Miroslav Klose etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Miroslav Klose etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2017 Cuma

2006 World Cup



Yer : Almanya - 12 farklı stadyum
Final : İtalya 1 - 1 Fransa (Zidane, Materazzi)
Şampiyon : Penaltılar ile İtalya (5-3)
Üçüncü ve Dördüncü : Almanya - Portekiz
Altın ayakkabı : 1. Miroslav Klose (5), 2. Hernan Crespo (3), 3. Ronaldo Lima (3)
Asist Kralı : Juan Roman Riquelme (4)
Altın Top : 1. Zinedine Zidane 2. Fabio Cannavaro 3. Andrea Pirlo
Yashin Ödülü : Gianluigi Buffon
En iyi genç oyuncu : Lukas Podolski
Gol sayısı : 64 maç, 147 gol (ort. 2,30)

All Star kadrosu 23 kişiden oluştu ve ikinci tur maçlarından sonraki performanslara göre belirlendi :

Kaleci : Gianluigi Buffon, Jens Lehmann, Ricardo
Defans : Roberto Ayala, John Terry, Lillian Thuram, Philipp Lahm, Fabio Cannavaro, Gianluca Zambrotta, Ricardo Carvalho
Orta saha : Ze Roberto, Patrick Vieira, Zinedine Vieira, Michael Ballack, Andrea Pirlo, Gennaro Gattuso, Francesco Totti, Luis Figo, Maniche
Forvet : Hernan Crespo, Miroslav Klose, Thierry Henry, Luca Toni

Biz ne yazarsak yazalım, 2006 Dünya Kupası; final maçında önce panenka panaltısı ile gol atan, daha sonra Materazzi'yle yaşadığı söz düellosunda kendisine kafa atıp kırmızı kartla oyundan atılan ve bu aynı zamanda aktif futbolculuk kariyerindeki son maçı olan Zidane ekseninde yazılıp çizilecektir.

*** Hadi şimdi Dünya Kupası defterlerinizi çıkarın ve etiketleme işlemine başlayın. Eksiği olanlar, benden temin edebilirler :))))


11 Ocak 2017 Çarşamba

2016 'Jübile Raporu'

Her yıl olduğu gibi 2016 yılında da birçok ünlü futbolcu aktif kariyerlerine son verdi. Son yıllarda futbolcuların kendilerine daha iyi bakıp jübile yaşlarını daha ileri bir seviyeye çektikleri net bir şekilde karşımıza çıkıyor. Misal; son dönemlerde Ryan Giggs (41), Rivaldo (43), Paul Scholes (39) gibi isimler futbolu profesyonel bir yaşantı ile birleştirip bu oyuna olan tutkularını en iyi şekilde hissettirmişlerdi. Hali hazırda aktif olarak bu güzel oyunu oynamaya çalışan Gianluigi Buffon 39 yaşına girerken, Francesco Totti 40'ını çoktan devirdi bile. Ze Roberto 42 yaşında Palmeiras ile Brezilya'da lig şampiyonluğu yaşadı ve hala 'Game over' demedi.

Peki 2016 yılında hangi futbolcular, bu güzel oyunu bırakıp sevenlerini üzdüler. Gelin listeye beraber bir göz atalım...



Miroslav Klose (38)... Kaiserslautern, Werder Bremen, Bayern Münih, Lazio.
Onun işi sadece gol atmaktı ve bu görevi de büyük bir ustalık ile yapardı. Dünya Kupaları tarihinin en fazla gol atan futbolcusu ünvanına, hem de bu büyük kupayı kazanarak sahip olmak bile başlı başına büyük bir efsane olduğunuzun kanıtıdır. Bundesliga şampiyonlukları ve bir kez kazandığı İtalya Kupası ise CV'sinin diğer önemli kalemleri.

Olan Stipe Pletikosa (37)... Hajduk Split, Shakhtar Donetsk, Spartak Moskova, Rostov, Deportivo.
Hırvatistan Milli takımını çok uzun süre koruyan kaleci, kariyerinde sadece Rostov ile Rusya Kupası'nı kazandı ama ülkesinin son dönemlerdeki en iyi kalecisi konumunda. Euro 2008'de Semih'ten 120.dakikada yediği golü ise hala unutamadığı, kendisinin söylediği bir gerçek.

