Efsane futbolcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efsane futbolcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2017 Çarşamba

Messi and Ronaldinho 2007

Bazen yorum yazmaya gerek kalmaz. 
Fotoğraflar her şeyi anlatmaya yeter. 

Halef, selef gibi... Abi, kardeş gibi... 
Bayrak yarışında, sırasını diğer arkadaşına vermek gibi...
Hızla büyürken, her zaman yanında olmak gibi...
Tecrübesi ve bilgeliğiyle onu eğitmek gibi...

30 Mayıs 2017 Salı

Totti'nin Vedası

Bazı futbolcuların vedaları futbolseverlere çok koyar. Özellikle de bir kulüple özdeşleşmiş kariyerlerinde sadakatin ne anlama geldiğinin futbolda ruh bulmuş timsallerinin vedaları hepsinden zordur. Tıpkı Maldini gibi, Giggs gibi, Lahm gibi, hatta kariyerlerinin son demlerinde takımdan ayrılmak zorunda bırakılan Gerrard gibi, Lampard gibi, Xavi gibi, Casillas gibi, Del Piero gibi...

Bir futbol kulübünde tüm kariyerini geçirmek, aynı zamanda o şehrin de sembolü olmak demek. Esasında Maldini demek Milan demek, Lahm demek Bayern Münih demektir. ve şimdilerde çok büyük bir yıldız daha kaydı yeşil sahalardan. Bir bayrak adam daha kramponlarını astı. Vedasında ağlarken, herkesi ağlattı. Hem en güzeli de bu değil midir, futbola veda ettiğinde dost, düşman kimse sevinmiyor. Herkes üzülüyor, ağlıyor. Bir şehir yasta. Roma'nın bir kanadı kırık. Roma'nın sahibi Francesco Totti, 25 yıllık Roma kariyerine son verirken kelimeleri doğru seçip şu yazıyı yazmak bile inanın çok zor.

3 farklı jenerasyonla futbol oynayan, zamanında birçok kulübün astronomik transfer tekliflerini elinin tersiyle iten, kariyerinde unutulmaz birçok gole imza atan ve her şeyden önce futbol oynadığı kulübüne ölümüne bağlı kalan bir imparatordu Totti. Onun vedası ile bir çağın kapandığı da bir gerçek. Teknolojinin bu kadar içimize işlemediği 90'lı yıllarda çoğu futbolseverin hayranlık beslediği, kimilerinin idolü olduğu 10 numara Totti artık yok. 2000'li yıllarda olgun futbolu ve kreatif yetenekleri ile sahada adeta 'döktüren' Totti artık yok. 2010 ve sonrasında kariyerine, sadakatine methiyeler düzülüp genci, yaşlısı her kesimin adı geçtiğinde önünü iliklediği saygın futbol adamı Totti artık yok!

Totti Roma'dır, Roma'da Totti'dir. O bir futbol fikrinin son bayrağıydı. Yaşadığı şehri, oynadığı kulübü tam anlamıyla ailesi gibi gören, adeta kulübünün bekçisiydi. Açıkçası bir tane daha Totti kalmadı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Roma'yı herkesten, her şeyden çok seven, sadakati ile bir gün dahi Roma'ya yalan söylemeyen, bir futbolcunun transferindende öte üretebileceği en büyük değere, en ulaşılmaz seviyeye çıkan ve herkesin büyük bir saygı ve sevgi ile hatırlayacağı Totti artık yok!

Çeyrek asır bir kulübe hizmet etmek, futbol tarihinin en eşsiz parçalarından biri olmayı başarmak, sadece Roma'nın değil, futbolu kalbine kazımış herkesin kaptanı olabilmek herkesin harcı değil. Ancak Totti olursan, tüm bunlara sahip oluyorsun. No Totti, no party!

...................................................................................................

⏩ İtalyan futbolcular, genel anlamda kulüplerine çok bağlıdırlar. Hatta lejyonerliği de fazla sev(ç)mezler. Kulüplerinden ayrılsalar dahi ülkesindeki başka kulüplere imza atarlar. O yüzdendir ki bir Barcelona, Real Madrid, Bayern Münih, Chelsea, Man. Unıted yada Arsenal'de oynamış ve iz bırakmış bir İtalyan futbolcu görmeniz yüzde bir ihtimal dahilindedir. Genlerinde mi vardır bilinmez ama bu endüstriyel futbol zihniyetinde tek bir kulüpte 10 yıldan fazla futbol oynamak artık eşine fazla rastlanır bir durum değil. Buffon, Del Piero, Maldini, Costacurta, Zanetti (19 sezonla zaten o en iyi İtalyandan daha İtalyan artık), Gattuso, Favalli, De Rossi, Albertini, Di Natale, Ambrosini, Antonio Conte ve Roberto Mancini ilk akla gelenler olarak dikkat çekiyor. ⏪

Kapanışı Totti'nin en güzel gollerinden birisi ve Genoa maçı ile yaptığı vedadan kalma en güzel fotoğraflar ile yapalım... 



 

21 Mayıs 2017 Pazar

Buffon or Zidane?

Del Piero mu, Raul mu?
Montero mu, Hierro mu?
Trezeguet mi, Morientes mi? 
Nedved mi, Figo mu?
Davids mi? Makelele mi?
Zambrotta mı, Salgado mu?
Tacchinardi mi, Guti mi?
Pessotto mu, Roberto Carlos mu? 
Thuram mı, Helguera mı? 
Camoranesi mi, McManaman mı?

Marcello Lippi mi, Vicente del Bosque mi?
...
..

Son olarak; Buffon mu, Casillas mı? diyeceğim ama Buffon 39 yaşında hala kalede. 
O yüzden soruyu şöyle sormak lazım :

Buffon mu, Zidane mı?
 
Dev randevu, dev final 3 Haziran'da Cardiff City'de.

19 Nisan 2017 Çarşamba

Bir dönemin sonu

2004'te Porto'yu Avrupa'nın 1 numarası yaptığında soluğu Ada'da, Premier Lig'de alacaktı Jose Mourinho. İngiltere'de bütün durağan giden işleri bozacak, tabloidleri değiştirecek, alışkanlıklara son verecek, sivri dili ve kendine has taktikleri ile başta Chelsea olmak üzere aynı zamanda Ada futbolunun da tarihini değiştirecekti. Gelir gelmez ilk sezonunda kulübüne 50 sene sonra lig şampiyonluğu yaşatacak, döneminin en iyileri arasında yer alan Sir Alex Ferguson, Arsene Wenger ve diğerleri ile zaman zaman atışacak, onların bir anlamda belalısı olacaktı. İki dönem Chelsea'yi çalıştıracak ve bu dönemlerde Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayamasa da takımını sürekli Avrupa'nın en elit takımları arasına yazdırmayı başaracak olan Mourinho'nun unutulmaz Chelsea'sinde 4 futbolcu vardı ki, bunlar takımın tüm başarılarındaki ortak payda idi. Hepsini biliyorsunuz, bu dört kişi Cech, Terry, Lampard ve Drogba'dan başkası değildi. Biri kalede 'dev'leşip uçan kaçanı tutacak, biri savunmada adam geçirmeyecek, diğeri orta alanda oyunu iki yönde de şiir gibi oynayacak, kalanı da en zor zamanlarda takımın gol yükünü çekip zaferler yaşatacaktı. Plan, program mükemmele yakın bir şekilde yıllarca sürüp işleyecek ve Chelsea, kulüp tarihinin altın çağını yaşayacak, en ulaşılmaz denilen kupaları kazanacak, koleksiyonunu sürekli genişletecekti.
Didier Drogba (2004-2012 ve 2014-2015) Petr Cech (2004-2015) Frank Lampard (2001-2014) John Terry (1998-2017)

Öncelikle takımına adeta tek başına Şampiyonlar Ligi'ni kazandıran Drogba 2012'de (2014-2015'te 1 sezon daha), sonrasında 2014'te Lampard takımdan ayrılmak zorunda kaldı. 2015'te ise Cech, yaş engeline takılıp kaleyi Courtois'e bırakıp Arsenal'e imza attı. Herkes birer birer giderken Terry ise dimdik ayakta kaldı. Acımasız yıllara, gelen giden teknik direktörlere inat takımın demirbaşı olarak sürekli kadronun içinde yer aldı.

11 sezon aralıksız forma giyen Cech; 2000'li yılların en iyi 5 kalecisinden biri olacak, Terry; Avrupa futbolunun son 15 yıldaki en iyi 5-6 savunmacısından biri olarak anılacak, Lampard; 'çift yönlü ortasaha' cümlesi kurulunca akla gelen 4-5 isimden biri olarak örnek gösterilecek ve Drogba; 'bir takımdan daha fazlası'nın baş aktörlerinden ve son 15 yılın en yetenekli santrforlarından biri olarak dillendirilmeye devam edecek.

John Terry; dönem dönem futbol dışı vukuatları ile gündeme gelse de o, tekmeye kafa atan savaşçı karakterinin yanı sıra, gemisini en zor günlerde dahi terk etmeyi düşünmeyen sağlam duruşu ve kulübüne doğuştan bağlılığı ile adını çoktan efsaneler arasına yazdırdı bile. 'Mahşerin dört atlısı'ndan kalan 'son kale' John Terry de 2017'de aktif futbol yaşantısına son veriyor. Stamford Bridge tribünleri ve Londra onu asla unutmayacak. Chelsea tarihinin en başarılı kaptanının rekorlarına bir göz atalım :

- Attığı 40 golle Premier Lig'in en golcü savunma futbolcusu
- Premier Lig'in en fazla gol yemeden maç tamamlayan savunmacısı
- Premier Lig'de Terry'den daha fazla kaptanlık pazubandı takan bir futbolcu yok
- FIFA Yılın 11'ine en çok seçilen savunma oyuncusu
- Premier Lig'de en fazla kırmızı kart gören Chelsea futbolcusu
- UEFA yılın savunmacısı ödülünü en fazla kazanan futbolcu
- 4 Premier Lig, 5 FA Cup, 3 Lig Kupası, 1'er kez de Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğu. John Terry'nin olmadığı Chelsea tarihinde ise müzede sadece 1 Premier Lig, 2'şer kez de FA Cup ve Lig Kupası var.

Şimdilerde 'mahşerin 4 atlısı' söz dizesinin içini Antonio Conte ile lig şampiyonluğuna koşan Courtois, Cahill (Kante), Hazard ve Costa dolduruyor. Bu dörtlü, birkaç yıl daha takımda kalırlarsa, Cech - Terry - Lampard - Drogba etkisini gösterebilecek potansiyele sahipler. Artık bekleyip göreceğiz...

27 Şubat 2017 Pazartesi

İtalya 2002

Di Livio, Del Piero, Cannavaro, Di Biagio, Vieri ve İnzaghi...
2002 İtalya Milli Takımı'ndan bir kare. Eğlenmek için güzel bir zaman. Keyifler gıcır. Önde golcülerin olması çok normal ama, en arkada Del Piero oraya olmamış sanki. Cannavaro ile yer değiştirmeleri lazım. Takımın ağır abilerinden Maldini ve Totti eksik sadece :) 

Geçmişe dair şurada güzel bir yolculuğa çıkabilirsiniz... https://goo.gl/uN3698

16 Şubat 2017 Perşembe

Onlar da çocuktu...

Dikkatli bakıldığında çoğunu tanıyacağınızdan eminim ama bazılarında fazlasıyla zorlanacağınızı düşünüyorum. Yeşil sahaların yıldız futbolcularının çocukluk zamanlarına gidelim istedim bugün. Şampiyonlar Ligi şampiyonu olanından tutun da Dünya Kupası şampiyonu olana kadar fazlasıyla ünlü ve bir o kadar da yıldız futbolcular bunlar. 

Hazırsanız turumuza başlayalım. Küçük bir kopya vereyim. Galerinin yarısı, başında "İ" harfi olan ülkelerin futbolcularına ait. Ayrıca başında "A" harfi olan ülkeler de az değil. En aşağıda yorum kısmında galeri hakkındaki görüşlerinizi paylaşabilir, sorularınızı sorabilirsiniz :)



















































































































22 + 1 kareden en az 15 tanesini doğru tahmin ettiysen sorun yok. 15'ten sonrası senin için büyük bir + ve bilgili olduğun kadar dikkatli bir futbolsever olduğunu gösterir. 20+ ise buyrun gelin, çay içelim, sohbet edelim :)

11 Ocak 2017 Çarşamba

2016 'Jübile Raporu'

Her yıl olduğu gibi 2016 yılında da birçok ünlü futbolcu aktif kariyerlerine son verdi. Son yıllarda futbolcuların kendilerine daha iyi bakıp jübile yaşlarını daha ileri bir seviyeye çektikleri net bir şekilde karşımıza çıkıyor. Misal; son dönemlerde Ryan Giggs (41), Rivaldo (43), Paul Scholes (39) gibi isimler futbolu profesyonel bir yaşantı ile birleştirip bu oyuna olan tutkularını en iyi şekilde hissettirmişlerdi. Hali hazırda aktif olarak bu güzel oyunu oynamaya çalışan Gianluigi Buffon 39 yaşına girerken, Francesco Totti 40'ını çoktan devirdi bile. Ze Roberto 42 yaşında Palmeiras ile Brezilya'da lig şampiyonluğu yaşadı ve hala 'Game over' demedi.

Peki 2016 yılında hangi futbolcular, bu güzel oyunu bırakıp sevenlerini üzdüler. Gelin listeye beraber bir göz atalım...



Miroslav Klose (38)... Kaiserslautern, Werder Bremen, Bayern Münih, Lazio.
Onun işi sadece gol atmaktı ve bu görevi de büyük bir ustalık ile yapardı. Dünya Kupaları tarihinin en fazla gol atan futbolcusu ünvanına, hem de bu büyük kupayı kazanarak sahip olmak bile başlı başına büyük bir efsane olduğunuzun kanıtıdır. Bundesliga şampiyonlukları ve bir kez kazandığı İtalya Kupası ise CV'sinin diğer önemli kalemleri.

Olan Stipe Pletikosa (37)... Hajduk Split, Shakhtar Donetsk, Spartak Moskova, Rostov, Deportivo.
Hırvatistan Milli takımını çok uzun süre koruyan kaleci, kariyerinde sadece Rostov ile Rusya Kupası'nı kazandı ama ülkesinin son dönemlerdeki en iyi kalecisi konumunda. Euro 2008'de Semih'ten 120.dakikada yediği golü ise hala unutamadığı, kendisinin söylediği bir gerçek.

Walter Samuel (38)... Newells Old Boys, Boca Juniors, Roma, Real Madrid, İnter, Basel.
2001'de geldiği Roma'da lig şampiyonu olduktan sonra, İnter'de de tam 5 kez bu başarıyı tekrar etti. Bir kez de Mourinho ile beraber Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadı. Kariyerinin sonunda Basel'de oynadığı iki sezonda da lig şampiyonu oldu.

Luca Toni (39)... Vicenza, Brescia, Palermo, Fiorentina, Bayern Münih, Roma, Genoa, Juventus, Al Nasr, Verona.
Futbolun seyyahlarından Toni, Serie A'da ve Bundesliga'da gol krallıkları yaşadı. İtalya Milli takımı ile 2006'da Dünya Kupası'nı kazanırken, Bayern Münih ile 2 kez lig şampiyonluğu başarısına ulaştı. 'Bay kule'nin kendine has gol sevinci ise hiçbir zaman unutulmayacak.

Mikel Arteta (34)... Barcelona, PSG, Rangers, Real Sociedad, Everton, Arsenal.
7 sezon Everton, 5 sezon Arsenal'de, toplamda 12 sezon Premier Lig'de kalıcı olarak oynaması ile çok büyük bir başarı. Arsenal ile 2 kez Community Shields ve bir kez FA CUP şampiyonluğu elde etti. Şimdilerde ise M.City'de Guardiola'nın yardımcılığını yapıyor.

Vyaçeslav Malafeev (37)... Zenit Petersburg ile tam 19 yıl ve başka bir kulüpte oynamadı. Son dönemlerde Akinfeev'in gölgesinde kalsa da Rus futbolunun son dönemlerdeki en iyi kalecilerinden biri olan Malafeev'in, 2 lig şampiyonluğunun yanı sıra, birer kez de UEFA Kupası ve Süper Kupa şampiyonluğu var.


Diego Milito (37)... Racing Club, Genoa, Zaragoza, İnter, Racing Club.
İnter'e geldiği ilk sezonda Serie A, İtalya Süper Kupası, Şampiyonlar Ligi ve FİFA Dünya Kulüpler Kupası şampiyonluğu yaşadı. 2014'te Racing Club ile Arjantin'de lig şampiyonu oldu.

Christian Abbiati (39)... Monza, Juventus, Torino, Atletico Madrid, Milan.
Zaman zaman yedek kalsa da Milan kulübü ile 17 sezon geçiren tecrübeli kaleci, kulübü ile 3 lig şampiyonluğu ve bir de Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadı.

Juan Carlos Valeron (41)... Las Palmas, Mallorca, Atletico Madrid, Deportivo, Las Palmas.
Deportivo ile tam 13 sezon oynadı ve kulübün unutulmazlar listesinde en ön sıralarda yerini aldı. 600'e yakın maça çıkan Valeron, kariyerinde hiç kırmızı kart görmedi.

Steven Gerrard (36)... Liverpool, Los Angeles Galaxy.
Liverpool ile tam 18 yıl geçen unutulmaz performans ve birer kez Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası ve Süper Kupa şampiyonluğu. Kariyerinin sonunda keşke ABD'ye gitmeye zorlanmasaydı ve Liverpool'da jübilesini yapsaydı çok daha iyi olacaktı.

Olexandr Shovkovskiy (42)... Dinamo Kiev ile tam 25 yıl. Başka bir kulüp yok, sanırım bu bile onun sadakatini ve 'efsane' sıfatını nasıl aldığının kanıtı olsa gerek. 14 lig şampiyonluğu, 100'den fazla Şampiyonlar Ligi maçına çıkma ve 9 kez Ukrayna'nın en iyi kalecisi ünvanına sahip.

Vyacheslav Shevchuk (37)... Metalurh Zaporizhya, Metalurh Donetsk, Shinnik, Shakhtar Donetsk.
Ukraynalı savunma oyuncusu Shakhtar Donetsk'in tam 13 yıl formasını giydi ve ülkesinde sayısız şampiyonluklar ve kupa kaldırırken, Lucescu ile 2009'da UEFA Kupası'nı kazandı.

3 Ocak 2017 Salı

Maradona - Özel Koleksiyon

2017 yılına çok çok özel bir futbolcu ile başlayayım dedim ve futbol tarihinin gördüğü en iyi futbolculardan biri olan Diego Armando Maradona'nın sıradışı futbolculuk hayatından her yerde göremeyeceğiniz kareleri paylaşmak istedim. Yeşil sahaların "mükemmel olmayan futbolcuların en mükemmeli" olarak tanımlasak asla abes olmayacak Arjantinli'sini daha farklı tanıyacağınızdan eminim. Kimisi siyah - beyaz, kimisi renkli 16 kareden oluşan özel bir koleksiyon. Saha içinde onu izleyenimiz de oldu; özetlerden, internetten maçlarını izleyenlerde. Ben daha çok onun saha dışındaki yaşantısını ve özellikle gençlik zamanlarını mercek altına almak istedim. Umarım beğenirsiniz.


Dün besteledim. Lütfen beni dinler misiniz?
Hiç gidesim yok ama neyse.

Şu ders notlarını hemen geçireyim deftere.
O kadar da ağır değilmiş.
Abi çekme ya, bugün iyi değilim.
Bu kahvenin şekeri az olmuş ama yine de içeceğim mecburen.

İtalya, anlattıkları kadar varmış, güzel yer.

San Paolo Stadı. Yine de beklediğimden az kalabalık görünüyorlar.

İyi alet ama sesi biraz boğuk gibi. "Thriller" albümü nerde ya?
1982. Vay be! Ben şimdi Barcelona'ya mı imza attım az önce?

Dar ağacında olsak da, son sözümüz Arjantin.
Karda kaymaya geldik, adamlar bizi maymun etti...
Sizin yerinize de içeceğim.

Terliyim, üşüdüm beyler. Daha çok var mı?

"mükemmel olmayan futbolcuların en mükemmeli" sözü Bülent Timurlenk'e aittir.

To be continued...

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR