Tüm dünya genelinde futbol ve basketboldan sonra en fazla izlenen, en fazla sponsoru olan, reklam ve pazarlama alanında çok önemli rakamlara ulaşan ve bireysel sporların en dikkat çekeni olan tenis, Türkiye'de de büyümeye devam ediyor.
Belki ülke genelinde çok başarılı ve dünyaca adından söz ettiren bir tenisçimiz henüz çıkmadı ama özellikle yurt dışındaki turnuvaları an be an takip eden, maçlarını izleyen, çeşitli tenisçilerin büyük hayran kitleleri olan topluluklarımız var. Başta Federer, Nadal ve Djokovic olmak üzere bugün birçok tenisçinin gerek sosyal medya gruplarında gerekse de kendi özellerinde birçok fan'ları mevcut. Sevdikleri sporcuların her maçını saat ayrımı yapmadan gece gündüz izliyorlar, yurt dışındaki internet sitelerini takip ediyorlar ve bildiklerini, yorumları ile beraber sosyal medyadan takipçilerine yansıtıyorlar.
Tenis tarihinin erkeklerdeki en iyi 3 oyuncusunu hala izleyebilme fırsatına sahip olduğumuz bu zamanlarda, kadınlarda da Williams kardeşler, Sharapova, Halep, Kvitova ve diğerleri ile olan inanılmaz rekabete tanık olmak da günümüz tenisseverleri için bulunmaz bir nimet.
Türkiye'de yayıncılık hayatına 2017 ocak ayında başlayan ve 2018 mayıs ayı itibariyle de web sitesi üzerinden hizmetlerine başlayan www.kortdergi.com bugün Türkiye'de tenisin en iyi yaşandığı internet sitesi konumunda. Güncel haberleri en hızlı şekilde ekranınıza ve mobil telefonunuza yansıtan Kort Dergi; kaliteli içerikleri, uzman yazarların yazıları, keyifli röportajları, yurt dışından önemli yazarların çevirileri, araştırmalar, ilgi çekici fotoğrafları ve videoları ile hizmet vermeye devam ediyor.
Bugün binlerce kullanıcının her gün ziyaret ettiği www.kortdergi.com'da son oynanan turnuvaları ve oynanan maçları, izlemeseniz de satırlara döküp, size adeta maçı yaşamış hissini veren bu sitede geçen zamanda adeta tenise doyacaksınız.
Kort Dergisi'ni ayrıca Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden de (tüm sayılarını) indirebilir, rahatça ve güvenle okuyabilirsiniz.
Derginin baş editörü Serdar Sözkesen ve imtiyaz sahibi Tolga Yenigün'ün büyük emek verdiği Kort Dergi'deki yazar kadrosu da bir hayli iddialı:
Bedri Baykam
Muharrem Ataç
Pemra Özgen
Büşra Ün
Müslüm Gülhan
Fatih Sabovic
Onur Dinçer
Kemal Ilıkkan
Metin Erdem
Tennis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tennis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Eylül 2018 Cumartesi
29 Aralık 2017 Cuma
Thierev!
2017, teniste resmen FEDAL yılı oldu. Federer ve Nadal, yıllar öncesinden klonlanarak geri dönüp 2017'yi forse ettiler. Grand Slam'leri kimselere vermeden bölüştüler, Masters'ların yarısından fazlasını kazandılar. Yılı 1 ve 2 numarada bitirirlerken, arkalarında yer alan gençlere (?) büyük puan farkı attılar. Ne var ki bir zaman gelecek ve onlar da tarih kitaplarına girecekler ve yerlerini diğer nesillere bırakacaklar. O nesillerden belki de en muhtemel rekabeti izleyeceğimizi düşündüğümüz Thiem - Zverev ikilisine bir göz atalım.
Birkaç yıla kadar daha ezeli rekabete sahne olacaklarını beklediğimiz bu iki raketin karşılaşmaları öncesi THİEREV olarak bir kısaltma yapabiliriz. Thiem ve Zverev'den çok değil 1-1,5 seneye kadar bir Grand Slam şampiyonluğu kazanmalarını tahmin ediyoruz. Yetenekleri ve potansiyelleri bizlere bu cümleyi kurdurmamıza vesile oluyor. Her ne kadar BİGFOUR olarak bilinen Federer, Nadal, Djokovic ve Murray hala sezonun tüm turnuvalarında baş favoriler olsa da bu genç yeteneklerin de hazır pusuda beklediklerini ve önlerine çıkacak şansları kesinlikle değerlendireceklerini düşünüyoruz. Herkesin devri var ve zamanı geldiğinde devirler biter, yenisi gelir. Özel hayatlarında da iki sağlam ve sıkı dost olan Thiem ile Zverev, artık bilinen adı ile kısaca THİEREV, en geç iki yıla kadar turun en önemli 3-4 isminden biri olacak ve kariyerlerini onlarca şampiyonlukla süsleyecekler.
THİEM - ZVEREV H2H
2016 Munich, Toprak zemin, Thiem 2-1 Zverev
2016 Nice, Toprak zemin, Thiem 2-1 Zverev
2016 Roland Garros, Toprak zemin, Thiem 3-1 Zverev
2017 Beijing, Sert zemin, Zverev 2-1 Thiem
2017 Rotterdam, Sert zemin, Thiem 2-1 Zverev
2018 ile beraber daha fazla karşılaşacaklarını düşünmekle beraber, iki idol adayına bol şans ve güzel bir kariyer diliyoruz...
Birkaç yıla kadar daha ezeli rekabete sahne olacaklarını beklediğimiz bu iki raketin karşılaşmaları öncesi THİEREV olarak bir kısaltma yapabiliriz. Thiem ve Zverev'den çok değil 1-1,5 seneye kadar bir Grand Slam şampiyonluğu kazanmalarını tahmin ediyoruz. Yetenekleri ve potansiyelleri bizlere bu cümleyi kurdurmamıza vesile oluyor. Her ne kadar BİGFOUR olarak bilinen Federer, Nadal, Djokovic ve Murray hala sezonun tüm turnuvalarında baş favoriler olsa da bu genç yeteneklerin de hazır pusuda beklediklerini ve önlerine çıkacak şansları kesinlikle değerlendireceklerini düşünüyoruz. Herkesin devri var ve zamanı geldiğinde devirler biter, yenisi gelir. Özel hayatlarında da iki sağlam ve sıkı dost olan Thiem ile Zverev, artık bilinen adı ile kısaca THİEREV, en geç iki yıla kadar turun en önemli 3-4 isminden biri olacak ve kariyerlerini onlarca şampiyonlukla süsleyecekler.
THİEM - ZVEREV H2H
2016 Munich, Toprak zemin, Thiem 2-1 Zverev
2016 Nice, Toprak zemin, Thiem 2-1 Zverev
2016 Roland Garros, Toprak zemin, Thiem 3-1 Zverev
2017 Beijing, Sert zemin, Zverev 2-1 Thiem
2017 Rotterdam, Sert zemin, Thiem 2-1 Zverev
2018 ile beraber daha fazla karşılaşacaklarını düşünmekle beraber, iki idol adayına bol şans ve güzel bir kariyer diliyoruz...
28 Kasım 2017 Salı
En İyi Kim?
Bugün sizlere farklı bir şey hazırladım. Son 15 yıla damga vuran 3 büyük tenis efsanesinin (Federer - Nadal - Djokovic) kazandıkları Grand Slam'ler özelinde birkaç parametre ışığında belirlediğim puanlara göre bir sıralamaya dahil ettim kendilerini ve ortaya şöyle bir şey çıkmış oldu. Sonucu kafaya fazla takmamak lazım, zira daha önce de dediğim gibi bir Grand Slam şampiyonu, turnuva boyunca rakiplerinin kim olacağına kendisi karar veremez. Hem kim derdi, 2014 US Open finalini Cilic - Nishikori oynayacak diye?
İlk olarak şöyle başlayalım... Malumunuz Federer'in 19, Nadal'ın 16 ve Djokovic'in ise 12 Grand Slam şampiyonluğu var. Toplamda 47 Grand Slam şampiyonluğu ediyor ki, 2003 Wimbledon'dan günümüze 58 Grand Slam oynandığını düşündüğümüzde bu oran % 81 gibi korkunç bir rakama dönüşüyor. Üç büyük efsanenin böyle bir dominasyonu tarih boyunca görülmedi. Kaldı ki kazanamadıkları kalan 11 Grand Slam'in 5'inde yine en az bir BİG3 üyesi vardı.
Fazla kafaları dağıtmadan tekrar konumuza dönelim. BİG3'ün kazandığı 47 Grand Slam özelinde şöyle bir puanlama sistemine gideceğiz.
* Grand Slam'i kazanan raketin şampiyon olduğu turnuvada rakiplerinin dünya sıralamasındaki yerlerinin ortalamalarına göre :
0 - 20 arasına 5 PUAN
21 - 40 arasına 4 PUAN
41 - 60 arasına 3 PUAN
61 - 80 arasına 2 PUAN
81 - 100 arasına 1 PUAN
101 ve sonrasına PUAN YOK
21 - 40 arasına 4 PUAN
41 - 60 arasına 3 PUAN
61 - 80 arasına 2 PUAN
81 - 100 arasına 1 PUAN
101 ve sonrasına PUAN YOK
* BİG3 kadar BİG4'ün de önemi tartışılmaz. Murray efendi, böylesine büyük üçlünün zamanına denk gelmeseydi şu an koleksiyonunun en az 3 katı kadar Grand Slam şampiyonluğu yaşayabilirdi. O, elinden geldiğince efsanelere direnç gösterdi ve toplamda 11 Grand Slam finali oynadı, hem de 10 tanesini bu üçlüye karşı. Grand Slam şampiyonları, BİG4 üyesi her rakibini yendiğinde 2'şer PUAN
* İlk 10 sırada yer alan tenisçileri yendiğinizde ekstradan 0,5 (YARIM) PUAN
* Önce yada sonra Grand Slam şampiyonluğu yaşamış tenisçilere karşı aldığınız her galibiyete 1 PUAN
......................
Puanlama bitti. Şimdi kalemi kağıdı, hesap makinesini elimize aldık ve şöyle bir sonuç çıktı ortaya... (Umarım yanlış yapmamışımdır)
Grand Slam puanlarının derecelerini de şöyle izah edelim :
RUTİN : 5 puan ve daha aşağısı
ORTALAMA : 5,5 - 7,5 puan arası
İYİ : 8 - 10,5 puan arası
MÜKEMMEL : 11 ve üzeri
RUTİN : 5 puan ve daha aşağısı
ORTALAMA : 5,5 - 7,5 puan arası
İYİ : 8 - 10,5 puan arası
MÜKEMMEL : 11 ve üzeri
Novak Djokovic, bu puanlama sisteminde kazandığı 12 Grand Slam özelinde ortalama 9,08 puan tutturarak birinci olurken; Rafael Nadal da 7,84 ortalama ile ikinci sırada. Roger Federer ise 7,08 ile üçüncü sırada.
Bu puanlama sisteminde Djokovic'in en zorlu kazandığı (en çok puan aldığı) Grand Slam 2011 AUS OPEN (11,5) olurken, en rahat kazandığı (en az puan aldığı) Grand Slam ise 2011 WİMBLEDON (6,5) oldu. Novak, hiçbir Grand Slam zaferinde 6,5 puanın altına düşmedi. Malum, biraz da devir farkı!
Gelelim Nadal'a... En zorlu kazandığı (en çok puan aldığı) Grand Slam 2007 ROLAND GARROS (12,0) ve hemen ardından 2006 ROLAND GARROS (11,0) olurken; en rahat kazandığı (en az puan aldığı) Grand Slam ise 2010 ROLAND GARROS (1,5) oldu. Ayrıca Nadal'ın son Grand Slam şampiyonluğu olan US OPEN'dan da sadece 3 puan aldığını ekleyelim.
Son olarak Federer'e bakalım. İlk iki rakibine oranla özellikle 4-5 yıl farklı rakiplerle oynayan Fedex, en zorlu kazandığı Grand Slam'i (en çok puan aldığı) 2007 ve 2012'deki WİMBLEDON'larda (11,0) yaşadı. En rahat kazandığı (en az puan aldığı) Grand Slam zaferi ise 2006 AUS OPEN (3,5) olarak kayıtlara geçti.
Yukarıdaki Grand Slam puanlarına bağlı olan derecelere tekrar dönersek... RUTİN olarak adlandırdığımız sınıfta 5 Grand Slam şampiyonluğu var ki, bunların 3'ü Federer, 2'si Nadal'ın. Djokovic'in hiç RUTİN zaferi yok. ORTALAMA olarak değerlendirdiğimiz Grand Slam şampiyonluklarında Federer'in 9, Nadal'ın 5, Djokovic'in ise 2 zaferi var. İYİ olan derecede ise Djokovic'in 9, Nadal'ın 7, Federer'in de 5 şampiyonluğu var. Son olarak MÜKEMMEL kategorisinde ise Nadal ve Federer'in 2, Djokovic'in ise 1 zaferi var.
SON BİLGİ : Bu zamana kadar 30 Grand Slam finalinde BİG4 oynadı. Nadal - Murray finali hariç hepsi oynandı. En çok finali Nadal - Federer (9 kez) oynarken; 7 kez Murray - Djokovic, 7 kez Djokovic - Nadal, 4 kez Federer - Djokovic ve 3 kez de Federer - Murray finalde karşılaştılar. 2010 US OPEN ile 2013 AUS OPEN arasında yer alan 10 finalin tamamını BİG4 oynadı ve tenis tarihinin en rekabetçi ve zevkli yıllarına imza attılar.
İşte böyle dostlar. Ben puanladım, sizler de okudunuz. Aslında bu puanlama, bizlere somut ve kesin hiçbir sonuç vermiyor. Ben sadece sayıları sevdiğim için boş zamanımda böyle bir şeyler yaptım. Okuyanlara teşekkürler, yorumları alabilirim :)
İşte böyle dostlar. Ben puanladım, sizler de okudunuz. Aslında bu puanlama, bizlere somut ve kesin hiçbir sonuç vermiyor. Ben sadece sayıları sevdiğim için boş zamanımda böyle bir şeyler yaptım. Okuyanlara teşekkürler, yorumları alabilirim :)
1 Kasım 2017 Çarşamba
Nadal - Federer H2H / Toplam 38 maç
Tenis tarihinin en özel iki sporcusu olan Nadal ile Federer arasında oynanan 38 maçın son sayıları ile muazzam bir nostaljiye hazır mısınız?
Nadal 23 - 15 Federer (30.10.2017 tarihi itibariyle)
Nadal, ezeli rakibi Federer'e üç defa 5'er kez üst üste galibiyet alırken, ikilinin son 5 karşılaşmasında ise gülen taraf Federer oldu. Toprak zeminde 13-2 ile Nadal tarafından tek taraflı bir rekabet sağlanırken; çimde 2-1, sert zeminde de Federer'in 11-9'luk üstünlüğü rakamlara yansımış durumda.
Nadal, elde ettiği 23 galibiyetin 14 tanesini finalde (6'sı Grand Slam) kazanırken, Federer ise 15 galibiyetin 10'unu final maçlarında (3'ü Grand Slam) elde etti. Grand Slam'lerdeki karşılaşmalarında Nadal'ın 9-3'lük üstünlüğü göz alıcı. ATP Finallerinde ise 4-1'le Federer önde. Sert zemin malum ikiye ayrılıyor. İndoor olarak bilinen üstü kapalı sert zeminlerde 6-1 Federer, outdoor olarak bilinen üstü açık sert zeminlerde ise 8-5'lik Nadal üstünlüğü bulunuyor.
Umarız 38 olan toplam maç sayıları, 40'ı geçer de bu büyük iki efsaneyi birkaç maç daha kortun iki yarısında beraber izleriz.
Roland Garros Nadal 5-0 Federer
Wimbledon Federer 2-1 Nadal
ATP Finals Federer 4-1 Nadal
İndian Wells Federer 2-1 Nadal
Miami Open Nadal 2-2 Federer
Monte Carlo Nadal 3-0 Federer
Madrid Open Nadal 2-1 Federer
Roma Open Nadal 2-0 Federer
Cincinnati Nadal 1-0 Federer
Shanghai Federer 1-0 Nadal
Hamburg Nadal 1-1 Federer
Dubai Nadal 1-0 Federer
Basel Federer 1-0 Nadal
25 Eylül 2017 Pazartesi
Fedal Cup 2017
22-24 Eylül tarihlerinde Prag'da izlediğimiz adıyla 'Laver Cup', tenisi gerçekten seven ve tutku ile takip eden bizlere muazzam bir görsel şölen yaşattı. Özellikle tenis tarihinin iki dev ismini çiftler kategorisinde ilk kez buluşturan bu organizasyonda Federer ve Nadal'ın 40 yıllık arkadaş, dostmuşcasına birbirlerine destek oluşları, şakalaşmaları, birbirlerine bakışları ve çiftler maçında da sanki daha önce birçok kez beraber oynamışcasına birbirlerini tamamlamaları, uyumları gerçekten de inanılmazdı.
Sizleri bilmem ama ben açıkçası 3 gün boyunca 'Laver Cup' değil de, bildiğimiz 'Fedal Cup' izledim. Birbirlerine yaptıkları jestler, sanki çocukluk arkadaşlarıymış gibi birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşmaları, tüm bunları yaparken yapmacılıktan uzak ve fazlasıyla keyif aldıkları bir turnuva izlettirdiklerini söyleyebilirim. Aldıkları her sayı, siyah kortun içerisinde her santimetredeki varlıkları, silüetleri hem orada canlı izleyenleri, hem de biz ekran başındakileri mest etti. Yaklaşık 13-14 yıldır birbirlerine rakip olmalarına rağmen bu üç günde başta, Grand Slam şampiyonluğu konusunda bir hayli önemli rekabette olduklarını dahi asla hatırlamayan, o an tüm istatistiki bilgileri ve verileri belleklerinden atan, birbirlerinin ne kadar büyük sporcular olduklarını bilen ve aldıkları keyfi, tüm izleyenlere sonuna kadar hissettiren tenisin bayrak adamlarına ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu büyük organizasyonu geç de olsa bizlere yaşatan, emeği geçen herkese kocaman TEŞEKKÜRLER...