Walter Samuel (38)... Newells Old Boys, Boca Juniors, Roma, Real Madrid, İnter, Basel.
2001'de geldiği Roma'da lig şampiyonu olduktan sonra, İnter'de de tam 5 kez bu başarıyı tekrar etti. Bir kez de Mourinho ile beraber Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadı. Kariyerinin sonunda Basel'de oynadığı iki sezonda da lig şampiyonu oldu.

Luca Toni (39)... Vicenza, Brescia, Palermo, Fiorentina, Bayern Münih, Roma, Genoa, Juventus, Al Nasr, Verona.
Futbolun seyyahlarından Toni, Serie A'da ve Bundesliga'da gol krallıkları yaşadı. İtalya Milli takımı ile 2006'da Dünya Kupası'nı kazanırken, Bayern Münih ile 2 kez lig şampiyonluğu başarısına ulaştı. 'Bay kule'nin kendine has gol sevinci ise hiçbir zaman unutulmayacak.

Mikel Arteta (34)... Barcelona, PSG, Rangers, Real Sociedad, Everton, Arsenal.
7 sezon Everton, 5 sezon Arsenal'de, toplamda 12 sezon Premier Lig'de kalıcı olarak oynaması ile çok büyük bir başarı. Arsenal ile 2 kez Community Shields ve bir kez FA CUP şampiyonluğu elde etti. Şimdilerde ise M.City'de Guardiola'nın yardımcılığını yapıyor.

Vyaçeslav Malafeev (37)... Zenit Petersburg ile tam 19 yıl ve başka bir kulüpte oynamadı. Son dönemlerde Akinfeev'in gölgesinde kalsa da Rus futbolunun son dönemlerdeki en iyi kalecilerinden biri olan Malafeev'in, 2 lig şampiyonluğunun yanı sıra, birer kez de UEFA Kupası ve Süper Kupa şampiyonluğu var.


Diego Milito (37)... Racing Club, Genoa, Zaragoza, İnter, Racing Club.
İnter'e geldiği ilk sezonda Serie A, İtalya Süper Kupası, Şampiyonlar Ligi ve FİFA Dünya Kulüpler Kupası şampiyonluğu yaşadı. 2014'te Racing Club ile Arjantin'de lig şampiyonu oldu.

Christian Abbiati (39)... Monza, Juventus, Torino, Atletico Madrid, Milan.
Zaman zaman yedek kalsa da Milan kulübü ile 17 sezon geçiren tecrübeli kaleci, kulübü ile 3 lig şampiyonluğu ve bir de Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadı.

Juan Carlos Valeron (41)... Las Palmas, Mallorca, Atletico Madrid, Deportivo, Las Palmas.
Deportivo ile tam 13 sezon oynadı ve kulübün unutulmazlar listesinde en ön sıralarda yerini aldı. 600'e yakın maça çıkan Valeron, kariyerinde hiç kırmızı kart görmedi.

Steven Gerrard (36)... Liverpool, Los Angeles Galaxy.
Liverpool ile tam 18 yıl geçen unutulmaz performans ve birer kez Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası ve Süper Kupa şampiyonluğu. Kariyerinin sonunda keşke ABD'ye gitmeye zorlanmasaydı ve Liverpool'da jübilesini yapsaydı çok daha iyi olacaktı.

Olexandr Shovkovskiy (42)... Dinamo Kiev ile tam 25 yıl. Başka bir kulüp yok, sanırım bu bile onun sadakatini ve 'efsane' sıfatını nasıl aldığının kanıtı olsa gerek. 14 lig şampiyonluğu, 100'den fazla Şampiyonlar Ligi maçına çıkma ve 9 kez Ukrayna'nın en iyi kalecisi ünvanına sahip.

Vyacheslav Shevchuk (37)... Metalurh Zaporizhya, Metalurh Donetsk, Shinnik, Shakhtar Donetsk.
Ukraynalı savunma oyuncusu Shakhtar Donetsk'in tam 13 yıl formasını giydi ve ülkesinde sayısız şampiyonluklar ve kupa kaldırırken, Lucescu ile 2009'da UEFA Kupası'nı kazandı.

26 Şubat 2015 Perşembe

'Utanç Vesikası' : Brezilya 1-7 Almanya

2014 Dünya Kupası'nın en unutulmaz olayı şüphesiz evsahibi Brezilya'nın ilk 30 dakikasında 5 gol yediği maçta Almanlara 7-1 yenilmesiydi. 2 güçlü futbol ülkesinin karşılaştığı bu unutulmaz maçı resmen ağzımız açık şekilde izlemiş ve neredeyse 40 yılda bir eşine rastlayacağımız türden bir maça tanıklık etmiştik. Turnuvaya Fred, Julio Cesar ve Jo gibi basiretsiz isimleri çağırıp; Kaka, Ronaldinho, Filipe Luis, Miranda, Lucas Moura gibi isimleri dahil etmeyip risk alan Scolari'nin aldığı 'ah'lar belki de kariyerinin en acı mağlubiyetini almasında direkt etkili oldu.

O zamanki kadro ve teknik direktör Scolari'nin yaşadığı beyin sarsıntısı öyle kolay geçmedi. Aylarca o maç dillendirildi, masaya yatırıldı. Türlü şekillerde sosyal medyada resmedildi, dalgası geçildi. Aklıma 1994 Dünya Kupası'nda kendi kalesine gol attığı için taraftarlar tarafından öldürülen Andres Escobar geldi de, Allahtan Brezilyalılar buna benzer kötü bir girişimde bulunmadı. Brezilyalılar bu maç için Mineiraço yani "küçük felaket" deyimini kullandılar kullanmasına ama gerçekte bu başlı başına kocaman bir felaketti...


Yarı finaldeki 7-1'lik utanç vesikası; Dünya Kupalarının en golcü apoletli Brezilya'sının (221) artık bu ünvanı Almanlara (223) devretmesi sonucunu da beraberinde getirdi. Aynı zamanda Miroslav Klose attığı gol sonrası, Dünya Kupaları tarihinde Brezilyalı Ronaldo'yu geçerek 'en golcü' ünvanının da sahibi oldu ve Brezilyalıları başka bir alanda daha hayal kırıklığına uğrattı. Belki de bir devrin sonuydu bu maç. Artık dünyanın yeni 1 numarası Almanlardı ve bunu tüm Brezilyalılar da artık kabullenmiş gözüküyordu.

2002'de takımının başında Dünya Kupası'nı kazanan Luiz Felipe Scolari, "hayatımın en kötü günü" dediği 7-1'lik maçın bir hafta sonrasında yani 15 Temmuz 2014'te görevi bıraktı bırakmasına ama bu maç kadrodaki herkesin siciline, CV'sine silinmeyecek şekilde kazındı. Brezilya Milli Takımı artık ne zaman Almanya ile karşılaşacak olsa bu hatırlamak istemeyecekleri maç, yüzlerine tokat gibi vurulacak, anılar tekrar canlanacaktı. Bu utanç verici mağlubiyeti ancak belki Almanlar karşısında alınacak farklı bir skor biraz yumuşatabilir ama ona da Almanlar izin verir mi? İşte orası çok zor...

Evet, tarih kitapları bu maçı asla unutmayacak. Brezilyalıları futboldan soğutan, Brezilyalıları tabiri caizse yerin dibine iteleyen o efsane maçta Brezilya'nın 23 kişilik kadrosunu da arşivlerde saklamak adına fotoğrafları ile afişe etmek ise benim görevim olsa gerek :)


8 Mayıs 2014 tarihinde Brezilya aday kadrosu belli olduğunda yazdığım yazı... 

14 Temmuz 2014 tarihinde yazdığım 2014 Dünya Kupası değerlendirme yazısı...

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR