22 Haziran 2015 Pazartesi

Unutulmaz Futbol Olayları

Aşağı yukarı 22-23 yıldır futbolu yakından takip ederim ve sürekli içindeyim. Bazı anlar vardır yıllar geçse de asla unutulmaz. Nesilden nesile aktarılır, yazılır. Hele bir de yaşayanından duyarsanız tadından yenmez. Unutulmaz futbol olayları deyince misal; Maradona'nın eliyle İngiltere'ye attığı gol, Baggio'nun 1994 Dünya Kupası'nda finalde Brezilya karşısında kaçırdığı penaltı sonrası kupayı kaybetmeleri, 1999 yılında 90.dakikasına 1-0 önde girdikleri maçta uzatmalarda 2 gol yiyerek Şampiyonlar Ligi tarihinin en dramatik maçlarından birini kaybeden Bayern Münih ya da ilk 45 dakikasını 3-0 geride bırakıp maçı uzatmalara taşıdıktan sonra kupayı İstanbul'da kaldıran Liverpool gibi...

Örnekler uzar gider. Bugün kulüp odaklı değil de futbolcu odaklı tarihe damga vurmuş tam 8 kareyi sizlerle paylaşmak istedim. Çoğunuzun tamamını hatırladığı ya da bir yerlerden duyduğu o unutulmaz futbol karelerini yurtdışından Osvaldo Casanova'nın usta çizimleriyle tekrar hatırlayalım istedim. (Siz fotoğrafları tıklayarak büyütebilir, daha rahat hatırlama şansına sahip olabilirsiniz)

Tarih : 22.06.1986
Yer : Meksika
1986 Dünya Kupası çeyrek final maçı
Arjantin - İngiltere

İlk yarısı golsüz biten karşılaşmada, ikinci yarının hemen başı... Maradona, orta sahadan çalımlarla gelir, ceza sahası yayına geldiğinde sağındaki Valdano'ya topu bırakır. Kendisi hızla ceza alanına koşu yapar. Valdano'nun sektirdiği top, İngiliz savunmasının ters vuruşu ile havalanır. Efsane kaleci Peter Shilton ise topa sadece Maradona'nın yükseldiğini görünce rahatça topa hareket eder. Ama o da ne? Maradona, yıllar sonra "Tanrı'nın eli" denilecek olan hadisede sol eliyle topu ağlara gönderir. Ekran başında izleyenlerin tereddütsüz şekilde gördüğü 'el'i sadece hakem görememişti. Shilton'un yaptığı itirazların geçerliliği yoktu. Tabela 1-0'ı çoktan yazmıştı. Çok geçmeden Maradona, çoğu insanın "yüzyılın golü" dediği yani kendi sahasından aldığı topla İngilizlerin yarısını çalıma dizip attığı golle 2-0'ı yakalar ve maçı kopartır.


Tarih : 17.07.1994
Yer : Kaliforniya - ABD
1994 Dünya Kupası Final Maçı
Brezilya - İtalya

90 dakikası golsüz sona eren maç tam anlamıyla efsane futbolcuların düellosuydu. Romario, Bebeto, Taffarel, Aldair, Branco, Dunga, Donadoni, Baggio, Maldini, Baresi, Albertini ve daha fazlası... Uzatmalarda sonuç alınamayınca kupanın sahibi penaltı atışları sonucunda belli olacaktı. Her penaltıya kalan maç dramatiktir, hele ucunda Dünya Kupası varsa yıllar geçse de asla unutulmaz. "Bütün yıldız futbolcular penaltı kaçırır" sözü bu maçta da geçerli olacaktı."10 numara" Baggio, topun başına geçtiğinde iki takım da 4 penaltı atışı kullanmış ve Brezilyalıların 3-2 üstünlüğü vardı. Eğer Roberto Baggio gol yaparsa İtalyanlar, Brezilyalıların son penaltıyı kaçırmasını bekleyeceklerdi. Usta golcü Baggio, Taffarel'in koruduğu kalede topu direğin üstünden attı ve kupayı Carlos Alberto Parreira'nın Brezilya'sına verdi...
Tarih : 25.01.1995
Yer : Londra - İngiltere
Crystal Palace - Manchester Unıted Lig Maçı