Fedal, maçlarını oynamak dışında ek olarak tecrübeleri ve müthiş oyun bilgileriyle takımlarındaki diğer tenisçilere de maçları içerisinde taktikler vererek hem yanlarında olarak destek oldu, hem de varlıkları ile diğer on tenisçiye de ilham oldular.
Üç günde yanılmıyorsam toplamda 12 maç oynandı ama aklımda en çok kalan Federer ile Nadal'ın beraber oynadığı çiftler maçı ve üçüncü günün sonunda Federer'in Kyrgios'u yenip, Avrupa takımını şampiyon yaptıktan sonra Nadal'ın koşarak Federer'in kucağına zıpladığı an kaldı. Yan yana her geldiklerinde tenis dergilerine, sitelerine muhteşem malzeme çıkartan, her konuştuklarında birinci sayfa manşeti olacak derecede samimi ifadeler veren bu ikilinin tenis sporuna kattıkları değer ve bu sporu futbol ve basketbolun hemen ardından dünya genelinde üçüncü sıraya yerleştirdiklerini de eklemeden geçemeyeceğim.
Fedal Cup, pardon 'Laver Cup', önümüzdeki yıl Chicago'da düzenlenecek. Her şeyin ilki güzel olur derler ama 2018 Laver Cup'u şimdiden iple çekiyoruz desek yeridir :) Sağlıklı olurlarsa eğer önümüzdeki sene şu isimleri turnuvada görebiliriz :
Avrupa : Nadal, Federer, Djokovic, Murray, Wawrinka ve Zverev. Yedek oyuncu Thiem
Dünya : Raonic, Del Potro, Nishikori, Kyrgios, Sock ve Isner. Yedek oyuncu Shapovalov.
Son olarak; umarım bu güzel iki tenis efsanesinin 'fan'ları da artık biraz daha ılımlı yorumlar ve davranışlar gösterir ve Federer'siz Nadal, Nadal'sız bir Federer'in tenis sporunu ne kadar eksik bırakacağını düşünerek birlik ve beraberlik içinde olurlar. Çünkü onların milyonlara verdikleri mesaj çok net :
"Biz bu sporu çok seviyoruz, tutku ve büyük bir hırsla bağlıyız ama birbirimizi de çok seviyor ve büyük bir saygı duyuyoruz..."
Kapanışı, tekrar tekrar baktıkça sizleri iyi hissettirecek karelerle yapalım...
Sizleri bilmem ama ben açıkçası 3 gün boyunca 'Laver Cup' değil de, bildiğimiz 'Fedal Cup' izledim. Birbirlerine yaptıkları jestler, sanki çocukluk arkadaşlarıymış gibi birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşmaları, tüm bunları yaparken yapmacılıktan uzak ve fazlasıyla keyif aldıkları bir turnuva izlettirdiklerini söyleyebilirim. Aldıkları her sayı, siyah kortun içerisinde her santimetredeki varlıkları, silüetleri hem orada canlı izleyenleri, hem de biz ekran başındakileri mest etti. Yaklaşık 13-14 yıldır birbirlerine rakip olmalarına rağmen bu üç günde başta, Grand Slam şampiyonluğu konusunda bir hayli önemli rekabette olduklarını dahi asla hatırlamayan, o an tüm istatistiki bilgileri ve verileri belleklerinden atan, birbirlerinin ne kadar büyük sporcular olduklarını bilen ve aldıkları keyfi, tüm izleyenlere sonuna kadar hissettiren tenisin bayrak adamlarına ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu büyük organizasyonu geç de olsa bizlere yaşatan, emeği geçen herkese kocaman TEŞEKKÜRLER...
Fedal, maçlarını oynamak dışında ek olarak tecrübeleri ve müthiş oyun bilgileriyle takımlarındaki diğer tenisçilere de maçları içerisinde taktikler vererek hem yanlarında olarak destek oldu, hem de varlıkları ile diğer on tenisçiye de ilham oldular.
Üç günde yanılmıyorsam toplamda 12 maç oynandı ama aklımda en çok kalan Federer ile Nadal'ın beraber oynadığı çiftler maçı ve üçüncü günün sonunda Federer'in Kyrgios'u yenip, Avrupa takımını şampiyon yaptıktan sonra Nadal'ın koşarak Federer'in kucağına zıpladığı an kaldı. Yan yana her geldiklerinde tenis dergilerine, sitelerine muhteşem malzeme çıkartan, her konuştuklarında birinci sayfa manşeti olacak derecede samimi ifadeler veren bu ikilinin tenis sporuna kattıkları değer ve bu sporu futbol ve basketbolun hemen ardından dünya genelinde üçüncü sıraya yerleştirdiklerini de eklemeden geçemeyeceğim.
Fedal Cup, pardon 'Laver Cup', önümüzdeki yıl Chicago'da düzenlenecek. Her şeyin ilki güzel olur derler ama 2018 Laver Cup'u şimdiden iple çekiyoruz desek yeridir :) Sağlıklı olurlarsa eğer önümüzdeki sene şu isimleri turnuvada görebiliriz :
Avrupa : Nadal, Federer, Djokovic, Murray, Wawrinka ve Zverev. Yedek oyuncu Thiem
Dünya : Raonic, Del Potro, Nishikori, Kyrgios, Sock ve Isner. Yedek oyuncu Shapovalov.
Son olarak; umarım bu güzel iki tenis efsanesinin 'fan'ları da artık biraz daha ılımlı yorumlar ve davranışlar gösterir ve Federer'siz Nadal, Nadal'sız bir Federer'in tenis sporunu ne kadar eksik bırakacağını düşünerek birlik ve beraberlik içinde olurlar. Çünkü onların milyonlara verdikleri mesaj çok net :
"Biz bu sporu çok seviyoruz, tutku ve büyük bir hırsla bağlıyız ama birbirimizi de çok seviyor ve büyük bir saygı duyuyoruz..."
Kapanışı, tekrar tekrar baktıkça sizleri iyi hissettirecek karelerle yapalım...
14 Ağustos 2017 Pazartesi
2017 Wimbledon Günlüğü
Yorucu geçen toprak sezonu ve nihayetinde Nadal’ın Roland Garros şampiyonluğu sonrası sıra tenisin en prestijli Grand Slam’i olan Wimbledon’a gelmişti. Sadece 5 hafta sürecek olan çim kort sezonunun finalinde beyazlar içerisinde kuğuları ve baletleri izlemenin keyfini yaşamanın zamanıydı. Gerçeği ile alakasız bir şekilde ‘üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ denilen İngiltere’de – ki yılda ortalama sadece 1 ay güneş yüzünü gösterir - sezonun 3.Grand Slam’i öncesi geçmişe nazaran yağmur işkencesi bu sene yok gibi.
Roger Federer, tek erkeklerde turnuvanın en yaşlısı
ama aynı zamanda da bir numaralı şampiyonluk adayı konumunda. Son olarak
Halle’de 9.kez şampiyon olarak Wimbledon’a hazır bir şekilde geliyor. Ev sahibi
apoletli, son şampiyon Andy Murray ise Wimbledon öncesi Quenn’s Club
turnuvasında ilk turda elendi ama yine de seyirci desteği ve geçmiş çim performansı
ile en az Federer kadar iddialı. Rafael Nadal, turun en formda raket olarak karşımıza
çıkıyor. Bacaklarının durumu ve Wimbledon konu olunca ne yapacağı merak konusu
gibi görünse de otoritelerce en az yarı final oynar tahminleri yapılıyor. Novak
Djokovic ise 2017’deki dalgalı performansına ek olarak henüz herhangi somut bir
başarı elde edememesine rağmen kariyerinde ayrı bir yeri olan Londra’da her an
her şeyi yapabilecek potansiyelde bir silah olduğunu görüyoruz.
Kuralar çekildi. ‘Big Four’ yarı finale kadar
elenmezse; Federer – Djokovic, Nadal – Murray eşleşmesi inanılmaz olacak.
Çeyrek finallerde ise Federer’in olası rakipleri arasında Raonic ve A.Zverev
var. Murray’nin kurasında ise Wawrinka ve Tsonga karşımıza çıkıyor. Nadal’ın
son 8’deki muhtemel rakipleri arasında Cilic ve Nishikori yer alırken;
Djokovic’in kanadında ise herhangi bir sürpriz olmazsa Thiem yada Berdych’den
biri gelebilir. Topun diğer zeminlere nazaran yerde daha alçak sekmesinden
ötürü güçlü forehand ve backhand vuruşları ile iyi derecede return yapmak,
servis – vole oyunlarında güçlü olup, makul düzeyde ‘ace’ atmak bir anlamda
maçları kazanmanız anlamına geliyor. O halde başlasın artık Wimbledon!
İLK GÜNDE, İLK SÜRPRİZİN ADI : WAWRİNKA
Birinci gün… Wimbledon’da ilk gün maçları büyük bir sürprize
sahne oldu. Rusların parlayan yıldızı genç Medvedev, dünya 3 numarası
Wawrinka’yı 3-1’le geçerek ikinci tura yükseldi. Wawrinka’nın inişli çıkışlı
grafiği yine devam ediyor ve kariyeri bittiğinde bir Wimbledon şampiyonluğu
yaşaması çok zor görünüyor. Ek olarak
İsviçreli raket, 5.kez Wimbledon’a galibiyet alamadan (2005,2007,2010,2012 ve
2017) veda etti. Turnuvanın favorilerinden Nadal, Avustralya’lı raket Millman’ı
içinde 34 rallilik bir sayının da olduğu maçta set kaybetmeden geçerek kariyerinin 850.galibiyetini almış oldu.
Murray ise Bublik’i kolayca yenerek (3-0) ikinci tur vizesi aldı. Dört buçuk
saatlik mücadeleye sahne olan Karlovic – Bedene maçında 6-7, 7-6, 6-7, 7-6 ve
8-6’lık beş setin ardından Aljaz Bedene bir üst tura adını yazdırdı. Gizli
şampiyon adaylarından Nick Kyrgios ise Fransız raket Herbert karşısında
setlerde 2-0 geride olduğu maçta sol kalçasındaki ağrıdan dolayı maçtan
çekilerek ilk turda elendi.
İkinci gün… 8.kez Wimbledon’da şampiyonluğu hedefleyen
Federer, 6-3, 3-0 önde götürdüğü maçta rakibi Dolgopolov’un sağ ayak bileği
sakatlığı sonrası geri çekilmesi ile beraber ikinci tura yükseldi. Sırp raket
Djokovic ise benzer senaryoda Klizan’ın ikinci sette geri çekilmesi ile bir üst
tura çıktı. Raonic, A.Zverev, Dimitrov, Isner, Monfils gibi isimler de set
kaybetmeden kolayca 2.tura yükselmeyi başardılar.
Üçüncü gün… İkinci tur maçlarının oynandığı ilk günde Nadal,
Tsonga, Nishikori, Cilic ve Murray gibi üst düzey raketler zorlanmadan üçüncü
tur biletini aldılar. İlk turda Wawrinka’yı eleyen ‘bear’ lakaplı Medvedev ise
Belçikalı Bemelmans’a 3-2 yenilerek kendi rüyasını erken bitirdi.
Dördüncü gün… Federer, Lajovic engelini 3-0’la kolayca aşarken,
sıralamada 589.basamağa kadar gerileyen Ernests Gulbis, Del Potro’yu zorlu
maçta set kaybetmeden eleyerek büyük bir iş başardı ve Pavlasek’i terlemeden
yenen Djokovic’in üçüncü turdaki rakibi olmayı başardı. Bir hafta önce Antalya
Open’da final oynayan Sugita- Mannarino eşleşmesinde ise bu defa kazanan
3-2’lik sonuçla Fransız Mannarino oldu. Thiem, Berdych, Ferrer’de üçüncü tura
yükseldiler. 1,75 boyundaki Dudi Sela’nın 2,08’lik servis makinesi John Isner
karşısında beş set sonucunda kazanması da günün dikkat çeken maçlarından
biriydi.
Beşinci gün… Sadece 32 raketin kaldığı üçüncü tur maçlarının
ilk gününde; kazandıkça iyice ritim yakalayan Nadal, Rusların en iyi raketi
olan Khachanov karşısında son iki sette oldukça zorlansa da 3-0’la (6-1, 6-4,
7-6) adını dördüncü tura yazdırdı. Günün ilgi çekici maçında, iki ay önce
Roma’da rakibine kaybeden Murray, bu defa Fognini’yi 3-1’le geçerek son 16’ya
kaldı. Murray, dördüncü sette 5-2 geride iken tam 5 kez maç puanı çevirerek inanılmaz
bir geri dönüşle seti 7-5, maçı da 3-1 kazanmasını bildi. İtalyan raketin
fazlasıyla yaptığı basit hatalar sonu oldu. Nishikori ise klasik ‘kırılgan oyun
anlayışı’nı gösterdiği maçta Roberto Bautista karşısında (3-1) elenmekten kurtulamadı.
Marin Cilic, Kevin Anderson ve Gilles
Müller diğer turlayan isimler oldular.
Altıncı gün… Bu sene birbirlerine üçüncü kez rakip olan Federer
– Mischa Zverev mücadelesinde kazanan beklenildiği gibi 3-0’lık sonuçla (7-6,
6-4, 6-4) ekselansları olurken, İsviçreli raketin ilk set dışında kendisini
fazla zorlamadan sonuca gittiğini gördük. Federer, bir sonraki turda kendisi
gibi tek el backhand oynayan ve veliahtı olarak lanse edilen Bulgar raket Dimitrov
ile eşleşti. Letonya’lı raket Gulbis’i set kaybetmeden kolayca geçen Djokovic
ise Monfils’i sürpriz bir şekilde beş set sonucunda eleyen Mannarino’nun rakibi
oldu. Tsonga, ertesi güne sarkan maçta kendisi gibi servis ustası olan Sam
Querrey’e 5 sette boyun eğerken, geçen yılın finalisti Raonic, ‘toprakçı’
olarak bilinen Albert Ramos’u 3-0 ile geçti. Berdych ve A.Zverev’de dördüncü
tur vizesi alan diğer isimler oldular. Böylelikle ilk hafta bittiğinde; Wawrinka, Tsonga, Nishikori, Del Potro,
Kyrgios ve Gasquet gibi önemli isimler Wimbledon’a erken veda etmek zorunda
kaldılar.
Yedinci gün… ‘Middle
Sunday’ olarak bilinen ilk pazar gününde maç oynanmıyor. İngilizler için
şimdi çilek, şampanya ve çılgınca eğlenme zamanı. ‘Big Four’ ise tam gaz yoluna
devam ediyor ve Wimbledon’da ikinci haftaya tam kadro, güçlü bir şekilde
giriyorlar. Bakalım neler olacak?
Sekizinci gün… İngilizlerin ‘Manic Monday’ dedikleri çılgın
pazartesine geldi sıra. Yani turnuvada erkekler ve kadınlarda dördüncü turun
tüm maçları (toplam 16 maç) bugün oynanıyor. İnanılmaz bir karmaşa ve
zeminlerin aşırı düzeyde hırpalanması anlamına geliyor. Malum pazar günü maç
oynanmadığı için sıkışan maç takviminde pazartesi günü tam bir işkence oluyor. Turnuvanın
kalite ve izlenebilirlik açısından en mükemmel ve en heyecanlı maçları bugün
oynandı diyebiliriz. Federer, Dimitrov karşısında oldukça rahat bir oyunla maçı
3-0 kazanıp çeyrek finale çıkarken; bu aynı zamanda Grand Slam’lerde açık
dönemde Federer’in 50.çeyrek finali oluyordu. Bir diğer şampiyonluk adayı Nadal
ise daha önce 2005’te yine Wimbledon’da üçüncü turda kaybedip, 2011’de 4.turda
rövanşını aldığı Lüksemburg’lu raket Gilles Müller karşısında epik bir maç
sonrası 3-2 kaybederek elendi. Biraz daha uzasa ertesi güne ertelenmek zorunda
kalacak, 4 saat 48 dakikaya sahne olan unutulmaz maçta 2-0’dan geri dönüş yapıp
maçı final setine taşıyan Nadal, son seti 15-13 kaybetti. Müller ise attığı müthiş
servisler, ace’ler (30-23) ve kararlı oyunu ile kazanmayı hak ederek son 8’e
kalmayı başardı. Böylelikle Rafael Nadal, son olarak 2011’de finalde Djokovic’e
kaybettiği yıldan bu yana Wimbledon’da çeyrek final dahi göremeden elendi. Turnuvanın
ev sahibi Murray ise Benoit Paire karşısında maçın tamamında bir hayli zorlansa
da 7-6, 6-4, 6-4’lük üç sette rakibini geçerek bir engeli daha aşmayı başardı. Britanyalı’nın
son iki maçta oynadığı oyun açıkçası çok da umut vermedi.
Günün diğer maçlarında ise; Raonic, A.Zverev’i beş
sete giden maçta final setindeki rahat oyunuyla 3-2 yenerek geçtiğimiz sene
yarı finalde yendiği Federer’le eşleşti. Açıkçası bu maç iki taraf için de zor
geçmeye aday görünüyor. 2014 Us Open şampiyonu Marin Cilic, Bautista karşısında
adeta antrenman maçı havasında tüm setleri 6-2 kazanıp 3-0’lık net sonuçla
çeyrek finale yükselirken rakibi ise Nadal’ı sürpriz bir şekilde eleyen Müller
oldu. Hırvat raket Cilic, 2014 Us Open’daki benzer ritmini buldu ve Nadal’ın da
elenmesiyle açılan kurasında finale kadar gidebileceğinin sinyallerini vermeye
başladı. Toprakta muazzam işler yapan genç raket Thiem ise tecrübe abidesi
Berdych karşısında dirençli bir oyun oynasa da beşinci setin hemen başında
kırdırdığı servis yüzünden maçı kaybetti. Son olarak iki servis makinası
raketin düellosuna sahne olan maçta bir üst tura çıkan isim 3-2’lik skorla Kevin
Anderson karşısında Sam Querrey oldu. Amerikalı raket, ev sahibi Murray ile
eşleşti.
Dokuzuncu gün… Nadal – Müller maçının beş saate yakın sürmesi
sebebiyle bugüne ertelenen dördüncü tur maçında Djokovic, Mannarino karşısında
herhangi bir sürprize izin vermeden rakibini 3-0 yenerek çeyrek finalde
Berdych’nin rakibi oldu. Sırp raketin, rakiplerine nazaran sadece bir gün
dinlendikten sonra Berdych karşısına çıkacak olması kendisi adına büyük bir
şanssızlık, Wimbledon yetkilileri için de kendilerini sınıfta bırakan bir karar
oldu. Zira Müller – Nadal maçının beklenilenden daha fazla uzaması sebebiyle
Novak – Mannarino mücadelesi pekala merkez korta alınabilirdi. En prestijli
turnuva olan Wimbledon’un bu denli katı kurallarla desteklenmesi hem turdaki
tenisçiler hem de tüm dünyadaki tenis severler için fazlasıyla can sıkıcı bir
hal almış durumda.
ÇEYREK FİNALDE FAVORİLER ELENİYOR
Onuncu gün… Aralarında daha önce oynadıkları 12 maçın 9’unu
kazanan Federer, geçen sene yarı finalde elendiği Milos Raonic’i fazlasıyla
üstün oynadığı maçta 3-0 yenerek, geçen senenin acı rövanşını da almayı başararak
Wimbledon kariyerinde oynadığı 100.maçında 89.galibiyetini almış oldu. Federer;
maçın her anında aldığı estetik sayılar, kazanma azmi ve yaşına rağmen oynadığı
şiir gibi tenis ile yine gönülleri fethetti. Tie breake giden üçüncü sette 3-0
geride olan Federer karşısında iki kez üst üste servis atan Raonic için maçı
dördüncü sete uzatma şansı varken, gerek servis returnleri gerekse de etkili
backhandleri ile adeta canavara dönüşen Federer üst üste bulduğu 5 sayı ve
sonrasında hem seti hem de maçı kazanmış oldu. Fedex maçtan sonra yaptığı
açıklamada "Vücudum beni bunca yıl ayakta
tuttuğu için çok mutluyum" dedi. Ekselansları ayrıca açık
dönemde 12.Wimbledon yarı finaline çıkarak bu alanda Jimmy Connors’u da geçerek
zirveye çıktı. Son olarak Federer, Wimbledon’da ilk beş maçlık süreçte hiç set
kaybetmedi. Eğer son iki maçta da aynı performansı gösterebilirse 2007 Aus Open
sonrası kariyerinde ikinci kez set kaybetmeden Grand Slam şampiyonu olabilir.
Murray, açık favori olduğu ‘Big’ Sam Querrey
karşısında maça çok iyi başlayarak ilk seti hanesine yazdırmayı başarsa da
ikinci sette 5-4 geride servis atarken servisini kırdırınca maça eşitlik geldi.
Üçüncü seti tie-break ile kazanıp, dördüncü seti 6-1 ile kaybedince dağılmanın
eşiğine geldi. Çok iyi servis atan Querrey karşısında sanki Murray’de bir haller
vardı. Return yapamıyordu, rakibi karşısında zaman zaman 100 mph’nın altında
servis atmak zorunda bile kaldı ve kötü son kaçınılmaz oldu. Belli ki kalça
sakatlığı nüksetmiş ve oyununa da büyük bir darbe vurmuştu. Final setinde ipleri
iyice eline alan Amerikalı, rakibinin iki kez servisini kırıp, kendi servis
oyunlarını da güle oynaya kazanınca seti 6-1, maçı da 3-2 kazanmayı başararak
büyük bir sürprize imza attı ve kariyerinde ilk kez bir Grand Slam’de yarı
finale çıktı. Britanyalı raket, maç sonrasında korttan sekerek ayrılmak zorunda
kaldı. Maç genelinde 8-27’lik ace ve 33-70’lik winner istatistiği ile Murray
son iki sette adeta ezildi. Big Sam, geçen sene yine Wimbledon’da üçüncü turda dünya
1 numarası Djokovic’i yenerken, bu defa da yeni dünya 1 numarası Andy Murray’i
saf dışı bırakarak ilginç bir istatistiğe imza attı. Böylelikle Sam Querrey; hiçbirinde
favori olmadığı Tsonga, Kevin Anderson ve Murray maçlarının tamamını 3-2
kazanmayı başardı.
Çeyrek finalin diğer maçında iki servis ustası
Cilic ile Müller karşılaştı. Nadal karşısında yaklaşık beş saatlik maç oynayan
Gilles Müller için maçtan önce Cilic karşısında şansının çok az olduğu
konuşuluyordu. Cilic, hem rakibinden 6 yaş daha gençti, hem de bir önceki turda
vücudu Müller’e nazaran daha az yorulmuştu ve her şeyden önemlisi Hırvat
raketin tecrübesi daha ağır basıyordu. Ek olarak Müller’in etkili servislerine
Nadal’a nazaran çok daha başarılı return yapan bir Cilic vardı kortta. Buna
rağmen ilk dört sette taraflar ikişer kez kazanmayı bildiler. Cilic’in final
setine gelindiğinde enerjik yapısı ve attığı bolca ace’lere (toplamda 33-17), 74-54’lük büyük winner farkı ve Müller’in
yorgunluğu da eklenince maç çözüldü ve 6-1 biten setin ardından Cilic, yarı
finale uzandı.
Günün son çeyrek final müsabakasında ise Novak
Djokovic, Tomas Berdych karşısında başa baş geçen ilk seti tie break ile
kaybetti. Çek raket, aynı zamanda Djokovic karşısında tam 14 set sonra ilk defa
bir set kazanmayı başarmış oldu. Sırp raket ise bu sonuçla turnuvadaki ilk
setini kaybetti. Novak, turnuva genelinde çeyrek final oynayan sekiz raket
arasında servis vole puanlarını en az alan isim olarak dikkat çekti. Çünkü
Djokovic puanlarını genel olarak baseline’dan aldı ki, bu alanda zirve onun
(58%). İkinci sette kendi oyununda servisini kırdırıp 2-0 geriye düşen Nole, üçüncü
oyunun hemen başında dirseğindeki şiddetli ağrılar sonrası maça daha fazla
devam edemedi ve Berdych yarı finale çıkan son raket oldu. Böylelikle Djokovic, en son 2009 Aus Open’daki Roddick
maçından sonra ilk kez bir maçtan sakatlığı sebebiyle geri çekilmek zorunda
kaldı. Djokovic’in maç sonu açıklamalarında omuz ve dirseğindeki ağrıların
1,5 yıldır devam etiğini söylemesi ve böylesi bir durumda neden daha önce bir
tedbir almaması, ameliyat / turnuvalara katılmama gibi çözümlere başvurmaması
ise büyük dikkat çekti.
Özellikle Sam Querrey ve Tomas Berdych için bir
Grand Slam şampiyonluğu için bundan daha önemli bir şans olamazdı. Kaldı ki
kariyerinde Amerika Açık şampiyonluğu olsa da Marin Cilic de tünelin sonundaki
ışığı net bir şekilde gören isimlerden biriydi. Üç raket için tek ve en büyük
engel Federer olarak görünüyordu. Cilic, yarı finalde Sam Querrey ile
oynayacak. Federer cephesinden bakarsak; büyük dörtlüden üçü elendi ve önünde
büyük bir fırsat var. Hem 19.Grand Slam şampiyonluğu, hem Sampras’ı geçerek
Wimbledon’da kazanılacak 8.şampiyonluk ile Londra’da krallığını ilan etmesi ve
daha birçok şey. Daha önce bu tarz bir fırsatı (favorilerin elenmesi) 2014 Us
Open’da yakalamış, yarı finalde Cilic’e elenmişti. Kaldı ki o gün Cilic’i
geçebilseydi finalde Nishikori ile oynayacaktı. Geçen senenin acısını
Raonic’ten çıkartan Federer, şimdi diğer açık hesabını kapatmanın peşinde
olacak. Yarı finaldeki rakibi, onu 2010’da Wimbledon çeyrek finalinde yenen
Berdych.
Onbirinci gün… Tek erkeklerde dört raket, yarı final öncesi son
hazırlıklarını yapıyorlar. Çoğunluğun beklentisi; Federer, bu noktadan sonra
şampiyonluğu asla bırakmaz. Otoriteler ise tecrübeleri ve kaliteleri ile
Federer – Cilic finali bekliyorlar. ‘Head to head’ tablosuna baktığımızda;
Cilic’in Querrey önünde 4-0’lık üstünlüğü bulunuyor. Bu dört maçın üçü çim zeminde olduğu için
Cilic, rakibinin bir adım önünde favori görünüyor. 3 çim maçının ikisi ise Wimbledon’da
oynandı ve ikisini de Cilic 3-2 kazandı. En son Wimbledon mücadeleleri olan
2012 yılındaki efsane maç 5,5 saat sürmüş, final setini Hırvat raket 17-15
kazanmıştı. İzlemeyenlerin internetten o maçı da izlemelerini tavsiye ederim.
Federer’in ise Berdych karşısında 18-6’lık büyük
bir üstünlüğü var. 2010 Wimbledon’da Berdych; çeyrek finalde Federer’i, yarı
finalde ise Djokovic’i eleyerek finalde Nadal’ın karşısına çıkmıştı. Bu defa
ise tam tersi bir durum sözkonusu. Berdych, çeyrek finalde Djokovic engelini
aşarken, yarı finalde rakibi Federer olacak. Ayrıca sene başında Federer,
Berdych’i Aus Open’da 3-0’la rahatça geçerken, Miami’de çeyrek finalde bir maç
puanı kurtararak 2-1 ile zor yenmişti.
Onikinci gün… Günün ilk yarı final maçında Cilic – Querrey
sahnede. Yarı finale gelene kadar Querrey, son üç maçında beşer set olmak üzere
toplamda 22 set oynarken; Cilic ise rakibinden daha kısa süreli 17 set
oynayarak geldiği için daha fit durumda. İlk set kıran kırana geçiyor, herkes
kendi servisinde bir o kadar iyi ve servis kırma yaşanmıyor. İlk sette kazananı
tie break belirliyor ve ikinci set puanını değerlendiren Querrey 1-0’la öne
geçiyor. İkinci setin ilk 6 oyunu, ilk setteki hikayenin devamı gibi adeta.
Sette skor 3-3 devam ederken, Cilic rakibinin servisinde atağa geçiyor ve
rahatça servis kırarak, setin devamında bu avantajı değerlendirerek 6-4’le
‘deuce’ yapıyor. Üçüncü, yani maçın gidişatını belirlemedeki en önemli sette
ise taraflar birer kez birbirlerinin servislerini kırıyor ve maç bir kez daha
tie breake gidiyor. Bu defa en kritik yerlerde daha soğukkanlı kalan Cilic,
seti kazanarak psikolojik baskı ile rakibinin önüne geçiyor. Üç set sonunda mücadele
anlamında ‘dişe diş’ bir oyun anlayışı ile hareket eden iki tenisçi için geçmiş
başarıların ve tecrübelerin önemi dördüncü sette daha bir ortaya çıkıyor. Bu
sette özellikle ilk servislerinden 100% puan çıkartıp, maç genelinde rakibine
25-13’lük ‘ace’ ve 70-46’lık ‘winner’ üstünlüğü kuran Hırvat raket, dördüncü
set yine tie breake gidecek denilen anda skor 6-5 iken rakibinin servis
oyununda 15-40’ı yakaladıktan sonra bu avantajını değerlendirdi ve 30-40
sonrası güçlü forehand’i ile son sayıyı da alarak hem seti hem de maçı
kazanarak kariyerinde ilk kez Wimbledon finaline çıkmayı başardı. Ayrıca Cilic, 2013 – 2016 yılları arasında
koçu olan Goran İvanisevic’in 2001 yılında final oynadığı Wimbledon’dan sonra
bu şerefe layık olan ikinci Hırvat olacak. 2009 Wimbledon’da final oynayan Andy
Roddick’ten sonra ilk kez bir Grand Slam’de yarı finale yükselen Amerika’lı erkek
tenisçi olan Sam Querrey ise oynadığı tenisle ve elediği büyük raketlerle
Wimbledon’da çok önemli bir başarıya imza attı.
Cilic’in finaldeki rakibini belli edecek maça, yani
Federer – Berdych maçına geçelim. İş bu noktaya gelince açıkçası rakiplerin
daha önce kendi aralarındaki maçlardaki sayısal üstünlüklerin pek bir anlamı
kalmıyor. Maç kortta oynanıyor ve o günkü şartların önemi daha da büyük oluyor.
Wimbledon’da bu sene oynadığı her maç form düzeyini yükselttiğine şahit
olduğumuz Federer, servis oyunlarını oldukça güçlü oynayan ve rakibini yenmesi
halinde bir Grand Slam şampiyonluğu hayaline fazlasıyla yaklaşacak olan Tomas
Berdych karşısında açıkçası beklenildiği gibi zorlanarak başladı. Buna rağmen
setin beşinci oyununda servis kıran Federer, setin kalanında daha rahat oynar
derken bu defa da Berdych, sekizinci oyunda servis kırarak devamında seti tie
breake götürdü. Bu noktada alev alan Federer, rakibinin üç kez servisini
kırarak ilk seti kazanmayı bildi. Çek raket için artık risk almanın zamanı
gelmişti. Çünkü ikinci seti de kaybederse kötü son iyice yaklaşmış olacaktı. İkinci
setin yedinci oyununda servis kırma şansını yakalasa da bunu değerlendiremeyen
Berdych, yine de seti bir kez daha tie breake taşımayı başardı. İlk setteki
tarifenin (7-4) aynısını uygulayan ekselansları, iş ciddiye bindiğinde agresif
oyun yapısıyla vitesi yükselterek rakibine göz açtırmadı ve üçüncü sete daha
güçlü girdi. Set, 3-2 Berdych üstünlüğünde devam ederken altıncı oyunda
Federer’in kullandığı servis oyununda ekselansları 15-40’ı görüp bir anlamda
seti büyük ihtimalle kaybetme noktasına gelmişken üst üste aldığı dört puanın
üç tanesini usta işi ‘ace’ ile çözerek finalin kapısını iyice araladı. Rakibine
karşı momentumu iyice eline aldığı bu servis oyunundan sonra hemen yedinci
oyunda Berdych’in servisini bir kez daha kıran Federer, seti 6-4, maçı da
3-0’lık net bir skorla kazanıp, 11.Wimbledon finaline adını yazdırdı.
Bir servis üstadı olan Berdych karşısında ilk
servislerde (84 - 74%) üstünlük kuran Federer, forehand kanadında da rakibini
sindirerek galibiyete uzandı. Berdych’in rakibinin backhandine yüklenememesi ve
basit hatalarda eşit olsalar da (Federer’in grip sorunu bunu tetikledi) winner
üretme anlamında (53-31) sınıfta kalması, maçı kaybettiren önemli veriler
arasındaydı. Ayrıca İsviçreli’nin,
rakibinin yapacağı her hamleye karşı vereceği cevaptaki zengin vuruş
çeşitliliği, bacak çabukluğu, akıl ve sezgi gücü gözlerden kaçmadı. Tomas
Berdych için rüya, beklentisinin altında set dahi alamadan sona erdi ama maçta
hiç çift hata yapmaması ve rakibi karşısında kora kor bir mücadele örneği göstermesi,
sadece en kritik yerlerde Federer’in ‘clutch time’ performansına yenik düşmesi
ile genel anlamda turnuvayı başarılı bir şekilde geçirdiğine işaret etti.
Onüçüncü gün… Herkes Federer’in 8.Wimbledon şampiyonluğuna
odaklanmış durumda. Marin Cilic’in finale kadar gelmesi dahi çok büyük bir
başarı olarak gösterilip, Pete Sampras ile beraber paylaştığı 7 Wimbledon şampiyonluğunda
Federer’in tarihi değiştireceği gerçeği herkesin dilinde. Geçen sene çeyrek
finalde yine burada Cilic, setlerde 2-0 öne geçmesine rağmen Federer, efsane
bir geri dönüşle maçı kazanmayı başarmıştı. Şimdi 5 set olmasa da en azından
Cilic’in bu denli formda olduğu bir dönemde rakibinden en az bir set alacağını
düşünenler de az değil.
Ondördüncü gün, final günü… Artık kelimeler
kifayetsiz, artık hataların telafisinin çok zor olduğu final zamanı. Kılıçlar
çekildi. Cilic, bir rüyayı taçlandırmak, Federer ise uğruna toprak sezonunu pas
geçtiği ve 2012’den bu yana hayalini kurduğu Wimbledon şampiyonluğuna tekrar
erişerek Londra’da krallığını ilan etmenin peşinde. Maç öncesi Cilic’e 6-1’lik
üstünlüğü bulunan Federer’in rakibi ile olan teknik özellikleri
karşılaştırıldığında maçın favorisi olduğu görülüyor. Forehand, servis kullanma
başarısı, return, vole ve backhand puanları, mental durum gibi enstrümanlarda
sürekli rakibinden bir – iki tık önde olan Federer maça da hızlı başladı.
1.98’lik kule görünümündeki Cilic, ilk sette beşinci oyunda kendi servisinde yaptığı
basit hatalarla bir anda 0-40’ı görse de üç servis kırma puanının ikisini
kurtararak 30-40’ı yakaladı. Bu noktada Federer, rakibinin backhand tarafına etkili
çapraz bir vuruş yaparak dengesini bozarak
servisi kırdı ve Berdych maçında olduğu gibi avantajı eline aldı.
Dokuzuncu oyunda bu defa Cilic’in çift hata yapması ile bir kez daha aynı
tarifeyi uygulayan Federer, 6-3 ile seti kazandı. İlk sette taraflar hiç ‘ace’
atamazken, Cilic’in 10-4’lük basit hata istatistiği ilk setin kaybedilmesinde
büyük rol oynadı. Ekselansları gümbür gümbür şampiyonluğa koşuyordu.
İkinci sette istediklerini bir türlü yapamayan
Cilic, sandalye molasında gözyaşlarına hakim olamadı. İki kez servisini kırıp,
tam anlamıyla rakibinin moralini bozup sürklase eden Federer, sadece 25 dakika
sonunda ikinci seti 6-1 ile kazandı. Bu sette ilk servisten aldığı puanların
(%86-53) yanı sıra ikinci servislerde de (%100-29) rakibine çok büyük bir
üstünlük kurdu İsviçreli. Artık mutlu son çok yakındı. Cilic, üçüncü set öncesi
sağlık molası aldığında ayağındaki durum içler acısıydı. Buna rağmen pes
etmedi, elinden geldiğince savaştı Hırvat raket. Sette skor 3-3 devam ederken
servis oyununda Federer’in hızına ve tekniğine daha fazla yetişemeyerek
servisini kırdırdı ve kendi servis oyunlarında hata yapmayan rakibi karşısında seti
6-4, maçı da 3-0 kaybetti.
Turnuva genelinde rakiplerine karşı toplamda 130
ile maç başı ortalama 21 ‘ace’ atan Cilic’in Federer’e karşı sadece 5 ace
atması, basit hata kategorisinde ise 23-8 gibi can sıkan bir performansta
oynaması sonu oldu. 36 yaşına gelen Federer’in hala bu yaşta ilk silahı ‘servis’
olarak bilinen birçok raketten daha etkili servis atması (birinci servislerde
83% ile oynadı), return, forehand ve backhand kanadında da muazzam işlere imza
atarak adeta ‘uzay tenisi’ seviyesine ulaşması, her şeyden önce tüm bunları
keyif alarak, karşısındaki rakete de üstünlüğünü kabul ettirerek yapması tüm
izleyenleri kendisine bir kez daha hayran bırakmasına yetti. Çeyrek final
sonrası eşleştiği Raonic, Berdych ve Cilic gibi bu oyunun en iyi servisçileri
arasında gösterilen üç tenisçi karşısında da bir set dahi vermedi. Björn
Borg’un 1976 yılında Wimbledon’da elde ettiği başarıdan sonra Federer, tarihte
ikinci kez burada set kaybetmeden şampiyon olan tenisçi oldu. Ayrıca ekselansları,
bu başarının aynısını daha önce 2007 Aus Open’da da tekrarlamıştı.
TÜM ZAMANLARIN EN İYİSİ : ‘THE GOAT’ FEDERER
2014 ve 2015’te finalde Djokovic karşısında alınan
ağır yenilgiler, 2016’daki Raonic karşısında alınan mağlubiyet travmatik
sonuçları doğurabilir, ‘bir daha Wimbledon şampiyonu olamaz’ deniyordu Federer
için. Kariyerinin en radikal kararını alıp, sakatlığı sonrası aktif dinlenme
ile tenise altı ay ara verdi, eskisinden daha güçlü geldi ve şimdilerde
sağlıklı kaldığı sürece 40 yaşına kadar oynayabileceğini açıkladı. Bu aynı
zamanda, “Bir süre daha buralardayım ve
elde edilecek daha çok şampiyonluk var” diyerek bir meydan okumadır.
Federer, özetle 2017’de adeta imkansız denileni başararak neden tenis sporunda GOAT
yani ‘Greatest Off All Time’, Türkçe ifadesiyle “Tüm zamanların en iyisi”
olduğunu bir kez daha ispatladı.
Kendisi dahi böyle bir sezon beklemediğini söylese
de, içinde Federer olan öngörülemez bir cümle kurmamamız, kesin bir yargıya
varmamamız gerektiğini bir kez daha görmüş olduk. O sadece zamana direnmekle kalmıyor, içinde aşk ile büyüttüğü
tenisi ve oynama hevesini her an yüksek şarjda tutup profesyonel bir anlayış ve
kararlılıkla hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Sadece şampiyon olmak
değil Federer’in amacı. İyi oynadığını hissetmek, bunu görmek, herkese
göstermek ve her şeyden önemlisi oynadığı oyundan zevk almak. Tüm bunları
hayata geçirebilmesi için ise sağlıklı olması şarttı ve bu problemini de
çözünce durdurulamaz bir seviyeye geldi. İşte Federer’in toprak sezonunu pas
geçmesinin başlıca sebebi de buydu zaten. Dünya sıralaması umrunda değil ve
keyif alacağı, gerçekten orada oynamak istediği zeminleri ve turnuvaları
seçiyor. Bir anlamda part – time çalışan bir işçi gibi davranıyor. 36
yaşındaysanız ve adınız Federer ise işte böyle seçme hakkınız oluyor. Artık
üzerinde baskı da azaldı. Kalan tenis kariyerinde yine aynı yol gösterici işaretleri
takip edecek : “Tenis oynayarak keyif almak ve bunun tadına varmak…”
Geçen sene bu zamanlarda lüks bir otomobil
markasının onun hakkında yaptığı reklam filmi aklıma geldi. Federer’in zamanlar
geçse de hala aynı Federer olduğunu gösteren güzel bir çalışma idi. “Yıllar
geçtikçe eskimeyecek” sloganı ile yayımlanan videoda, başarılı tenisçi ile geçmişe bir yolculuk
yapılıyor, efsane isim Rod Laver ile maç yapıyor. Daha sonra John McEnroe,
Andre Agassi oluyor, her devirde tenis oynamaya devam ediyor, etrafında
kadınlar, fotoğraf çekimleri vs... Reklam filminde esas belirtilmek istenen
mesaj ise hala günümüzde geçerliliğini devam ettirecek cinsten : “Dönemler başlar ve biter. Ancak Federer,
her zaman Federer olarak kalacak ve her zaman güzel görünecek.”
“Benjamin
Button’un Tuhaf Hikayesi” adlı filmi izleyenler bilirler. Yıllar geçtikçe
gençleşen bir adamın etkileyici ve sürükleyici hikayesi tüm dünyada büyük ses
getirmişti (2008). Etrafında yaşayanların şaşkın bakışları arasında yaşlandıkça
gençleşen o 'farklı' adamın yaşadıklarının neredeyse aynısını bugün futbolda
Zlatan İbrahimovic, teniste de Roger Federer yapıyor ve ne gariptir ki, ikisi
de 1981 doğumlu. İsveçli golcü, 18 yaşında başladığı profesyonel kariyerinde 30
yaşına kadar 232 gol attıktan sonra, daha fazlasını ise 30 yaşından sonra (254
gol) atarak emeklilik söylentilerine ve “artık yaşlandı, fazla gol atamaz”
diyenlere pabucunu tersten giydirerek, üstün formunu devam ettirmiş, bugün 4
büyük futbol ülkesinin en iyi takımlarında forma giyerek futbol tarihinin en
özel futbolcularından biri olmuştur. Aynı şekilde Federer de, 30 yaşından sonra
katıldığı 21 Grand Slam’de belki sadece 3 şampiyonluk yaşadı ama toplamda 14
tanesinde (67%) en yaz yarı final oynayarak bir anlamda tenisin “Benjamin
Button’u” olmayı başardı diyebiliriz.
Roger Federer’in bu denli sağlam duruşu, sıkıntılı
zamanlarında dipten zirveye giden yükselişinde örnek aile yaşantısının da çok
önemli olduğunu biliyoruz. Her şeyden önce çok iyi bir baba olduğu kamuoyunca
biliniyor. Eşi Mirka ile birbirlerini çok iyi tamamlayan ikilinin dört çocuğu
ile beraber mutlu ve imrenilecek görüntüsü başta Federer’in tenise olan açlığını
ve motivasyonunu her daim yüksekte tutuyor ve zorlu tenis takviminde de en
büyük yardımcısı oluyor. Federer, bir anlamda ‘evinde mutlu olanın her alanda
başarısı artar’ mesajını veriyor bizlere…
Wimbledon sonrası ATP sıralamasında dünya bir
numarası değişmedi. Çeyrek final oynayan Murray, 7.750 puanla yine zirvede yer
alıyor. Dördüncü turda elenen Nadal 7.465 puanla ikinci sırada. Wimbledon’u
şampiyon olarak tamamlayan Federer, 6.545 puanla üçüncü sıraya yükselirken, Bir
diğer çeyrek final oynayan Djokovic 6.325, henüz ilk turda elenen Wawrinka ise
6.140 puanla dördüncü ve beşinci sırada yer alıyorlar. Önümüzdeki Ağustos
ayında Amerika kıtasındaki turnuvalar sonrası dünya sıralamalarının, özellikle
de 1 numara koltuğunun değişmesi oldukça muhtemel görünüyor. Murray’nin
sakatlığı ve formsuzluğu ile geleceğinin belirsiz olması, Djokovic’in ise
sezonun geri kalanında sakatlığı sonrası yer almayacağını açıklaması ile; en
son 2012’de dünya bir numarası olan Federer ile yine son olarak 2014’te bu
alanda zirvede olan Nadal’ın Amerika turnesinde yeni dünya 1 numarası olma
ihtimali neredeyse kesin görünüyor. Bir nevi FEDAL rekabeti, bu defa bir maçta
değil, dünya 1 numarası olmak için tekrar alev alacak gibi görünüyor.
SAKATLIK KABUSU
Erkeklerde Roger Federer’in, kadınlarda ise Garbine
Muguruza’nın şampiyonluğu ile sonuçlanan Wimbledon tenis turnuvası bu sezon
tarafların fazlasıyla ‘geri çekilmesi’ ile hatırlanacak gibi görünüyor. Ağırlıklı
olarak ilk turlarda meydana gelen ve tamamının sakatlık sebebiyle kayıtlara
geçen geri çekilmeler sırasındaki maçların skorları ise şu şekildeydi :
KİM, NE DEDİ?…
Federer:
“Eğer bir gün eşim Mirka, 'Artık seyahat etmek istemiyorum' derse, kariyerimi
noktalarım. O olmadan tenis oynayamam.”
Alexander
Zverev : "Üç yıldır herkes bana yenilgilerden öğreneceklerin var diyor.
Artık öğrenmekten çok sıkıldım."
Bernard
Tomic, Wimbledon’da ilk turda Mischa Zverev karşısında elendikten sonra şunları
söyledi : “Aslına bakarsanız ilk turda
elenmekle dördüncü turda elenmek arasında fark görmüyorum, ilk turlarda
elenmemin sebebi yeteri kadar konsantre olamamam. Eskisi kadar
heyecanlanmıyorum, maç içerisinde sıkıldım ve artık bu spora saygı duymuyorum”
dedi.
Rafael
Nadal : “Sonucu benim için üzücü olsa da, o maç (Müller) en iyi oyunumu
oynamamış olsam da sene itibariyle performansımdan çok memnunum. Çim zeminde de
tekrar oynayabildim uzun zaman sonra. Şimdi ay sonuna kadar tatil zamanı.
Deniz, aile ve arkadaşalr. Mallorca’nın tadını çıkaracağım. Sonra haırlık
dönemi. Yapılacak iş çok.”
Novak
Djokovic : 1,5 yıldır omuz ve dirseğimde bu sorunları yaşıyorum ama hiçbir
sefer şimdi yaşadığım gibi (Berdych maçı) bir dirsek ağrısı hissetmedim. Bazı
doktorlar ameliyat olmam gerektiğini söylüyor, ancak bu konuda bir netlik yok.
Bir süre ara verip, tedavi göreblirim.
Ernest
Gulbis : "Eğer Novak'ın formu kötüyse sıralamada 3 yada 4 numaraya
geriliyor. Eğer ben kötüysem 500'lere geriliyorum."
---
"4.tura hazırlanmak için Murray-Fognini maçını izleyecek misin?"
---
Paire: "Hayır, arkadaşım Roger-Vasselin ile barbekü yapacağız."
Gerard
Pique : “Lionel Messi, Michael Jordan ve Roger Federer. Spor tarihinin en iyi
isimleri onlar.”
Lleyton
Hewitt : “Nasıl bir yıldayız? Rafa Fransa’da, Federer Wimbledon’da set kaybetmeden
şampiyon oluyor. Onları tebrik ederim.”
Kobe Bryant : “Federer, türünün tek örneği,
tebrikler arkadaşım.“
Philipp Lahm : “Wimbledon’un en başarılı oyuncusu,
gerçek bir şampiyon. Performansından dolayı tebrikler Federer.”
Martina Navratilova : “Roger Federer, Wimbledon’da
8.şampiyonluğunu elde etti. Bu bir rekor, efsane.”
Petra Kvitova : “Federer, tebrikler. O asla
durmadı, inandı ve herkes için bir ilham kaynağı. Efsane.”
FEDERER VE RAKAMLAR…
“Tekrar geri döneceğim konusunda inancımı hiç kaybetmemiştim.” Roger
Federer
… Federer, 2009’dan bu yana ilk kez aynı takvim
yılı içerisinde 2 Grand Slam kazandı.
… 2003’ten günümüze oynanan 15 Wimbledon
turnuvasını sadece 4 isim (Federer, Nadal, Djokovic, Murray) kazandı. Bu kısır
döngü öncesi en son 2002’de Lleyton Hewitt kazanmıştı.
… 2017’ye dünya 17 numarası olarak başlayan
Federer, yaklaşık 11 ay sonra tekrar yeni dünya 3 numarası oldu (Temmuz 2017
itibariyle).
… Federer, 29.Grand Slam finalinde 19.
şampiyonluğuna ulaşırken, toplamda 141. kariyer finalini oynadı ve 93 tekler
şampiyonluğuna sahip.
… Ekselansları, 2017’de inanılmaz bir sezon
geçirirken kazandığı şampiyonlukların 2006 yılı ile benzerlik göstermesi
oldukça manidar oldu. 2006’da Avustralya Açık ve Wimbledon olmak üzere iki Grand
Slami de kazanan Federer; İndian Wells ve Miami Open masterslarında da ipi
göğüslemişti. Ek olarak Halle’de de şampiyon olan Federer, bu kazandığı 5
şampiyonluğun tamamını 2017 yılında tekrar elde ederek adeta ‘dejavu’ yaşatıp, teniste
başarının sadece ‘yaş’ ile ilintili olmadığını herkese kanıtlamış oldu.
… İlk Wimbledon zaferi ile son Wimbledon şampiyonluğu arasında tam 14
yıllık bir yelpaze oluştu (2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2009, 2012, 2017).
Wimbledon’da gerçek anlamda ilk kupasını ise 1999 yılında ‘Junior’
kategorisinde almıştı.
… Wimbledon’da final maçı dahil oynadığı 7 maç
sonunda sadece 4 kez servisini kırdırdı (Berdych, Dimitrov, M.Zverev, Lajovic).
… Daha 1 sene öncesine kadar 17 Grand Slam
şampiyonluğu bulunan Federer için 18 rakamı hayal gibi görünürken, tüm
dünyadaki sevenleri ve hayranları şimdiden 20 rakamının olduğu ‘bel20ve’ etiketi ve hashtagi ile
paylaşımlarda bulunmaya başladılar bile.
… Federer’in kırabilmesi muhtemel rekorlardan
birisi de idolü Pete Sampras’a ait olan takvim yılı sonunda en fazla dünya 1
numarası olma rekorunu (6) egale etmek. Federer; 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2009
yıllarında 5 kez sezonu 1 numarada kapattı. Ayrıca Fedex, bir numaranın sahibi
olursa, bu ünvanı alan en yaşlı erkek tenisçi olacak.
… Federer, 2017 yılında 31 galibiyet alırken,
sadece 2 kez yenildi (94%). İki yenilgisi de top100 dışındaydı : Haas ve
Donskoy. Bunun yanı sıra geçen senenin aksine 2017’de TOP 10 oyuncuları
karşısında 9-0’lık ezici bir istatistik yakaladı.
… Son olarak Federer, kariyerinde oynadığı 1.358
maçta 1.111 galibiyet çıkartarak (82%) bu kategoride 1.256 maç kazanan Jimmy
Connors’un ardından ikinci sırada.
… Rafael Nadal’ın Roland Garros sonrası sezon sonu
turnuvasını garantilemesinden sonra Roger Federer’de Wimbledon şampiyonluğu ile
beraber şimdiden WTF’ye katılmaya hak kazandı.
--- Tüm tenisçiler için bir ilham kaynağıdır Federer. Bir sporu
sevmenin, onu tüm vücudu ile geliştirmenin, en başta tüm bunlardan keyif
almanın sonuca yansımış halidir tarihe geçen bu şampiyonlukların anlamları. ---
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR
-
Aşağı yukarı 22-23 yıldır futbolu yakından takip ederim ve sürekli içindeyim. Bazı anlar vardır yıllar geçse de asla unutulmaz. Nesilden nes...
-
Yeri geldiğinde küçük çaplı takımınıza büyük başarılar sığdırıp kariyerimize unutulmaz şampiyonluklar kazandıran takımınızın kilit oyuncular...
-
Aralık 2019’da ortaya çıkan ve etkisi yavaş yavaş tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını, binlerce insanın canına mâl olurken, NBA ...
-
Tüm dünya genelinde futbol ve basketboldan sonra en fazla izlenen, en fazla sponsoru olan, reklam ve pazarlama alanında çok önemli rakamla...
-
"O Şampiyonlar Ligi kupasını istiyorum. Bu son senem. Ronaldo ve arkadaşları kağıt üstünde bizden daha iyi olabilir ama bu sene her ş...