Pirlo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pirlo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2017 Salı

Serie A - En çok frikik golü atanlar

Çok da eskiye gitmeye gerek yok aslında. Şimdiki futbol ile yaklaşık 15 sene önce oynanan futbol arasında dahi ciddi farklılıklar var. Tempo daha arttı ve buna bağlı olarak gol sayıları ve ortalamaları da yükseldi. Fransa Lig 1 dahi standartlarının üzerinde gol yağmurlarının izlendiği sıradışı bir lig oldu. Günümüzde futbolcular, istatistikleri pek bir sever oldular. Bunda Messi ve Ronaldo'nun çıtayı yükseltmeleri - pardon uzaya çekmeleri - önemli bir etken. 5 büyük futbol liginde her daim daha az golün atıldığı Fransa'da sezonu şampiyonlukla noktalayan Monaco, 38 maçta attığı 107 golle maç başı 2,82 gibi mükemmel bir ortalama yakaladı. Aynı dönemde La Liga'yı şampiyon tamamlayan ve C.Ronaldo, Benzema, Morata, Bale gibi golcüleri elinde bulunduran Real Madrid ise aynı maç sayısında 106 gol attı. Monaco'yu toplam gol sayısında tek geçen kulüp ise 116 golle Barcelona olmuştu.

Yukarıdaki paragrafın ilk cümlesinin içini biraz daha doldurmak gerekirse; sözkonusu iki dönemin birbirinden farklı olmasının yansımalarından biri de, frikik gollerinin nispeten daha az atılması. Bu konuda Serie A özelinde olaya bakarsak; duran toplardan atılan gollerin bir hayli azaldığını söylemek pek mümkün. Daha geçen gün sosyal medya sitelerinde de gördüğünüzü düşündüğüm Torino teknik direktörü Mihajlovic'in kalecisini çalıştırdığı - adeta maymun ettiği - antrenman görüntüleri bir hayli dikkat çekmişti. "Form geçici, klas kalıcı" sözünü adeta yaşatan amcamız, gençlere yada 'en iyi frikikçi benim' diyenlere ben hala ölmedim mesajını da veriyordu şüphesiz. Sinisa Mihajlovic, bir diğer duran top ustası ağır abimiz Andrea Pirlo ile Serie A'da hala en fazla frikik golü atan futbolcu konumunda. Ayrıca 'Miha' lakaplı Mihajlovic'in Serie A kariyerinde attığı 38 golün 28'inin frikikten olması da muazzam.

Bu iki futbolcuyu ise Del Piero, Roberto Baggio, Francesco Totti gibi isimler izliyor. Maradona'nın listedeki diğer isimlere nazaran kısa denebilecek (8 sene) çizme macerasında attığı 14 frikik golü de çok önemli. Şu an aktif futbolcular içerisinde ise henüz bu listeye girebilecek futbolcunun olmaması futbolun ne denli farklılaştığının net bir göstergesidir.

8 Ekim 2015 Perşembe

Once upon a time / Bir zamanlar...

"Nerede o eski bayramlar" der ya büyüklerimiz hani. Hatta belirli bir yaşa gelince bizler de küçüklerimize bu sözleri söyleriz. Babadan oğula, kuşaktan kuşağa, nesilden nesile böyle devam eder bu bayram muhabbetleri... Futbolu yaşayan, takip eden, sürekli gündeminde olan bizler de zamanla "Nerede o eski futbolcular" diyoruz, yaşlarımız bir futbolcunun futbolu bırakma yaşına geldiğinde. Herşeyin ilki, bozulmamış hali en değerlidir ya, şimdiki popüler jenerasyonun en az 10-15 yaş büyüklerinin oldukları futbol zamanları da o devri yaşamış kişiler için (ben bu kategoriye giriyorum) ayrı bir önem arz etmekte. Aynı şekilde bizden büyükler de kendi izledikleri çağlardaki futbolcuların en unutulmaz ve özel olduklarını iddia ederler.

Özellikle teknolojinin, dijital futbolun hayatımıza girmediği ya da yeterince yer etmediği zamanların en özel insanları onlar. İdollerimiz, unutamadıklarımız, dün gibi maçlarını hatırladığımız, efsane kelimesinin içini sonuna kadar dolduran muazzam futbolcular. 

Yazımızın başlığında da dediğimiz gibi "Once upon a time" yani "Bir zamanlar" deyip geçmişte bir tur için herkes koltuklarına otursun ve her fotoğraf karesini gerekirse büyüterek tekrar tekrar baksın...






















7 Ağustos 2015 Cuma

The Artist : Andrea Pirlo


Bu fotoğrafın altına ne yazılabilir ki? Ne eklenebilir ki?

Zaten bilenler, tanıyanlar onu çok iyi anlatmış ve özetlemiş... 

Andrea Pirlo...

Yeşil sahaların artisti, başbakanı, en değerli birkaç konsey üyesinden biri...

Futbolu şiir gibi oynayan, futbolun sessiz 'dahi'si...

Günümüz büyük futbolcuların popülerliğinden uzak, basit yaşam tarzı ve medyatik olmaktan kaçan, kendine has oldukça karizmatik bir beyefendi...

Birçok genç, orta yaşlı ve tecrübeli jenerasyonu yani 3-4 nesli birden etkileyen, sıradışı bir futbol bilgesi. O futbolun patronu, saygı konusunda kimsenin tereddüt etmediği örnek bir 'aktör'...

Brescia'da başlayan futbol kariyerinde İnter, Milan, Juventus ve şimdilerde New York City...

İtalya'da birçok efsane jenerasyonun anahtar ismi. 2006 ve sonrasında Serie A'nın marka değerinin iyiden iyiye düşmesine inat ayakta kalan yegane futbolcu. Özellikle Maldini, Nesta, Del Piero vb. sonrası yani son 5 yılın en önemli "Serie A bayrak adamı"...

2005 İstanbul Şampiyonlar Ligi tarihi finalinde 3-0'dan kupayı verdikleri Liverpool maçı sonrası futbolu dahi bırakacak noktaya gelmişken, yıllara inat sürekli olgun futbol, profesyonel bir yaşantı ve eşine az rastlanır türden tüm dünyanın karşısında büyük bir saygı ile eğildiği muhteşem bir futbol kişiliği...

Futbola ofansif ortasaha mevkiisinde yani forvetin hemen arkasında "10 numara" rolünde başlasa da zamanla merkez ortasahada oyunu çift yönlü oynayabilen tam bir oyun kurucuya dönüşü. Ancelotti, onun bir dünya markası olmasında başrolü oynayan bir yol gösterici. Futbolda elde edilebilecek tüm büyük kupaları birer birer kazanan örnek bir şahsiyet...

Evet sözümü tutamadım ve farkında olmadan Pirlo hakkında fazlasıyla yazmışım, özür dilerim. Ama hak ediyor be abi, onun için az bile...

29 Temmuz 2015 Çarşamba

2015 - Efsaneler Giderken...

Gerrard'sız bir Liverpool, Casillas'ın olmadığı bir Real Madrid, Xavi'siz bir Barcelona, Schweinsteiger olmadan Bayern Münih (gönderiliş sebebi farklı olsa da), Pirlo'suz bir Serie A...

Drogba ve Lampard'ın Ada'dan uzaklara kaçışı, son 15 yılın en iyi 3 kalecisinden biri olan Petr Cech'in acısını kalbine koyarak 11 sene aradan sonra Chelsea'den gönderilişi ve modern çağın filozofu Klopp'un futboldan kısa zamanlı kopuşu...

Efsaneler birer birer uzaklaşırken aramızdan...

Konduramıyoruz belki de onların bu şekilde gidişlerine. Hep aynı takımda kalsaydılar diyoruz ama 'nankör' futbol ve 'hayırsız' yöneticiler hep onları "30+ yaş sendromu"ndan uzaklara iteliyor. Tıpkı daha önce Raul'un Galacticos'tan koparılması gibi, Del Piero'nun Juventus'tan zamansız ayrılışı gibi... Belki de birkaç yıl sonra sıra Rooney'e gelecek, Ramos'a gelecek, Ribery, Buffon, Terry, İniesta'ya gelecek. Kim bilir? Herkes Giggs, Scholes, Maldini, Puyol, Zanetti gibi şanslı olmuyor maalesef. 