Manchester Unıted'ın şımarık ve asi çocuğu Eric Cantona... Cantona'yı nasıl bilirsiniz? deseler eminim ki herkesin ortak ağızdan bir taraftara attığı o kung-fu vari tekme ile hatırlanır. Sıradışı bir futbolcuydu, sinirlendiğinde kimseyi gözü görmezdi. Crystal Palace maçında gördüğü kırmızı kart sonrası oyundan çıkarken tribünden bir taraftar (ona göre holigan) kendisine "Evine dön pis Fransız" der ve Cantona, görevlileri aşarak uçan tekme ile taraftara kendince cevabını verir. Bu hareket ona pahalıya mal olur ve tam 9 ay futboldan uzaklaştırılır. Yıllar sonra kendisine "Futbol hayatın boyunca yaşadığın en iyi an nedir?" sorusuna "Elbette güzel anılarım çok ama en iyisi Crystal Palace maçındaki o holigana attığım tekmeydi" cevabını vererek kariyerine büyük sekte vuran o hareketten hala pişmanlık duymadığını da açıkça göstermiştir. Eric Cantona 31 yaşında futbolu bırakırken onu çok seven Unıted taraftarını şoke etti.


Tarih : 30.07.1966
Yer : Londra - İngiltere
1966 Dünya Kupası Finali
İngiltere - Batı Almanya

Final gibi final dedikleri maçlardan sadece biri. Bir Dünya Kupası Finali'nde hat-trick yapılan tek maç. İngilizler evsahibi oldukları kupada finalde şampiyonluğa çok yakınlar. 89.dakikaya da 2-1 önde girerler. O dakikada Almanlar karambolden skoru eşitler ve maç uzatmalara taşınır. Uzatmalarda atılan ilk gol ise hala önemini korumakta. Zira maçta hat-trick yapan İngiliz Hurst'un vurduğu şut önce üst direğe sonrasında ise çizgiye çarpar. Sonrasında Alman oyuncu topu kornere gönderir. Sovyet yan hakem ise bir anlık tereddütün ardından orta sahaya doğru koşmaya başlar ve golü verdirir. Almanlar şoktadır. 101.dakikada gelen bu gol (topun tamamının geçmediği net bir şekilde görülebiliyor) Almanları psikolojik olarak oyundan düşürür ve devamında skor 4-2 olur ve kupa İngilizlere gider.

Tarih : 09.07.2006
Yer : Berlin - Almanya
2006 Dünya Kupası Finali
Fransa - İtalya

Her finalin ayrı bir hikayesi vardır. Bazıları ise hikaye üstüdür. Yakın tarihteyiz. Zidane, futbolu bırakacaktır, son turnuvasıdır. Finale kadar geldiler ve rakipleri güçlü İtalyanlar. İlk 20 dakikada hikayenin kahramanları Zidane ve Materazzi'nin golleriyle 1-1'lik eşitlik yakalanır ve kalan sürede gol olmayıp maç, birçok finalde olduğu gibi uzatmalara gider. 110.dakikada ise "o an" yaşanır. Bir pozisyon sonrası Materazzi'nin sözlü eylemine karşılık Zidane bir an durur, döner ve Materazzi'nin göğsüne kafasını yapıştırır. Bu hareketi yapmak için deliye dönmek lazım. Evet Zidane, Materazzi'nin kışkırtıcı sözlerinden sonra bu hareketi yapmış ve oyundan ihraç edilmişti. Devamında penaltı atışlarında 5-3 ile kupayı İtalyanlar kazanırken Zidane'ın kafası ise maçın çok önüne geçmişti.
Tarih : 22.06.1994
Ter : Pasadena - ABD
1994 Dünya Kupası Grup Maçı
ABD - Kolombiya 

Andres Escobar. Kolombiya'nın savunma oyuncusu. Henüz 27 yaşında. Grup maçında ev sahibi ABD ile karşılaşıyorlar. Her savunmacının kariyerinde belki de en az bir kere yaptığı şeyi yapıyor ve kendi kalesine gol atıyordu. Hem kim isterdi ki kendi kalesine gol atmayı? Fakat bu gol, bir yerde ülkesi Kolombiya'nın favori olarak gösterildiği gruptan çıkamamasına sebep oldu. Dünya Kupası sonrası akraba ziyareti için ABD'de kalan Escobar, bir gece arkadaşlarıyla barda eğlendikten sonra otoparka indiğinde üç kişinin silahlı saldırına uğradı ve arkadaşlarının hastaneye aldırmasına rağmen hayatta kalamadı. Kendi kalesine istemeden attığı bir golle can veren Escobar'ın cenazesine yüzbinler katıldı. Hiçbir şey sağlıktan önemli değildi ama futbolun yazılı olmayan kuralları bir gencin hayatına son vermişti. 1994 Dünya Kupası, Escobar ile her daim hatırlanacak...
Tarih : 23.06.1990
Yer : Napoli - İtalya
1990 Dünya Kupası İkinci Tur Maçı
Kamerun - Kolombiya

Kamerun; Romanya, Arjantin ve Sovyetler Birliği'nin olduğu grubu lider tamamlayarak tüm dikkatleri üzerine çeker. İkinci turda rakip Valderrama'lı Kolombiya'dır. Ama Kamerun'da da efsane golcü Roger Milla var ve yaşı 38. Maç uzatmalara gider. Roger Milla 106 ve 109'da attığı iki golle çeyrek finalin kapısını iyice açar. Kalan dakikalarda yedikleri bir gol sonucu değiştirmez ve bir Afrika ülkesinin bir Dünya Kupası'nda erişebildiği en yüksek mertebeye ulaşırlar. Bu gurur kesinlikle Roger Milla'ya aitti ve çeyrek finale kadar attığı 4 golle ülkesini en iyi şekilde temsil etti. Atttığı gollerden sonra kendisine has yaptığı sevinç gösteri ise yıllar geçse de asla unutulmadı. Kendisinden sonra bir çok gol sevincinin belki de ilhamı oldu. 42 yaşındayken 1994 Dünya Kupası'na da katılarak bir gol daha attı ve "Kupa tarihinin en yaşlı golcüsü" ünvanını aldı.
Tarih : 06.09.1995
Yer : Wembley Stadı - İngiltere
Hazırlık Maçı
İngiltere - Kolombiya


Tarihin en unutulmaz ve sıradışı kalecileri diye bir kategori oluştursak, Kolombiyalıyı kesin listeye dahil ederiz : Rene Higuita... Döneminde Valderrama ve Asprilla ile Milli takımının en önemli futbolcularındandı. Bir kalecinin kendine olan özgüveninin en üst noktada olduğuna işaret ise onun hazırlık maçında hem de tarihi Wembley Stadı'nda İngiltere karşısında tıklım tıklım dolu taraftar önünde o efsane 'akrep' kurtarışını yapması idi. İnanılmaz, akıl dışı bir kurtarıştı bu. Taklidi, bir benzeri asla yapılmamıştı. Hem ondan başka zaten kim yapabilirdi ki? Lakabı 'El Loko' yani Türkçe karşılığı 'manyak' olan Higuita, aynı zamanda dünyanın en golcü 5.kalecisi durumunda. Doping kullandığı gerekçesiyle 1994 Dünya Kupası'nı kaçırmak zorunda kaldı. 44 yaşına kadar futbol oynayıp 2010'da futbolu bıraktı.

9 yorum:

  1. Malatya Haber Sitesi Olarak Sizi Takip  Ediyorum Başarılarınızı Diliyorum İyi Bloglamalar :)  

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler hep beraber inşallah...

      Sil
  2. Zidane ve Materazzi olayını unutmak mümkün değil :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten malum olayın heykeli bile yapıldı biliyorsunuz...

      Sil
  3. Ve İngiltere Kolombiya maçı o müthiş kurtarış. Müthiş demek bile az kalır herhalde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihte benzeri dahi yok, olmaz da zaten :)

      Sil
  4. Escobar'ı hatırlamıyordum çok yazık olmuş

    YanıtlaSil
  5. Cok guzel bir paylasım olmus hocam emeginize saglık blogunuzu takibime aldım iyi calısmalar :) eminmetin.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osvaldo Casanova kadar sizin anlatiminiz ve diliniz de gayet iyi olmuş

      Can

      Sil

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR