2017 yılı tenis dünyasında acayip fantastik başladı. Tarihin en özel 2 oyuncusunun küllerinden yeniden doğuşunu seyretmek inanılmaz keyifliydi. "Sakatlandılar, eskisi gibi olamazlar, yaşlandılar, gençlere ayak uyduramazlar" safsatalarının sadece kuru gürültüden ibaret olduğunu cümle aleme gösterdiler. Bir nevi akıl tutulması yaşattılar herkese. Tarih yapraklarını 10 sene geriye alıp, tarihi tekrar yazmak için anlaşmışcasına inanılmaz bir karakter ortaya koydular. Tüm bunları yaparlarken neden tenis tarihinin en çok sevilen iki sporcusu olduklarını yeniden hatırlattılar.
Sezonun yarısının ilk çeyreğini Federer domine etti, ikinci çeyreğini ise Nadal. Bu bir rüya olmalı belki de. Düşünsenize biri 36 yaşında, diğeri 31. Onlarca başarılı tenisçinin dur diyemediği iki büyük winner, iki büyük sporcudan söz ediyoruz. Onların yeri kolay kolay dolmayacak. Yeni jenerasyonun hali ortada. Tam birileri artık yükselmeye başlıyor diyoruz ki, duvara tosluyorlar. Yine de çok haksızlık etmeyelim, içlerinden birkaçı direnmeye çalışıyor, iyi işler çıkarmak için elinden geleni yapıyor ama şimdilik biraz daha beklemeleri gerekiyor yada var olan potansiyellerine level attırmak zorundalar.
Federer 2017'de bir Grand Slam, iki Masters1000 şampiyonluğu kazandı. Üç farklı Grand Slam'i en az 5 kere kazanan ilk raket ünvanını aldı. Avustralya Açık'ı, İndian Wells'i ve Miami'yi 35,5 yaşında kazanırken "ben hala ölmedim" mesajını verdi. Nadal ise abisinden devraldığı bayrakla o da bir Grand Slam,iki Masters1000 şampiyonluğu kazandı. Monte Carlo, Madrid ve Roland Garros'ta zirveye ulaşıp toprakta 'triple double' yaparken Monte Carlo ve Roland Garros'u 10'ar kez kazanıp 'La Decima' dedi. Şüphesiz eşi benzeri olmayan bu toprak performansına tarihte başka bir tenisçinin erişmesi neredeyse imkansız.
Önümüzde şimdi çim sezonu var. Federer, uğruna toprak sezonunu pas geçtiği, özlemini kurduğu 8.Wimbledon şampiyonluğuna ulaşmanın peşinde olacak. Tek dezavantajı 3 aydır tenis oynamaması gözükse de katılacağı 2 turnuva ile Londra'da yine en önemli şampiyonluk adaylarından biri olacaktır. Nadal sezonun geri kalanında katılacağı her turnuvanın neredeyse en baş favorileri arasında yer alacak. Çünkü kazandıkça ritmi arttı, kendine güveni en üst noktaya ulaştı ve 'doyumsuz' karakteri ile de daha fazlasını yapacağının sinyallerini eşe dosta verdi bile.
Wimbledon finalinde, gönül ister ki Avustralya Açık'ta olduğu gibi Federer - Nadal ikilisini görmek ama zaman ve şartlar neyi getirip götürecek, hep beraber göreceğiz. Siz siz olun, bu iki büyük tenisçinin oynadıkları maçları asla kaçırmayın, birbirinizle dalaş etmeyin ve oynanan oyunları zevk almak için, mutlu olmak için izleyin...
ATP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ATP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Haziran 2017 Pazartesi
Federer & Nadal 2017
Etiketler:
2017 Avustralya Açık,
2017 tenis sezonu,
2017 Wimbledon,
ATP,
efsane tenisçiler,
La Decima,
Rafael Nadal,
Roger Federer,
Roland Garros 2017,
tenis,
Tennis
24 Mayıs 2017 Çarşamba
30 yaş şampiyonu Djokovic
Novak Djokovic, pek çoklarına göre tenis tarihinin en iyi üçüncü oyuncusu. Mükemmel devam eden kariyerinde hala bu kategoride ikinci, hatta birinci olma şansı var. Bu yazı kaleme alınırken Nole, iki gün önce 30 yaşına girdi. Sırp tenisçi aynı zamanda bir süredir boşta olması sebebiyle yeni koçu Andre Agassi'yi de doğum gününden bir gün önce kamuoyuna açıkladı. Bu da yetmezmiş gibi Djokovic, 5 yıldır sponsoru olan Uniqlo ile yollarını ayırıp Lacoste ile anlaşmaya vardı. 30 yaşına girerken Roma Masters'ta finalde Zverev'e kaybetse de yeni koç + yeni sponsor ile Roland Garros'a hazırlanmaya başladı bile.
Tenis tarihinin en iyisi Roger Federer'in 36 yaşına girmesine yaklaşık iki ay kaldığını düşünürsek, kalan kariyerinde oynayacağı maximum iki yıl daha var gibi. Onun yerinde başka bir isim olsa belki bu kadar uzun süre fit kalıp hala kariyerine devam ediyor olamazdı. Zaten Federer gibi sporcuları en üst seviyede tutan başarının sırrı da bu olsa gerek : Kendilerine iyi bakıyorlar, işlerine büyük saygı duyuyorlar ve tüm bunları severek yapıyorlar. Sevmek demişken geçenlerde Nick Kyrgios'un "tenisi sevip sevmediğime emin değilim" açıklaması dahi Avustralyalı raketin kariyerinde nasıl gel-gitler yaşadığını göstermesi açısından önemli bir ayrıntı olsa gerek.
Federer'deki bu profesyonel anlayışın aynısı Nadal ve Djokovic'de de var. Nadal yaşadığı sakatlıklara aldırış etmeden turun sürekli içinde kalmak için fazlasıyla mücadele verdi. Hep daha iyisi için savaştı. Bitti denilen anlarda küllerinden daha güçlü doğarak geri dönmeyi başardı. Keza Murray de, tarihin en büyük üç tenisçisi ile aynı döneme gelen kariyerinde elinden gelenin en iyisini yaparak iki kez olimpiyat şampiyonluğu kazandı. Birçok üst düzey turnuvada kupalar kaldırdı ve o da nihayet dünya 1 numarası koltuğuna oturmayı başardı.
Tekrar Djokovic'e dönelim. Novak; Andy'den 1 hafta, Nadal'dan ise 1 yaş küçük. Federer ile aralarında hemen hemen 6 yaş fark var. Djokovic'in doğum günü şerefine; bu büyük dört tenisçi için hepsinin 30 yaşına ayak bastıklarında kariyerlerinde ne tür başarılar elde ettiklerine göz atalım istedim ve bununla ilgili küçük bir araştırma yaparak bunu tabloya döktüm. Tabloda birçok parametre var. Bu tablo 'kim daha iyi' kısmından öte, 'The Big Four'a neden böyle dendiğinin kanıtı gibi adeta.
Yine de her biri 30 yaşındayken hangisi genel anlamda daha iyi diye sorarsanız, ben az bir farkla Djokovic derim. Ya sizler?
Tenis tarihinin en iyisi Roger Federer'in 36 yaşına girmesine yaklaşık iki ay kaldığını düşünürsek, kalan kariyerinde oynayacağı maximum iki yıl daha var gibi. Onun yerinde başka bir isim olsa belki bu kadar uzun süre fit kalıp hala kariyerine devam ediyor olamazdı. Zaten Federer gibi sporcuları en üst seviyede tutan başarının sırrı da bu olsa gerek : Kendilerine iyi bakıyorlar, işlerine büyük saygı duyuyorlar ve tüm bunları severek yapıyorlar. Sevmek demişken geçenlerde Nick Kyrgios'un "tenisi sevip sevmediğime emin değilim" açıklaması dahi Avustralyalı raketin kariyerinde nasıl gel-gitler yaşadığını göstermesi açısından önemli bir ayrıntı olsa gerek.
Federer'deki bu profesyonel anlayışın aynısı Nadal ve Djokovic'de de var. Nadal yaşadığı sakatlıklara aldırış etmeden turun sürekli içinde kalmak için fazlasıyla mücadele verdi. Hep daha iyisi için savaştı. Bitti denilen anlarda küllerinden daha güçlü doğarak geri dönmeyi başardı. Keza Murray de, tarihin en büyük üç tenisçisi ile aynı döneme gelen kariyerinde elinden gelenin en iyisini yaparak iki kez olimpiyat şampiyonluğu kazandı. Birçok üst düzey turnuvada kupalar kaldırdı ve o da nihayet dünya 1 numarası koltuğuna oturmayı başardı.
Tekrar Djokovic'e dönelim. Novak; Andy'den 1 hafta, Nadal'dan ise 1 yaş küçük. Federer ile aralarında hemen hemen 6 yaş fark var. Djokovic'in doğum günü şerefine; bu büyük dört tenisçi için hepsinin 30 yaşına ayak bastıklarında kariyerlerinde ne tür başarılar elde ettiklerine göz atalım istedim ve bununla ilgili küçük bir araştırma yaparak bunu tabloya döktüm. Tabloda birçok parametre var. Bu tablo 'kim daha iyi' kısmından öte, 'The Big Four'a neden böyle dendiğinin kanıtı gibi adeta.
Yine de her biri 30 yaşındayken hangisi genel anlamda daha iyi diye sorarsanız, ben az bir farkla Djokovic derim. Ya sizler?
17 Mayıs 2017 Çarşamba
Akıl Oyunları
Yazınca da, okuyunca da, dinleyince de kulağa hoş gelmiyor,
evet. Acı ama gerçek; Roger Federer,
Roland Garros’ta yok. Tam 17 yıldır aralıksız katıldığı Fransa Açık’a geçen
sezon sakatlığı sebebiyle katılmayan Federer, bu sezon ise ekibiyle beraber
aldığı stratejik bir kararla yine katılmama kararı aldı. En başta hayranları bu
kararın şokunu yaşasa da, bir de olaya onun penceresinden bakalım.
Tenis tarihinin Grand Slam’ler seviyesindeki seyrinin belki de
en büyük kırılma anı 2017 Avustralya
Açık’tır. Efsane finalde eğer Nadal, Federer’i yenseydi Grand Slam
şampiyonluklarında 15 -17’yi görecektik ki, bu sonuç Nadal’ı Federer’i bu
alanda geçmesi oldukça muhtemel isim yapacaktı. Ne var ki Federer, Nadal’ı
yenince fark 3’ten 4’e çıktı ve Federer’i bu kategoride geçmek biraz daha
zorlaşmış oldu. 2017 yılına destansı bir şekilde giriş yapan ve Avustralya
Açık, İndian Wells ve Miami üçlemesi ile eski günlerine nazire yaparcasına
resital sunan tenis tarihinin en iyi isminin de dinlenmeye hakkının olduğu
aşikar ve aldığı kararlara da sonuna kadar saygı duymak gerekiyor.
Federer, Roland Garros’tan çekilme kararını aldığında,
yaptığı açıklamada; “Toprağı pas geçip
sezonun çim ve sert kort bölümüne hazırlanmamın daha doğru olacağını
düşünüyorum. Sezonun başlangıcı benim için mükemmeldi fakat daha uzun süre
oynamam için takvimimi düzenlemem gerekti. Takımımla birlikte tek bir toprak
kort turnuvasında oynamanın sezonun geri kalan kısmında tenisim ve fiziğim için
iyi olmadığını düşündük. Beni her zaman destekleyen Fransız seyircisini
özleyeceğim ve onları seneye görmek için sabırsızlanıyorum” dedi.
İlk olarak Federer gibi 36 yaşına merdiven dayamış bir
tenisçinin Roland Garros öncesinde en az bir tane toprak turnuvaya dahi
katılmaması, verdiği kararın beklenilen ama doğru zamanda dillendirilmeyi
bekleyen bir süreçte olduğunu gösterir. Zira onun bu yaştan sonra sadece hedef
belirlediği turnuvalarda yer alacağını biliyorduk. Federer’in vücut dili ve fiziki yapısı her zaman çim ve sert zemine
göre programlanmış yada vücudunu bu zeminlere göre adapte etmiş durumda. O
yüzden takvimde toprak sezonunu pas geçmesi kendisi için kesinlikle doğru
karar. Kaldı ki Federer’in fiziksel olarak zirvede olduğu dönemlerde dahi
Roland Garros’u sadece 1 kez kazanabildiğini düşündüğümüzde verilen kararın
kabul edilebilirlik boyutunu daha iyi anlamış oluyoruz. Toprağı bu sezon kasıp
kavuran ve önüne geleni süpüren Nadal’ın da form düzeyini düşündüğümüzde
Federer’in Fransa’da oynayıp, olası bir sakatlık süreci yada moral bozukluğu
yaşamadan tamamen önündeki çim sezonuna konsantre olması en doğru seçim olarak
görünüyor. Bu arada Federer her ne kadar ‘seneye
Fransız seyircisini görmeyi sabırsızlanıyorum’ dese de, bu kararından sonra
bir daha Roland Garros’a katılmayacağını düşünenlerin sayısı da bir hayli
fazla.
Federer’in toprak zeminde % 76’lık bir galibiyet yüzdesi ve
11 şampiyonluğu var. Bu aslında hiçte kötü değil, bilakis çok iyi
istatistikler. Sonuçta bir tenisçinin her zeminde % 80’in üzerinde galibiyet ortalaması tutturması onun
insan olmadığının kanıtı gibi. Federer’in topraktaki az sayıda görünen
şampiyonluklarının en büyük sebebi ise Nadal’a kaybettiği 11 toprak finalinin
olduğunu da notlarımıza ekleyelim. Nadal’ın toprak zemin galibiyet yüzdesi ise
92%. Zaten toprak zeminde tarihte Nadal’ın seviyesine gelmek günümüzde imkansızla
eş değer. Federer, Roland Garros’a katılmama sebebi olarak hedef gösterdiği çim
zeminde ise 87% gibi tarihin en iyi rakamlarına sahip. Hal böyleyken bu sezon
Wimbledon’u 8.kez kazanmak için mental ve fiziksel birçok hazırlığa girmesi
şart!
Federer, bir diğer etkili olduğu sert zeminde ise bu alanda
tarihin en iyilerinden birisi olan Novak Djokovic’ten (84%) sonra 83% ile
oldukça başarılı konumda. Wimbledon sonrası, Ağustos ayında üst üste sert
zeminde oynanacak Montreal ve Cincinnati Masters’ları da her zaman Federer’in finaller,
şampiyonluklar yaşadığı turnuvalardan sadece ikisi. Federer’in 2017 yılının
kalan sürecinde hedefinin asla dünya sıralamasında 1,2 yada 3 numarası olmak
değil Wimbledon ve Amerika Açık özelinde katılacağı her çim ve sert zeminde
şampiyonluklar yaşamak olduğunu bir kez daha gördük.
Federer, ekibiyle beraber AKIL OYUNLARI üzerine
çok kafa yoruyor ve bakalım bu oyunlar, kortlara nasıl yansıyacak? Zaman ne
gösterir bilinmez ama ekselanslarının hedeflerine yönelik aldığı bu stratejik
kararla beraber sanki minimum 2018 yılının sonuna kadar tenis oynamaya devam
edeceğinin sinyallerini aldık, ya siz?
- Bu arada Roland Garros öncesi Federer'den başka Serena Wiliams, Victoria Azarenka, wild card alamayan Maria Sharapova ve büyük ihtimalle Petra Kvitova da yer alamayacak. Djokovic ve Murray inanılmaz formsuz iken erkeklerde Nadal'ın fazlasıyla baskın ve favori olacağı bir turnuvayı izlememiz olası. Kadınlarda ise sürpriz bir isim şampiyon olabilir. -
- Bu arada Roland Garros öncesi Federer'den başka Serena Wiliams, Victoria Azarenka, wild card alamayan Maria Sharapova ve büyük ihtimalle Petra Kvitova da yer alamayacak. Djokovic ve Murray inanılmaz formsuz iken erkeklerde Nadal'ın fazlasıyla baskın ve favori olacağı bir turnuvayı izlememiz olası. Kadınlarda ise sürpriz bir isim şampiyon olabilir. -
8 Mayıs 2017 Pazartesi
İstanbul Cup - İstanbul Open 2017
Bir süredir blog sitemle ilgilenemedim, yazı paylaşamadım. Zira yaklaşık 15 günden beri Garanti Koza Arena'da düzenlenen, sırasıyla İstanbul Cup ve İstanbul Open ATP turnuvaları ile haşır neşir oldum. KORT dergisi ile beraber tüm turnuvayı yerinde takip ettik. Esenyurt'ta, çoğu insana ters gelen bir ikamet üzerinde oynandığı için belki özellikle haftaiçi maçlarında istenilen seyirci sayısına ulaşılamadı ama genel olarak başarılı bir organizasyon olduğunu da söylemeliyiz. Final maçının olduğu gün boyunca çocuklar ve ebeveynleri için yapılan aktiviteler oldukça dikkat çekici ve eğlenceliydi. Özellikle erkekler finalinde kortta 6.700 kadar seyirci olması ve aynı saat dilimine denk gelen Beşiktaş - Fenerbahçe derbisine rağmen kortun bu hali, tenis sporuna ülke halkımızın da verdiği değerin bir göstergesiydi.
Her zaman söylemişimdir; "tenis daima en iyi olanın kazandığı bir spor dalıdır" diye. İstanbul Cup'ta Elina Svıtolina, İstanbul Open'da ise Marin Cilic sonuna kadar hak ederek şampiyon oldular. Özellikle iki turnuvanın da finallerindeki seyirci sayıları oldukça fazlaydı ve tribünlerde de fazlasıyla ünlü isim vardı. Svitolina ve Cilic'in toprak sezonunun geri kalanında önemli işlere imza atacağını düşünüyorum.
Son şampiyon Çağla Büyükakçay'ın yanı sıra; Bouchard, Svıtolina, Babos, Cilic, Raonic, Schwartzman, Tomic, Troicki gibi isimlerin İstanbul'da kaldıkları süre içerisinde ülke tenisine ve ATP, WTA takvimine kattığı renk tartışılmaz. 2 sene önce Federer gibi efsane bir ismi ağırlamıştı İstanbul Open. Bu sene ise TOP 10 klasmanından dünya 6 numarası Raonic ve dünya 8 numarası Cilic ile seviye korundu diyebiliriz. Umarım önümüzdeki senelerde yine en üst klasmandaki isimleri Garanti Koza Arena'da ağırlamaya devam ederiz.
Madrid ve Roma Masters turnuvaları öncesinde bir nevi 'mini hazırlık' anlamına gelen ve aynı tarihlerde oynanan Estoril, Münih ve Budapeşte yerine İstanbul'u tercih eden yukarıdaki tenisçileri tebrik ediyoruz. I love you tennis!

Her zaman söylemişimdir; "tenis daima en iyi olanın kazandığı bir spor dalıdır" diye. İstanbul Cup'ta Elina Svıtolina, İstanbul Open'da ise Marin Cilic sonuna kadar hak ederek şampiyon oldular. Özellikle iki turnuvanın da finallerindeki seyirci sayıları oldukça fazlaydı ve tribünlerde de fazlasıyla ünlü isim vardı. Svitolina ve Cilic'in toprak sezonunun geri kalanında önemli işlere imza atacağını düşünüyorum.
Son şampiyon Çağla Büyükakçay'ın yanı sıra; Bouchard, Svıtolina, Babos, Cilic, Raonic, Schwartzman, Tomic, Troicki gibi isimlerin İstanbul'da kaldıkları süre içerisinde ülke tenisine ve ATP, WTA takvimine kattığı renk tartışılmaz. 2 sene önce Federer gibi efsane bir ismi ağırlamıştı İstanbul Open. Bu sene ise TOP 10 klasmanından dünya 6 numarası Raonic ve dünya 8 numarası Cilic ile seviye korundu diyebiliriz. Umarım önümüzdeki senelerde yine en üst klasmandaki isimleri Garanti Koza Arena'da ağırlamaya devam ederiz.
Madrid ve Roma Masters turnuvaları öncesinde bir nevi 'mini hazırlık' anlamına gelen ve aynı tarihlerde oynanan Estoril, Münih ve Budapeşte yerine İstanbul'u tercih eden yukarıdaki tenisçileri tebrik ediyoruz. I love you tennis!

İstanbul Open finali öncesi ve sonrası...
![]() |
Milos Raonic - Marin Cilic / İstanbul Open final |
Etiketler:
ATP,
Çağla Büyükakçay,
Garanti Koza Arena,
İstanbul Cup,
İstanbul Open 2017,
Kort dergisi,
Marin Cilic,
Milos Raonic,
sports,
Svitolina,
TEB BNP Baribas,
tenis,
Tennis,
WTA
22 Mart 2017 Çarşamba
ATP Masters1000 Turnuvaları
2016'nın ikinci yarısını sakatlığından dolayı pas geçen Roger Federer, 2017'ye rüya gibi bir başlangıç yaptı. Önce efsane finalde ezeli rakibi Rafael Nadal karşısında Avustralya Açık'ta kazanarak 18.Grand Slam şampiyonluğuna erişerek rekorunu geliştirirdi. Son olarak ise İndian Wells'teki Masters1000 zaferi ile 90. tekler şampiyonluğunu elde etti. Federer'in Masters1000 alanında kariyerinin 25. şampiyonluğunu kazandığı İndian Wells ile beraber ortaya enteresan bir istatistik daha çıktı.
FEDERER, AMERİKA'YI SEVİYOR...
Yandaki fotoğraftan da görebileceğiniz gibi Federer'in 25 adet Masters1000 şampiyonluğunun 16 tanesi, yani % 65'lik bölümü Amerika kıtasında gerçekleşti. Zaten 18 Grand Slam'inin 5 tanesini de Amerika Açık'tan elde ettiğini de hatırlatalım. Bu gerçekten de muazzam bir oran. Bir yıllık ATP sezonunda toplamda 9 adet Masters1000 turnuvası var ve bunların 4 tanesi (% 45) Amerika kıtasında. Bunlar; Cincinnati, İndian Wells, Miami ve Montreal. Çok ilginçtir ki, bu 4 turnuvanın da zeminleri serttir ve turnuvalar ikili şekilde ard arda oynanmaktadır. Yani geçen Pazar İndian Wells'te vatandaşı Wawrinka'yı yenerek şampiyon olan Federer, bu turnuvadan yalnızca 4 gün sonra Miami Masters'da da mücadele edecek. Bu yazı kaleme alınırken Miami Masters da başlamış bulunmakta ve Federer; Murray ve Djokovic'in olmadığı bu turnuvanın favori isimlerinden biri. Aynı şekilde bu yıl 7 Ağustos'ta Kanada'daki Montreal Masters'tan hemen sonraki haftada Cincinnati Masters'ın başlayacağını belirtelim.
Federer'in 25 Masters1000 şampiyonluğunda Cincinnati ve İndian Wells'in önemi çok büyük. Toplam 25 şampiyonluğunun 12'si, yani neredeyse yarısı bu iki turnuvadan geldi. Sert zeminde en az çim zemindeki gibi iyi oynuyor ve yeni oyun tarzına, başta yeni denebilecek hocası İvan Ljubicic'in önderliğinde çabuk adapte oldu ve olumlu yansımalarını da kısa sürede görmeyi başardı.
![]() |
ATP Masters1000 turnuvalarını kazanan tenisçiler |
4 tane ve ikili gruplarda üst üste sert zeminde oynanan Amerika kıtasındaki Masters1000 turnuvalarından sonra Avrupa'daki 4 turnuvaya da bir göz atalım. Sezonun Avrupa'daki ilk Masters1000 turnuvası 16 Nisan'da Monaco'daki Monte Carlo Masters. Toprak zeminde oynanacak olan bu turnuvanın bitmesinden 15 gün sonra ise önce 7 Mayıs'ta Madrid'de, hemen ardından 14 Mayıs'ta da Roma'da toprak zeminde Masters1000 turnuvaları oynanacak. Sezonun ikinci Grand Slam turnuvası olan Roland Garros'a (28 Mayıs'ta başlıyor) ön hazırlık anlamına gelen bu 2 Masters1000 turnuvası tenisçiler için önemli bir prova niteliğinde. Rafael Nadal'ın kazandığı 28 ATP Masters1000 turnuvasının 21 tanesinin (% 75) toprak zeminde alması, kendisine neden "toprağın kralı" denmesinin en önemli kanıtlarından. Ayrıca Nadal'ın 14 Grand Slam şampiyonluğunun 9 tanesi de Roland Garros'tadır. ATP takviminin en son Masters1000 turnuvası ise Ekim ayının sonunda başlayacak olan Paris Masters turnuvası ve sert zeminde oynanıyor.
----> Ek olarak; 2008'den bu yana ATP Masters1000 turnuvalarının % 88'ini 4 raket kazandı. Djokovic 28, Nadal 19, Murray 14 ve Federer 12 kez şampiyon oldular.
*** Yazı, Miami Masters sonrası 3 Nisan 2017'de güncellenmiştir.
13 Şubat 2017 Pazartesi
Federer, 18 ve birkaç şey...
2016 Wimbledon sonrası sakatlık sebebiyle sezonun geri kalanında maça çıkmayan Federer, geçen sezon sadece 7 turnuvaya katılabilmiş ve hiçbir şampiyonluk kazanamamıştı. 2016'da kariyer sezonunu geçiren Murray 17, dünya 2 numarası Djokovic yine 17, Wawrinka 21, Raonic 19, Nishikori 20, Nadal ise 16 turnuvada mücadele etmişti. 2017 Avustralya Açık şampiyonluğu başta Federer olmak üzere tüm dünyadaki tenis severler için büyük bir sürpriz olsa da işin içinde Federer olunca aslında her şeye biraz daha hazırlıklı olmamız gerektiğini bir kez daha görmüş olduk. Finalde FEDAL olunca da hafızalardan silinmeyecek bir sonu izlemiş olduk.
İlk Grand Slam şampiyonluğuna, Nadal (19), Djokovic (21) gibi isimlerin aksine Federer, daha geç (22 yaş) ulaşsa da onun tenisi neredeyse tek başına domine etmesi ile (2004 - 2009) şimdilerde kırılması oldukça zor bir sayıya (18) ulaştı. 18 belki de bir gün kırılacaktır bilinmez ama tenis sporuna onun kadar derin etki bırakabilecek birisi olacak mı, işte orası muamma.
Federer'in Avustralya Açık zaferi ve Nadal'ın yıllar sonra dönüşü aynı zamanda modern teniste bir başka olguyu bizlere yansıtıyor. Daha önceki dönemlerde Grand Slam'lerde rekabetin boyutu daha geniş ve şampiyon isimlerin sayıları daha fazla iken, özellikle 2000 yılından bu yana rekabetin boyu da, genişliği de bir hayli kısaldı. 2005 yılından günümüze olan Grand Slam şampiyonluklarının % 80'in de ise sadece 3 ismin adı geçiyor : Federer, Nadal ve Djokovic. Bu 3 isim, belki de tenis tarihinin en iyi üç ismi. O yüzden izlemeye ve büyük bir tarihe tanıklık etmeye devam!
Etiketler:
2017 AusOpen,
Agassi,
ATP,
Djokovic,
Federer,
Grand Slam,
Murray,
Nadal,
Sampras,
tenis,
Tennis
30 Ocak 2017 Pazartesi
Federer Olmak
"Federer, yıllanmış bir şarap misali; içtikçe içesiniz, izledikçe izleyesiniz geliyor. Federer, sevgiliye okunan bir şiir misali, her okunduğunda sizi değişik dünyalara götürüyor, sizi sizden alıyor. Federer, bir tür bağımlılık durumu sanki; asla vazgeçemiyor ve daima kalitenin, en iyinin yanında olduğunuzu hissediyorsunuz. Peki Federer olmak nasıl bir duygudur acaba? Bunu, onu ilk gördüğümde mutlaka soracağım!"
.............................................................................................................
Roger Federer... İlhamını, tutku ve aşktan alan İsviçreli raket; tenis sporuna yüklediği derin anlamlar, kattığı evrensel dokunuşlar ve tarif edemeyeceğimiz güzellikte birçok argümanı ile sadece 21.yüzyılın değil, tarihin gelmiş geçmiş en iyi tenisçisi pozisyonunda. "Yedisinde neyse yetmişinde de odur" sözünün gerçek hayatta birebir yansımasıdır onun muazzam kariyeri. Dünyanın dört bir yanında bu derece sevilmesi, takdir edilmesi ve sürekli zirveye oynayan sağlam karakteri onu her daim finallerin, kupaların ve başarıların ortak paydasında buluşturdu.
Başarılı iş = Tutku + Sevgi + Aşk
Bugün internetten iki üç dakikanızı almayacak şekilde Federer'in kazandığı başarıları okuyabilir ve kendisine kısa sürede mest olabilirsiniz. O ise 19 yıllık tenis kariyerinde bir an olsun az ile yetinmedi, her olumsuz durumda sabretti ve çok çalışıp, yukarıdaki 'başarılı iş' formülüne sonuna kadar bağlı kalıp engelleri bir bir aştı. 'Tarihin en iyisi' öyle bir çırpıda söylenen, kişiyle özdeşleştirilen basit bir elbise değil. Bilakis o elbisenin ağırlığı diğerlerine benzemez, taşıması da oldukça güçtür ve giyildiğinde de nesilden nesile aynı duyguları yansıtması gerekir. 2017 yılındaki Federer, ilk Grand Slam şampiyonluğunu aldığı 2003 yılındaki gibi ruhu genç ve işine büyük saygı duyuyor. İşine asla küsmüyor, sonuç ne olursa olsun hedefinden bir adım dahi olsa geri adım atmıyor ve içindeki o sonsuz kazanma dürtüsü ile daima en ulaşılmaza koşuyor. Tutku, aşk ve bağlılık işte böyle bir şey...
Tenisin 'ekselansları' ünvanını GOAT kişiliği ile özdeşleştiren Federer için hiçbir şeyin asla imkansız olmadığı gerçeğini daha dün Avustralya Açık finalinde ezeli rakibi Rafael Nadal karşısında kazandığı Grand Slam şampiyonluğundan net bir şekilde anladık. 3 farklı slamde en az 5 kez şampiyonluk elde eden tek tenisçi olarak da tarihe bir kez daha geçti Federer. 6 aylık sakatlığının ardından katıldığı ilk ciddi turnuvada çeyrek final dahi görmesi başarı sayılacakken, finale kadar yürüyüp, üç kez 5 setlik maçlar oynayıp, 'Top 10' kategorisindeki 4 ismi birden yenerek, kariyerinin 18. Grand Slam şampiyonluğunu kazanması ve buna 35,5 yaşında ulaşması, bu satırları yazan ve okuyanlar için takdir ötesi bir iştir. 5.sette 3-1 geriden gelip, 5-0'lık seri ile seti 6-3 kazanıp şampiyon olmanın anlamını bazen kelimeler ve rakamlar dahi doğru şekilde karşılayamaz, izah edemez.
Büyük bir kupa koleksiyoncusu olan Federer için bu saatten sonra "Artık yaşlandı, bırakmalı, daha Grand Slam kazanamaz" gibi söylemlerin son bulduğu da aşikar. Federer'in içinde yanan ateş (tutku), daha doğrusu gençlik iksiri, onu en zor yollardan hayata döndürdü ve kısa zamanda en ulaşılmaz hedeflere götürdü. Federer'in 18.Grand Slam şampiyonluğu için tam 4,5 sene beklediği ve o zaman dilimi içerisinde onu 3 kez bu yoldan döndüren kişi Djokovic'den başkası değildi. Bundan sonra da başta Djokovic olmak üzere, büyük bir savaşçı ve asla pes etmeyen kişiliği ile Nadal, daha güçlü dönmesi beklenen Murray ile rekabete sonuna kadar devam edecektir Roger.
'bel18ve' den 'bel19ve'lere gelen süreçte Federer, neredeyse imkansızı başardı ve tenis tarihindeki adını daha kalın puntolarla yazdırdı.
Sürekli en iyisini istemek, eleştiriler karşısında yolunuzdan dönmemek, tutku ile içinizde büyüttüğünüz ve yaşattığınız gençlik iksiri ile hangi spor dalı olursa olsun başarı kaçınılmaz bir gerçektir. Aynen Michael Jordan, Muhammed Ali, Usain Bolt ve Michael Phelps'in daha önce bunu birçok kez yaptığı gibi.
Paolo Maldini, Ryan Giggs, Francesco Totti, Andrea Pirlo, Frank Lampard, Gianluigi Buffon ve bu yazıyı okuyanlara da buradan selamlarımı yolluyorum...
Paolo Maldini, Ryan Giggs, Francesco Totti, Andrea Pirlo, Frank Lampard, Gianluigi Buffon ve bu yazıyı okuyanlara da buradan selamlarımı yolluyorum...
2017 Avustralya Açık finali - Federer & Nadal
30 Aralık 2016 Cuma
Teniste 10 Altın Kural
Tenis sporu tüm dünyada fazlasıyla izleniyor ve bunca yıllık deneyimlerim ve tecrübelerime göre bu sporda başarıya götüren 10 anahtarı sizlerle paylaşmak istiyorum - Sizlerin de eklemek istedikleri olabilir -
Bu 10 anahtar doğru kullanıldığı vakit yeni Federer'ler, yeni Nadal'lar, yeni Djokovic ve Murray'lerin çıkması da olası. Genç jenerasyon bu konuda kesinlikle bu isimleri örnek almalı, hatta onları geçmek gibi bir hedefleri olmalı. Bu konuda nedense önümüzdeki 3-4 yılda fazla güvenim yok ama - umarım ben yanılırım - 2020'den itibaren tenis sporunun kabuk değiştireceğine ve yeni isimlerle rekabetin çok çeşitli olacağını düşünüyorum.
İŞTE 10 ALTIN KURAL :
Confıdence - Güven
Dıscıplıne - Disiplin
Network - İletişim
Patıence - Sabır
Focus - Odaklanma
Posıtıvıty - Olumlu düşünce
Sportmanshıp - Sportmen kişilik
Mentally - Zihinsel başarı
Strategy - Strateji
Never gıve up - Asla pes etme
............................................
............................................
............................................
Bu 10 anahtar doğru kullanıldığı vakit yeni Federer'ler, yeni Nadal'lar, yeni Djokovic ve Murray'lerin çıkması da olası. Genç jenerasyon bu konuda kesinlikle bu isimleri örnek almalı, hatta onları geçmek gibi bir hedefleri olmalı. Bu konuda nedense önümüzdeki 3-4 yılda fazla güvenim yok ama - umarım ben yanılırım - 2020'den itibaren tenis sporunun kabuk değiştireceğine ve yeni isimlerle rekabetin çok çeşitli olacağını düşünüyorum.
İŞTE 10 ALTIN KURAL :
Confıdence - Güven
Dıscıplıne - Disiplin
Network - İletişim
Patıence - Sabır
Focus - Odaklanma
Posıtıvıty - Olumlu düşünce
Sportmanshıp - Sportmen kişilik
Mentally - Zihinsel başarı
Strategy - Strateji
Never gıve up - Asla pes etme
............................................
............................................
............................................
1 Aralık 2016 Perşembe
2001 - 2016 ATP Grand Slam Champions
Bir takvim yılı içerisinde tüm Grand Slam'leri kazanan, yani "takvim slami" yapan yok. Fakat Federer, bir takvim yılı içerisinde; 2006, 2007 ve 2009'da tüm Grand Slam'lerde final oynadı ve 12'de 8 şampiyonluk çıkardı. Bunu başaran diğer tenisçi ise 2015 yılındaki performansıyla Djokovic oldu, 4'te 3 şampiyonluk kazandı. Bir takvim yılı içerisindeki 4 finalin 3'ünde boy gösterenler ise; Djokovic (2011, 2012, 2013, 2016), Federer (2004, 2008), Nadal (2010, 2011) ve Murray (2016). Aktif tenisçiler arasında final / şampiyonluk başarı oranlarında ise Nadal, % 70 ile en ön sırada. Wawrinka ise bu kategoride tam bir istisna. Çünkü rakiplerine nazaran çok çok az sayıda final oynadı ve tamamını kazandı (3'te 3). Efsane tenisçi Pete Sampras ise kariyerindeki % 78'lik ortalamasıyla sanırım bu alanda daima zirvede olacak.
Tablolar ortada. 2017 yılı Murray - Djokovic ekseninde geçmesi mümkün. Peki bu ikili arasına kim yada kimler sızacak? İşte en merak ettiğimiz konu da bu. Kariyerinin sonunda Federer'den daha fazla Grand Slam finali oynama şansını bulabileceğini düşündüğüm Djokovic, bakalım 2017 yılı sonunda şampiyonluk sayısında Federer'e ne kadar daha yaklaşabilecek? Nadal, son bir sıçrama yapmak için pusuda. Federer ise son kez bir Grand Slam kazanmanın hedefinde.
Bu arada Nadal bugün (05.12.2016) şunları söyledi : "Bu dönem iki iyi neslin bir araya geldiği bir geçiş dönemi. Federer, Murray, Djokovic ile muhteşem şeyler yaptık." Kesinlikle haklı. 2003 Temmuz'undan, 2016 sonuna kadar oynanan 54 Grand Slamin (108 finalist) 79'unda bu büyük 4 tenisçinin imzası yer aldı ki, bu da % 73 demek.
22 Kasım 2016 Salı
ATP World No 1 : Andy Murray
Geçen sene bu zamanlarda Federer'in yakın markajında ikinci sırada bulunan Andy Murray, muhteşem geçen 2016'nın ikinci yarısı ile beraber yeni dünya 1 numarası oldu. Britanyalı raketin bu başarısı kesinlikle tesadüfi değil. Zaten en büyük rakibi Novak da "Şüphesiz o, bu oyunun en iyisi ve birinciliği hak ediyor" demeçleriyle bu gerçeği kabullenmiş oldu. Djokovic'in 2016'nın ikinci yarısındaki düşüşünün sebebi olarak, onun takvim slami yapma adına Roland Garros'a aşırı motive olması ve bu hedefine ulaştıktan sonra kalan sezonda bir nevi hedefsiz kalmasını gösterebiliriz. Peki bundan sonrası ne olacak?
2016 Wimbledon sonrası, tenise ara veren ve sakatlığının geçmesini bekleyen Roger Federer, 2017 yılı ile beraber kortlara geri dönecek. 35,5 yaşında ve hali hazırda sıralamada 16.lığa kadar düştüğü için turnuvalarda güçlü isimlerle karşılaşacak ve bırakın Grand Slam kazanmayı, herhangi bir ATP 500 dahi kazanması gerçekten zor olacak. Nadal, bir türlü vites yükseltemediği ve nispeten hayal kırıklığına dönüşen 2016 sonrası, yeni yılda kendine ilk 4 sıra içerisinde yer bulabilecek mi? 'Makina' ayarlarına geri dönmek için büyük bir hırs yapmasını beklediğimiz Djokovic, tekrar dünya 1 numarası olabilecek mi? Federer'in 17 Grand Slam'ini geçebilme umutları için sağlam adımlar atabilecek mi? Andy Murray, 2003 yılından bu yana "Büyük 3'lü"nün hegomanyasındaki "dünya bir numarası" olmanın ağır yükünü kaldırabilecek ve ünvanını koruyabilecek mi? İstikrarsız görüntüsüne rağmen final maçlarında adeta "Hulk" tadı veren Wawrinka, yine ummadık bir anda Grand Slam kazanabilecek mi? Geçen sezon sonunda ilk 10 dışında kalıp bu sezon top 10'a çıkan Raonic, Cilic ve Thiem yükselişlerini 2017'de devam ettirebilecek mi? Nishikori, Kyrgios, Pouille ve hatta listede bulunmayan Zverev ve Del Potro sürpriz yapıp şampiyonluklar elde edebilecek mi?
2017 ATP takvimi umarım güzel geçer. Rekabet her zamankinden daha büyük ve keyifli olacak, bu belli...
7 Ekim 2016 Cuma
Tenis İllüstrasyonları
![]() |
ROGER FEDERER : Zarafet, Akışkanlık, Hız, Doğruluk, Asalet |
![]() |
RAFAEL NADAL : Azim, Korkusuz, Kaslı, Gururlu |
![]() |
NOVAK DJOKOVİC : Elastikiyet, Esneklik, Uyumluluk, Çoklu tehdit, Rakibi boğma |
![]() |
ANDY MURRAY : Kuvvet, Cesaret, Mücadeleci, Patlayıcı |
![]() |
STAN WAWRİNKA : Kuvvet, Direnç, Mücadeleci, Cesur, Gözüpek |
![]() |
KEİ NİSHİKORİ : Zeka, Çevik, Girişkenlik, Mantık, Hassasiyet |
![]() |
JUAN MARTİN DEL POTRO : Sağlam, Dev, Çarpıcı, Zorlayıcı, Heybetli
KAYNAK : https://www.behance.net/gallery/43470997/Hidden-Beasts-Tennis-Series
|
Etiketler:
animals,
ATP,
Champions,
Del Potro,
Djokovic,
Federer,
Grand Slam,
illüstrasyon,
karikatür,
Murray,
Nadal,
Nishikori,
tenis,
Tennis,
Wawrinka
21 Eylül 2016 Çarşamba
ATP - Head to head
Tenis dünyasının en önde gelen tenisçilerinin birbirleri ile olan rekabetlerindeki son durumları tablo haline getirdim. Tablodaki isimlerin sıraları ise son ATP sıralamasındaki yerlerine göre oluşturuldu. Kim kime karşı üstün, yada kimin şansı diğerine tutmuyor, görün bakalım...
Bu arada tabloya tıklayarak büyütebilirsiniz...
Son güncelleme : 21.09.2016
8 Ağustos 2016 Pazartesi
Federer için yolun sonu mu?
İlk olarak sorunun cevabını vererek başlayalım : Hayır. Peki neden? Tenis tarihinin en iyisi olan bir efsaneden, özellikle de tenis oynama keyfi hala en üst düzeyde olan bir isimden bahsediyoruz. Sayısız rekoru tarihe gömen, her kesimin büyük saygı duyduğu, katılamadığı her turnuvada eksikliği, turnuvanın genelinden daha fazla konuşulacak düzeyde olan bir sporcudan söz ediyoruz. 35 yaşına gelmiş ve son yıllarda bel ve diz sakatlığı yaşamış, hatta sakatlığının belki de zirve yaptığı 2016 yılında dahi 2 Grand Slam yarı finali oynamak kesinlikle büyük bir başarı. Gerçi adınız Federer olunca bu başarı mı, işte onu tam kestirmek zor.
Son Grand Slam şampiyonluğunu 2012 Wimbledon'da kazanan Federer, o zamandan beri 18.Grand Slam'in peşinden koşuyor. O yıldan bu yana oynadığı 3 Grand Slam finalinde de onu durdurabilen tek oyuncu vardı, o da Djokovic. Belki kazanılacak bir şampiyonluk sonrası kariyerine bile son verebilir. Federer için "18" rakamı kimilerine göre, kendisini bu alanda geçmesi en muhtemel tenisçi olan Djokovic karşısında farkı bir 'tık' daha açma isteği olarak da yorumlanabilir ama onu tanıyan ve sahadaki her hareketini, davranışını takip eden bizler için ise bu istek tamamen "bu yaşa rağmen tenisten aldığı zevkin hala doruklarda olmasının ve nihayetinde yeni şampiyonluklar yaşama içgüdüsü"nün kortlara yansımış hali olarak daha doğru bir şekilde yorumlanabilir.
17 yıl sonra, bir diğer ifade ile 65 Grand Slam şampiyonasına üst üste katıldıktan sonra bu yıl Roland Garros ile bu seri son bulmuştu. Sakatlık kabusu hortlamıştı. Çok sevdiği Wimbledon'a dahi tam 'fit' bir şekilde girememişti. Herşeye rağmen kura şansının da yardımıyla yarı finale kadar gelmişti. Yarı finalde Kanadalı 'dev raket' Raonic karşısında setlerde 2-1 önde olmasına rağmen mental ve fizik anlamında vücudu daha fazla dayanamayınca (Raonic'in oyunu gerçekten harikaydı) "18 hedefi" yine ertelenmek zorunda kalmıştı. Oysa Wimbledon'u kazanmaması için hiçbir sebep yoktu. Düşünsenize Djokovic (3.turda elendi), Nadal (turnuvaya katılmadı) ve Wawrinka (2.turda elendi) gibi 'elit' isimlerden biri ile dahi eşleşmeden finale Murray'in karşısına çıkabilirdi ama bu tarihi fırsatı değerlendirememişti. Kaçan balık her zamankinden daha büyük olmuştu. Djokovic'in erkenden elendiği bu turnuvayı kazanmalıydı...
Wimbledon sonrası kariyerinin önemli eksiklerinden biri olan Olimpiyatlara katılıp katılmayacağı da belirsizliğini korurken, Federer'in 26 Temmuz'da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar tüm tenis severleri büyük bir üzüntünün içinde bırakmıştı. Artık kronikleşen diz sakatlığının sadece Rio Olimpiyatları için değil, çok istese de sezonun son Grand Slam'i olan Amerika Açık'tan da mahrum olmasına sebep olacağını belirten İsviçreli raket, 2017'ye kadar "yokum" mesajını vermişti. Ayrıca 2016 yılı, Federer'in kupa kazanmadığı tek yıl olarak da tarihe geçecekti.
17 yıl sonra, bir diğer ifade ile 65 Grand Slam şampiyonasına üst üste katıldıktan sonra bu yıl Roland Garros ile bu seri son bulmuştu. Sakatlık kabusu hortlamıştı. Çok sevdiği Wimbledon'a dahi tam 'fit' bir şekilde girememişti. Herşeye rağmen kura şansının da yardımıyla yarı finale kadar gelmişti. Yarı finalde Kanadalı 'dev raket' Raonic karşısında setlerde 2-1 önde olmasına rağmen mental ve fizik anlamında vücudu daha fazla dayanamayınca (Raonic'in oyunu gerçekten harikaydı) "18 hedefi" yine ertelenmek zorunda kalmıştı. Oysa Wimbledon'u kazanmaması için hiçbir sebep yoktu. Düşünsenize Djokovic (3.turda elendi), Nadal (turnuvaya katılmadı) ve Wawrinka (2.turda elendi) gibi 'elit' isimlerden biri ile dahi eşleşmeden finale Murray'in karşısına çıkabilirdi ama bu tarihi fırsatı değerlendirememişti. Kaçan balık her zamankinden daha büyük olmuştu. Djokovic'in erkenden elendiği bu turnuvayı kazanmalıydı...
Wimbledon sonrası kariyerinin önemli eksiklerinden biri olan Olimpiyatlara katılıp katılmayacağı da belirsizliğini korurken, Federer'in 26 Temmuz'da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar tüm tenis severleri büyük bir üzüntünün içinde bırakmıştı. Artık kronikleşen diz sakatlığının sadece Rio Olimpiyatları için değil, çok istese de sezonun son Grand Slam'i olan Amerika Açık'tan da mahrum olmasına sebep olacağını belirten İsviçreli raket, 2017'ye kadar "yokum" mesajını vermişti. Ayrıca 2016 yılı, Federer'in kupa kazanmadığı tek yıl olarak da tarihe geçecekti.
Federer'in rakiplerine bakacak olursak; üst düzey diyebileceğimiz tüm rakipleri hemen hemen 30 yaş barajına dahil oldular. Djokovic, nam-ı diğer 'makine' son zamanlarda "yenilmesi mümkün değil, hem genç jenerasyon da umut vermiyor" tezini yalanlama peşinde koşuyor. Zira Novak, 2016'da makine görünümünden 'insan' profiline yakın bir performans ortaya koyuyor ve kariyerinin önemli eksikliği olan Roland Garros'u bu sezon elde etse de takibinde Wimbledon'da üçüncü turda ve Rio Olimpiyatları'nda daha ilk turda veda etti. Çoğu otorite tarafından 2017'nin sonunda Grand Slam şampiyonluğunda Federer'i geçmesi beklenen Djokovic'in yolu sanki biraz uzadı gibi görünüyor. Nadal ise toprak kort haricinde önemli bir başarı elde edemedi. Yine çoğu insanın "13" uğursuzluğuna inandığı bir dünyada onun uğursuzluğu ise "14". Mabedi olarak gördüğü Roland Garros'ta şampiyon olduğu 2014'ten bu yana herhangi bir Grand Slam finali dahi görememesi oldukça can sıkıcı. Wawrinka'nın herkesçe bilinen istikrarsız görüntüsü şu an kimse için bir tehdit teşkil etmiyor açıkçası. Geriye ise son zamanlarda oyununu müthiş geliştiren ve 2016'da adeta yeniden doğan Andy Murray kalıyor. İskoçyalı raket bu sezon oynanan üç Grand Slam'in tamamında final oynayarak, Wimbledon'u kazandı ve sezonun tartışmasız en formda raketi. Raonic ise bu listenin 'yaş ve gelişim' açısından en büyük tehditi konumunda.
Tekrar Federer'e geri dönersek... Federer için bir Grand Slam daha kazanmak gerçekten çok zor. Zaten herkes bu gerçeğin farkında. Kaldı ki 2017 yılına kadar tenis oynamayacak olan birisinin puanları da düşüşe geçecek ve ilk 8'in dışında kaldığı vakit, çok güçlü rakiplerle erken turlarda karşılaşmak zorunda kalacak. Misal 2009 Amerika Açık şampiyonu Del Potro (yarı final Nadal, finalde Federer), 2 yıllık sakatlık sürecinden önce ilk 10'da yer alırken, sakatlık dönüşü 150.sıraya kadar gerilemişti fakat deneyimli tenisçi kısa sürede eski günlerine geri dönüş sinyali verdi. Wimbledon'da Wawrinka'yı eleyen Arjantin'li raket, Rio Olimpiyatları'nda da ilk turda yenilmez denilen Djokovic'i set vermeden saf dışı bırakmıştı. Federer'in 2017 yılında kazanabileceği en muhtemel büyük turnuvalar, daha önce 7 kez kazandığı Wimbledon ve ikinci göz ağrısı Amerika Açık olacak ama o zamana dek köprünün altından akacak suyun rengi oldukça flu görünüyor. Tenis sporunun bu denli yayılması ve sevilmesi anlamında adeta kilometre taşı olan Federer'in 18.Grand Slam şampiyonluğunu kazanmasını ilk başta bende çok istiyorum ama doğru konuşmak gerekirse çok ama çok zor olan (sakatlık - yaşlılık) bu hedefe eğer bir gün ulaşabilirse LeBron James'in Golden State karşısında yazdığı efsane hikaye tadında bir son olabilir.
Federer, bugün 35 yaşında ve oldukça profesyonel bir sporcu. Hatta gelmiş geçmiş en büyük sporculardan, tarih yazıcılardan birisi. Kortları her daim tıklım tıklım dolduran Federer'in tenisi her şeyden çok sevmesi, başarısının kilit noktası. Zira sağlığını düşünerek bugün en önemli turnuvalardan dahi çekilebiliyor. Çünkü onun için kariyeri henüz bitmedi. Daha sağlam gelmek, daha güçlü olmak için en uygun zamanı bekliyor. Hala en üst düzey tenisçilerle rekabet edebiliyor. Bu yıl sonunda Amerika Açık'a katılmayı çok istedi fakat doktorları buna izin vermedi. Belki asla bir Grand Slam dahi kazanamayacak ama o hep turun, maçların içinde olacak, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Tahminimce 2018 sonunda tenis kariyerini bitirme karar alabilir. Açıkçası bundan önce bir tarih şimdilik beklemiyorum. Olmasın da zaten. Onu izlemek, sahada onu görmek, artık bir turnuva kazanmasından daha önemli. Çünkü artık az zamanı kaldı. Kaldı ki tahminimce 2018 yılında (o sezon sonu bitirme kararı alırsa) gideceği her turnuvada Kobe Bryant örneğinde olduğu gibi sürekli alkışlanarak, onore edilerek maçlarını tamamlayacağını düşünüyorum...
Etiketler:
ATP,
Djokovic,
Federer,
Federer için yolun sonu mu? Federer sakatlık,
Grand Slam,
Nadal,
Roger Federer,
tenis,
tenis efsaneleri,
Tennis,
Wimbledon
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR
-
Aşağı yukarı 22-23 yıldır futbolu yakından takip ederim ve sürekli içindeyim. Bazı anlar vardır yıllar geçse de asla unutulmaz. Nesilden nes...
-
Yeri geldiğinde küçük çaplı takımınıza büyük başarılar sığdırıp kariyerimize unutulmaz şampiyonluklar kazandıran takımınızın kilit oyuncular...
-
Aralık 2019’da ortaya çıkan ve etkisi yavaş yavaş tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını, binlerce insanın canına mâl olurken, NBA ...
-
Tüm dünya genelinde futbol ve basketboldan sonra en fazla izlenen, en fazla sponsoru olan, reklam ve pazarlama alanında çok önemli rakamla...
-
"O Şampiyonlar Ligi kupasını istiyorum. Bu son senem. Ronaldo ve arkadaşları kağıt üstünde bizden daha iyi olabilir ama bu sene her ş...