Şüphesiz hepsine üzüldüm ama en çok da, 25 yılını kulübe veren ve küçük bir çocuk gibi ağlaya ağlaya giden Casillas ve 'Serie A' markasının son 7-8 yılda iyice yerlerde süründüğü bir ortamda tek başına mücevher gibi parlayan ve çevresindekilere de bir ışık olan nam-ı diğer 'başbakan' Pirlo'nun ABD'ye gitmesine üzüldüm. 



Dünyanın en büyük derbi organizasyonu olan Real Madrid - Barcelona maçlarında artık iki efsane Casillas ve Xavi olmayacak. Buna alışmak hiçte kolay değil. Schweinsteiger demek Bayern Münih'in kalbi demek. Her ne kadar gitmeyi kendisi istese de Bastian'a Bawyera'nın bağrından verilen güç, bağ, dinamizm halefi olan Vidal tarafından ne derece verilebilecek? Gerrard'ın Liverpool ile olan gönül ilişkisini, takımın en başarısız olduğu dönemlerde dahi gemisini başarılı şekilde çılgın denizlerde batırmadan yürüttüğü o anları asla unutmayacağız. Gerrard'ın her şeyiyle takımın üzerindeki görüntüsünü Henderson üstlenebilecek mi?

Drogba'nın efsane olduğu Chelsea'de ve 2 sezon kaldığı Galatasaray'daki maçları, Türkiye Ligi'ne kattığı marka değeri de hep aklımızın bir köşesinde kalacak. Chelsea gibi bir kulübü dünyanın en prestijli markalarından biri haline getirmede en büyük yardımcılarından olan, ortasaha oynamasına rağmen golcülüğü, efendiliği ve 'adam'lığı ile nam salan Lampard'ın Avrupa'yı terk etmesi de ayrı bir üzüntü, ayrı bir sinir bozucu etken. Ya Cech gibi efsane bir kalecinin henüz 33 yaşında olmasına rağmen her şeyini verdiği Chelsea'den ezeli rakibi Arsenal'e gönderilişine ne demeli? Cech belki hala Londra'da ama mavilerdeki ortamı, ev sahipliğini, arkadaşlık ilişkilerini, en önemlisi de huzuru Wenger'in kırmızı malikanesinde bulabilecek mi?

"Andrea Pirlo demek Serie A demek". Peki şimdi çizmeyi kim temsil edecek? Usta frikikleri, otoriter ruhu, kazanma arzusu, futbolun kitabını yazan kişiliği ile Pirlo'suz bir Serie A çok da takip edilesi görünmüyor. Son yılların en modern futbol düşünürlerinden Jurgen Klopp'un harika Dortmund projesinin de bu kadar erken bitmesi ve Klopp'un kendi deyimiyle futbola biraz ara vermesi de dünyanın dört bir yanındaki hayranlarını bir hayli üzdü. Dortmund'u eski günlerine geri döndüren efsane projesi başarıyla sonuçlandı ve misyon tamamlandıktan sonra kabuğuna çekildi. Futbolun dahi filozofu bir gün daha sağlam geri dönecektir, beklemedeyiz...

16 Haziran 2014 Pazartesi

İki Efsane : Gerrard & Pirlo

Fotoğrafın altına ne yazsak boş...

İki futbol efsanesi, iki heykeli dikilesi insan...

Son 15 yıla damga vurmuş iki süper yetenek...

Biri, Liverpool denilince hemen yanına iliştirilen ilk isim, bir hırs makinası, takımını asla yalnız bırakmayan, bayraktar futbolcu Steven Gerrard...

Diğeri ise İtalya futbolunun 2000'li yıllarına damga vurmuş ve gittiği her takımı şampiyonluklara, kupalara uzandırmış, futbolun sakin patronu Andrea Pirlo...

İkisinin de son Dünya Kupası...

ve iki efsaneyi böylesine bulmuşken paylaşmamak da olmaz...




SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR