da tüm dünyada artan bu tarz şikayetlerin ardından gol çizgisi teknolojisini uygulamaya karar verdi...

Hatta FİFA, bu konu hakkında geçenlerde resmi sitesinde duyuru yayınlayarak, uzun süredir üzerinde çalıştıkları ve 2014 Brezilya Dünya Kupası'nda uygulamaya almaya planladıkları gol çizgisi teknolojisinde hangi firmayla çalışacaklarını dahi açıkladı. Yapılan açıklamaya göre FIFA 2014 Dünya Kupası'nda Alman GoalControl firmasının geliştirdiği 4D gol çizgisi teknolojisi kullanılacak. Söz konusu sistemde 14 adet yüksek hızda çalışan kamera, kale çizgilerini rutin olarak izleyip gol pozisyonları hakkında hakemlere bilgi akışı sağlayacak.

Topun çizgiyi geçip geçmediğini büyük bir kesinlik yüzdesi ile saptayabilen sistem sadece 1 saniye içinde hakeme sinyal gönderebiliyor. Ayrıca aynı sistemde futbol topuna ilave hiçbir aparat takılmadan ve bu sayede futbol topunun olağan yapısı değiştirilmeden yüksek çözünürlüklü görüntü alınması ve bu görüntülerin hakemlerle paylaşılmasını da sağlıyor. 




Umarım 2014 Dünya Kupası ile beraber bu tarz çizgiyi geçti mi, geçmedi mi kargaşası / karmaşası yaşamadan pozisyonların herkes tarafından aynı şekilde görüldüğü ve yorumlandığı bir düzene geçeriz de futbolumuz, biraz daha renklenir...

Çizgiyi geçen fakat gol sayılmayan birçok pozisyon var ve hepiniz de en az 1 tane sayarsınız eminim ki... Almanya - İngiltere 2010 Dünya Kupası maçında Lampard'ın çizgiyi geçen ama gol değeri kazanmayan ve maçın gidişatını direkt etkileyen şutu... Yada Ukrayna - İngiltere Euro 2012 maçında İngilizler 1-0 öndeyken Ukrayna'lı Devic'in şutunda topun tamamının çizgiyi geçtiği halde hakemin golü vermemesi ve İngilizlerin 1-0 ile çeyrek final vizesi alması... Bu örnekler uzar da gider... 

Fakat ben size bir başka örneğin videosunu izletmek istiyorum. Hatırlayanlar zaten hemen "evet, bu da vardı" diyecekler... Tarih 4 Ocak 2005. İngiltere Premier Lig maçı... Manchester Unıted, sahasında Tottenham takımını ağırlıyor.  Maçta gol olmuyor, fakat dakikalar 90'ı gösterdiğinde Tottenham atağında ortasahadan rastgele vurulan bir şut, kaleci Carroll'dan sekip, çizginin tamamını - hatta 3-4 top bile girecek kadargeçtiği halde gol değeri kazanmıyor ve bir takım daha 'çizgi mağduru' olarak tarihteki yerini alıyordu...


twitter.com/serdarsozkesen

4 Mart 2013 Pazartesi

Son İnönü Derbisi : Beşiktaş - Fenerbahçe...

G.Saray'ın Eskişehir deplasmanında sezonun en kötü futbolunu oynayarak 2 puan kaybetmesinin ardından, Fenerbahçe'nin Beşiktaş deplasmanında kazanacağını tahmin ediyordu herkes. En başta da açıkçası BEN...

Kadro yetersizliği, sakatların durumu, İnönü'de Anadolu takımlarına dahi kurulamayan üstünlük ve F.Bahçe'nin yavaş yavaş oturan takım kimliği ve rakibine oranla daha geniş rotasyonlu kadrosu ve hele bir de İnönü şansı ibre F.Bahçe'de diyordu bizlere...


Hem Beşiktaş bu maçı kazansa dahi, dar rotasyonlu kadrosu ile şampiyonluğu kovalamasının ne kadar zor olduğu herkes biliyordu. F.Bahçe'nin kazanması çok daha iyi olurdu. Hem LİG TV rahat ederdi, puan farkı azalırdı ve zaten FB - GS maçı da vardı ve ligin sonuna kadar yarış bir şekilde devam ederdi. Rating tavana vururdu falan filan...

Ama ne oldu? Maça süper başlayan F.Bahçe, ilk yarının sonlarından itibaren garip bir şekilde oyundan düştü ve ikinci yarı ile beraber de büyük bölümde oyunun inisiyatifini coşkulu taraftarı ile maça sımsıkı sarılan Beşiktaş'a verdi... Aykut Hoca'nın da özellikle 2-2'den sonra maça hiçbir şekilde müdahale etmemesi, hatta müdahalelerini maçın beraberlikle bitmesi yönünde yaptığını da M.Topal, M.Topuz ve Caner değişikliklerinden anlayabiliyoruz..

Samet hoca ise yedek kulübesinden ilk olarak sahaya sürdüğü genç ve tecrübesiz Emre Özkan değişikliği ile iyi bir iş yapıyordu. Lakin Emre, 2 kritik pozisyonda 2 kritik müdahale ile takımını rahatlatıyordu. Oğuzhan'ın girişiyle ve özellikle 2.yarıda "Büyük maçlarda da kendini göstermeli" denilen Fernandes'in muazzam futbolu ile Beşiktaş oyuna hükmetti... Her zamanki gibi golü bulup hemen yedi ama pes etmedi...

F.Bahçe savruk şekilde son dakikalarda tehlike yaratmak isterken Semih ve Stoch'un yedek kulübesinde oturması inanılır gibi değildi. Olcay'ın son dakikadaki golü, Beşiktaş'ın 'son derbi'leri sevdiğini de kanıtlıyordu. Daha önce efsane stat Ali Sami Yen'deki son derbide de G.Saray'ı mağlup etmişlerdi... Şu maçta bir Almeida olsa, bu dağınık Fener savunması karşısında 1 değil 2 gol atardı... Alex de Souza takımda kalsa ve şu maçta oynasa Fener bu maçta en az 4 atardı... Çünkü böylesine bir Beşiktaş'ı Alex bile görmemişti...


Hakemleri bu platformda her zaman geri planda tuttuğumu beni tanıyanlar bilir. Çünkü sap döner, gelir ve siz bulur. Yani her hakemin çeşitli zamanlarda her takıma yaptıkları hatalar herkesçe malum. Beşiktaş ta bu anlamda sezon başından beri birçok maçta yanlış kararlar yüzünden puanlar kaybetmiştir, aynen G.Saray gibi, F.Bahçe gibi... Ama bu maçtan sonra dikkat edin, doğal olarak tüm F.Bahçeliler ve medya, herşeyiyle hakemi yerden yere vurdular...

Neden? Çünkü F.Bahçe hakem kurbanı oldu ve şampiyonluğu büyük ölçüde kayboldu... LİG TV, şimdi yandı. FB - GS maçı da belki ilaç olamayacak. Ligin marka değeri düştü :) Zaten Beşiktaş, bu kadro ve fikstürle şampiyon olamayacak, Fener kazansa iyiydi diyenler şimdi kara kara düşünüyor... Halbuki hakem ilk derbisine çıkmış ve bu kadar hata da çok normal... Sanki diğer hiçbir derbide hakemler hata yapmamış gibi, hiçbir ofsayt bayrağı daha önce hatalı kalkmamış gibi... Bu kadar büyütecek durum yok beyler...

Aykut Hoca'nın yaptığı değişikliklere bakın, takımı geri çekmesini konuşun, Beşiktaş'ın 3 gol atarak özellikle 2.yarıdaki özverili futbolunu ve taraftarının inanılmaz desteğini de ayrıntılara hapsetmeyin, baş satırlara alın... Bir takımın galibiyeti bu kadar göz ardı edilemez... Evet sezon sonunda Beşiktaş şampiyon olamayacak ama bu kadro ile FEDA anlayışı ile 24.hafta sonunda F.Bahçe'ye nazaran 2 mağlubiyet daha az alması ve lider G.Saray'ın sadece 5 puan gerisinde olması büyük bir başarıdır...

twitter.com/serdarsozkesen

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR