La Liga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
La Liga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2017 Çarşamba

Messi and Ronaldinho 2007

Bazen yorum yazmaya gerek kalmaz. 
Fotoğraflar her şeyi anlatmaya yeter. 

Halef, selef gibi... Abi, kardeş gibi... 
Bayrak yarışında, sırasını diğer arkadaşına vermek gibi...
Hızla büyürken, her zaman yanında olmak gibi...
Tecrübesi ve bilgeliğiyle onu eğitmek gibi...

11 Ağustos 2017 Cuma

2017 - 2018 Kimler Şampiyon Olur?

Geçen sene bu günlerde yine böyle bir konu yazmış ve üst düzey liglerdeki şampiyon olabilecek takımların oranlarını bir bahis sitesinden bire bir alıp derlemiştik. Bu yazıyı şuradan okuyabilir, geçen sene ne kadar sürprizin yaşandığını (özellikle oransal anlamda) görebilirsiniz.

2017 - 2018 sezonunda ise beklentiler neredeyse geçen sene ile bir hayli benzer görünüyor. Misal; Almanya, Fransa, İngiltere, Fransa ve İtalya'da lig şampiyonluklarında bir numaralı favoriler yine aynı takımlar. Şampiyonlar Ligi'nde de aynı takımlar yine en baş favoriler arasında yer alırken, UEFA Avrupa Ligi, La Liga ve Türkiye Ligi'nde en üst sırada başka takımların adları yazıyor.

Sizler de tahminlerinizi en alttaki yorum kısmında yapabilirsiniz. Böylelikle sezon bitiminde ne kadar öngörülü tahminlerde bulunup bulunmadığınızı test edebilirsiniz.

İşte favoriler ve oranları...
2017 - 2018 Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Kim Olur?
 
2017 - 2018 UEFA Avrupa Ligi Şampiyonu Kim Olur?
2017 - 2018 İngiltere Premier Lig Şampiyonu Kim Olur?
2017 - 2018 İspanya La Liga Şampiyonu Kim Olur?
2017 - 2018 Almanya Bundesliga Şampiyonu Kim Olur?
2017 - 2018 İtalya Serie A Şampiyonu Kim Olur?
2017 - 2018 Fransa Lig1 Şampiyonu Kim Olur?
2017 - 2018 Türkiye Süper Lig Şampiyonu Kim Olur?

24 Ocak 2017 Salı

Ronaldinho : Hızlı yaşadı, genç öldü


Sonumuz böyle mi olacaktı? Belki de çalkantılı futbol kariyerinde onu en iyi anlatacak söz dizesi; "Hızlı yaşadı, genç öldü". 'Başarılı' denecek futbol kariyerinin bu denli kısa sürmesi; saha dışındaki uygunsuz hareketleri ve yaşantısının sonucuydu belki de. Genç yaşta dağıttı sofrayı, şişeleri, ne varsa. Hem de yeterince doymadan, doyurmadan... Gece hayatı, antrenman firarları ve bünyesine fazla gelen yorucu maç trafiği, tez ayrılığı kaçınılmaz kıldı.

Brezilyalıları motive etmek, yönetmek zordur. Bir çocuk gibi ilgi beklerler, çiçeğin sulanıp ömrünün uzaması gibi, sürekli sulanmak isterler. Sezen Aksu'nun "Seni pamuklara sarmalar sararım. Ne bedel isterim, ne hesap sorarım" dizelerinde olduğu gibilerdir aslında. Barcelona sonrası Milan'da eski günlerine geri döner dedik, olmadı. O çiçek soldu ve kendini unutturmak için elinden geleni yaptı adeta. Halbuki; onun gibi izleyenleri adeta büyüleyen, ekran başında hop oturup kaldıran, bire birde rakibinin belinden su almak için türlü numaralar deneyen bir futbol cambazı, sempatik, ele avuca sığmaz değildi kimse. Kısacası o, herkesten farklıydı. "Rivaldo sonrası, Messi öncesi Barcelona"sına sınıf atlatan, saha içerisinde birçok jenerik hareket, çalım ve gol üreten, aynı anda hem hız hem de teknik, yetenek silahlarını kusursuz bir biçimde senkronize eden bir futbol sihirbazıydı adeta. Kelimeler dahi kitleniyor çoğu zaman, onu tarif ederken... 



Real Madrid başkanı Florentino Perez'in "O çirkin ve forması satmaz" diyerek veto ettiği Ronaldinho için yıllar sonra; "Scout ekibimiz Ronaldinho'yu önerdi ama biz daha yakışıklısı olan Beckham'ı aldık. Roni ve Barca kupaları bir bir toplarken, biz ise oldukça fazla para kazandık" dedirtecek kadar büyük bir starsın sen işte. Futbolda kısa zamanda zirveye çıkıp da, bu denli baş aşağı düşen bir futbolcuyu neredeyse görmedik desek yeridir. Şöhretin bedeli, şöhretin getirdiği servetle ödenemiyor maalesef. 30'una geldiğinde bir anlamda futbol hayatı bitmişti, son demlerini yaşadığı belliydi. Artık Avrupa kıtası onu bir daha göremeyecekti. Hem zaten Avrupa'da Messi ve Ronaldo fırtınası esiyordu ama bilenler, asla unutamayanlar seni özlüyordu. Sen ise... Doğduğun memlekette bir o yana, bir bu yana savrulurken, Meksika semalarına bile gittin de, Türkiye'ye bir türlü gelemedin ya, işte buna yanarız biz de...

Bugün 37 yaşına girmenin arefesinde ve aktif olarak futbolu tamamen bırakma eşiğinde olan Ronaldinho; ardında birçok anıyı götürecek belki ama tarih kitapları onu hep en özel kategoride yazacak. "Tek kişilik futbol sanatı" kavramını modern futbolda akıllara kazıyan ve Messi gibi bir efsanenin doğmasına ön ayak olan Ronaldinho'suz futbol, gerçekten öksüz kalacak.  





22 Aralık 2016 Perşembe

2016'nın En İyisi : Zidane

Başarılı futbolculuk döneminden sonra teknik direktörlük koltuğunda herkes aynı başarıyı tekrarlayamaz. Yakın dönemde Maradona başta olmak üzere Gheorghe Hagi, Van Basten, Zico (kısmen) gibi isimlerin bu kategorideki olumsuz geçmişlerini hepimiz biliyoruz. 

Bu konuda özellikle genç sayılacak jenerasyonun oldukça başarılı olduğunu görmekteyiz. Luis Enrique (46), Zinedine Zidane (44), Pep Guardiola (46), Diego Simeone (46) ve Antonie Conte (47) ilk akla gelen isimler. Gerçi Zidane harici hiçbiri futbolculuk kariyerlerinde büyük bir yıldız değillerdi.

Zinedine Zidane, 2015 - 2016 sezonunun devre arasında apar topar gönderilen Rafael Benitez'den bayrağı devraldığında kimse ondan bu kadar kısa zamanda büyük işler beklemiyordu. Daha önce 2 yıl boyunca Ancelotti'nin yardımcılığını yapan ve takımdaki futbolcularla kaynaşan, yeteneklerini bilen ve her şeyden öte futbolun dinamitlerine sonuna kadar hakim olan karakteri ile tüm zorlukların üstesinden gelmeyi başardı. Real Madrid'in başındaki ilk maçına 9 Ocak 2016'da Deportivo karşısında çıkan Zidane, 5 aylık teknik direktörlük macerasında La Liga'yı ezeli rakibi Barcelona'nın sadece 1 puan gerisinde ikinci sırada tamamladı ama onu 2016 yılının en başarılı 3 teknik adamından biri yapacak başarıyı ise Avrupa'nın kulüpler bazındaki en büyük kupasında elde etti; Şampiyonlar Ligi'nde...

Ligin ikinci yarısında Benitez'den görevi aldığında 20 La Liga maçı onu bekliyordu ve son 12'si üst üste olmakla beraber bu maçların 17'sini kazandı, sadece Atletico Madrid'e kaybetti, Barcelona'yı ise Nou Camp'ta dize getirmeyi başardı. Şampiyonlar Ligi'nde ise ikinci turda Roma'yı rahat geçti, çeyrek finalde ise kura şansının da yardımıyla Wolfsburg ile eşleşti. İlk maçta rakibinden ummadık bir tokat yese de (2-0), Bernabeu'da Cristiano Ronaldo'su ile (3-0) yarı finale uzandı. Bu defa rakip Manchester City oldu ve iki maç sonunda toplamda 1-0'lık skorla finalde Simeone'nin Atletico Madrid'i ile eşleşti. Madrid'in kırmızıları, çeyrek finalde Barcelona'yı, yarı finalde de Bayern Münih'i eleyerek bir anlamda Zidane'ın final yoluna kadar nispeten rahat gitmesini sağlamıştı. Final maçı beklenildiği gibi zor ve çetin geçerken maç uzatmalara ve sonrasında penaltılara kaldı. Zidane, sadece 5 ay sonunda Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu başarısı elde ederken Real Madrid bu kupayı 12. kez müzesine götürdü.

2016 - 2017 sezonuna başlarken UEFA Süper Kupa maçında Sevilla ile oynadılar. 90+ gollerin adamı Ramos yine aynı dakikada sahneye çıkıp maçı uzatmalara götürdü ve Carvajal bu defa 119'da attı ve Zidane'a ikinci kupasını kazandırdı. Aktif futbol yaşantısında devrinin uzun süre en iyi 10 numarası olan Zidane, rüya gibi bir kariyer başlangıcı yapmıştı ve artık tüm manşetleri süslüyordu. Zizu, geçen sezon yarım bıraktığı işi tamamlamak adına La Liga'ya beklentilerin üstünde bir giriş yaptı. Fransız teknik adam, lige iyi başlangıç yapmanın  şampiyonluk yolundaki en büyük işaretlerden biri olacağını çok iyi biliyordu. An itibariyle 16 haftası geride kalan ligde, Nou Camp'ta El Clasico ve Vicento Calderon'da Atletico derbisi oynamış olmasına rağmen namağlup bir şekilde Barcelona'nın 3 puan önünde ilk yarıyı tamamladı, hem de bir maçı eksik olmasına rağmen. Ayrıca bir maçının eksik olmasına sebep olacak FIFA Dünya Kulüpler Kupası'nı da koleksiyonuna eklemeyi başardı (bir takvim yılı içerisinde 3.kupa)

2016 - 2017 sezonunda toplamda oynadığı 25 maçta da yenilgi yüzü görmeyen bir takımın hocası Zinedine Zidane. Takımını çok iyi tanıyan, oyunu iyi okuyabilen, futbolculuk hünerlerini teknik adamlık koltuğunda da başarılı bir şekilde harmanlayan bir futbol dahisi kendisi. Leicester City'i sürpriz bir şekilde Premier Lig şampiyonu yapan Claudio Ranieri ve Portekiz'i Avrupa Şampiyonu yapan Fernando Santos ile beraber 2016 yılının en iyi 3 teknik adamından birisi olan Zidane, bu alanda "en iyi" ödülünü alır mı bilinmez ama benim oyum şahsen kendisine. Sonucu hep beraber bekleyip göreceğiz.



13 Aralık 2016 Salı

90+ Ramos

Sergio Ramos. 30 Mart 1986 Sevilla (Camas) doğumlu stoper. Mevkiisine göre fazlasıyla golcü bir oyuncu. En sevdiği 'hobi'si ise maçın son dakikasında gol atmak... 


23.04.2006... Real Madrid - Malaga maçı. Kadroda; şimdiki teknik direktörü Zidane da var ve rakibinin golüne ilk karşılığı da Zidane veriyor penaltıdan (1-1). Sonrasındaki baskı bir türlü gol getirmiyor. Raul, Cassano, Robinho, Guti, Beckham ile gelmeyen gol, 90.dakikada o sezonun yeni ve flaş transferi Sergio Ramos'tan geliyor. Gol dakikası 90 ve maçın kazananı 2-1 ile Real Madrid.

20.10.2007... Sezona çok iyi başlayan Real Madrid, ilk 7 maçın 6'sını kazanmış ve sadece bir beraberliği var. Sekizinci hafta Espanyol deplasmanına çıkıyorlar. Efsane Galacticos kadrosundan Zidane, Ronaldo, Beckham, Figo gibi oyuncuları kaybeden Madrid, kadrosunda Sneijder, Nistelrooy, Raul, Higuain olsa da sonuca gitmekte zorlanıyordu. Bir dönem Galatasaray forması da giyen Albert Riera ve kulübün efsane futbolcularından Raul Tamudo'nun golleri sonucu 2-0 geriye düşen Real Madrid'in şeref sayısını ise 90.dakikada Ramos kaydetti.

24.05.2014... Şampiyonlar Ligi finalinde Atletico Madrid karşısında maçın son dakikasına 1-0 mağlup girdiklerinde, rüya bitmek üzereydi. 12 yıldır Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna hasret olan Real Madrid, 90+3'te korner kazandı. Topun başına geçen Modric'in ortasında "söyleyecek son bir sözüm var, bu rüya burada bitemez" diyerek altın kafayı vuran ve golü bulan Ramos'tan başkası değildi. Sonrası mı? Maç uzatmalara gitti ve Galacticos maçı 4-1 kazanarak Avrupa'nın en büyük kupasını 10.kez müzesine götürdü.


09.08.2016... Şampiyonlar Ligi şampiyonu Real Madrid, UEFA Süper Kupası maçında Sevilla ile Norveç'te karşılaşıyor. Sezon önü maçı olduğu için Ronaldo, Bale, Kroos kadroda yoklar. Benzema ve Modric ise son yarım saat oyuna girdiler. Maçın favorisi her şeye rağmen Real Madrid. İlk yarı karşılıklı gollerle sona erdi. Konoplyanka'nın 72'deki panaltısı sonrası ipler Sevilla'nın eline geçti. Kalan dakikalardaki Madrid'in baskısı içinde geçti. Gol ise bir hayli gecikti. 90.dakikada ceza alanında sağ çizgiye yakın yerde Lucas Vazguez'in altıpasa yaptığı ortada fazlasıyla boş kalan Sergo Ramos kafa ile golü yaptı ve 2-2'lik skorla maçı uzatmalara taşıdı. Uzatmaların son dakikasında bu defa sahneye Carvajal çıktı ve Real Madrid, bu kupayı da koleksiyonuna eklemeyi başardı.

03.12.2016... El Clasico, Nou Camp'ta, yani 100.000 seyirci önünde. İki takım da çok iyi oynamıyor ama Barcelona, ikinci yarının başında Luis Suarez ile golü buluyor. Maç böyle bitecek derken dakikalar 90'ı gösterdiğinde yine sahneye o çıkıyor : Sergio Ramos, Modric'in frikiğinden gelen ortaya kafayı vuruyor ve Barca'lıları soğuk duş yapmak zorunda bırakıyor. Maç sonucu 1-1 ve istediğini alan tabii ki Real Madrid.

10.12.2016... El Clasico'dan yalnızca bir hafta sonrası ve rakip iç sahada; Deportivo. Cristiano Ronaldo, Gareth Bale ve Luka Modric'den yoksun sahaya çıkan Real Madrid, fazlasıyla zorlanıyor. Madrid, 84'te Mariano Diaz ile gol bulunca tabela 2-2'yi gösteriyor. Maçın sonları geldi ve artık tüm tribün "Ramos gol" diye bağırıyor. Dakika 90, Kroos köşe vuruşunu kullanıyor ve adrese teslim ortada Ramos yine orada. Kafa ve gol : 3-2.


Sergio Ramos, son 10 yılın en iyi 3 savunmacısından biri. Bu, su götürmez bir gerçek. Savaşçılığı, atikliği, son dakikaya kadar mağlubiyeti kabullenmeyen karakteri ve sahadaki lider duruşu ile çok büyük bir yıldız. Ayrıca böyle giderse Real Madrid tarihinin en iyi 10 futbolcusundan biri dahi olabilir. Kariyerinde attığı 66 gol dahi, onu çok iyi özetliyor. 3 ay sonra 31 yaşına girecek olan Ramos'un daha en az 5-6 yıl daha aktif futbol oynayacağını düşünürsek, 3-4 tanesi yine 90+'larda geleceğini düşündüğüm gollerini izlemeye ve yazmaya devam edeceğiz. Kim bilir, belki de kariyeri bittiğinde - neredeyse imkansız görünse de - 100 gole dahi ulaşabilir. 

- 2010 Dünya Kupası
- 2008 ve 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası
- 2014 ve 2016 Şampiyonlar Ligi 
- 2014 ve 2016 UEFA Süper Kupası
- 2007, 2008 ve 2012 La Liga
- 2015 Kıtalararası Kupa
- 2011 ve 2014 İspanya Kupası
- 2007 ve 2012 İspanya Süper Kupası

27 Temmuz 2016 Çarşamba

2016 - 2017 Kimler Şampiyon Olur?


2016 - 2017 sezonunun başlamasına sayılı günler kala, Avrupa'nın tüm üst düzey futbol organizasyonlarında kimler şampiyon olur? sorusuna cevaplar bulma adına sizlerin de görüşlerini merak ediyorum. Malum, geçen sezon İngiltere'de sürpriz bir şekilde Leicester City şampiyon olurken, diğer majör liglerde ve Şampiyonlar Ligi'nde herhangi bir büyük sürpriz yaşanmadı. Bu sezon takımlar yine katıldıkları tüm turnuvalarda şampiyon olmak için dev transferlere imza attılar. 

Aşağıda bir bahis sitesinin verdiği seçenekler ve oranları itibariyle konunun altındaki yorum kısmına şampiyon adaylarınızı belirtmenizi rica edeceğim. Her ne kadar liglerinde Bayern Münih, PSG, Juventus takımları favori görünse de diğer liglerdeki rekabetin dozu ve Leicester City örneğini düşündüğümüzde yine kıyasıya bir sezon bizleri bekliyor olacak.

Bakalım yıl sonunda kimlerin tahminleri daha başarılı çıkacak? Haydi tahminlere...


2016 - 2017 Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Kim Olur?
2016 - 2017 UEFA Avrupa Ligi Şampiyonu Kim Olur?

2016 - 2017 Fransa Lig 1 Şampiyonu Kim Olur?
2016 - 2017 Türkiye Süper Lig Şampiyonu Kim Olur?
2016 - 2017 İspanya La Liga Şampiyonu Kim Olur?
2016 - 2017 Almanya Bundesliga Şampiyonu Kim Olur?
2016 - 2017 İtalya Serie A Şampiyonu Kim Olur?
2016 - 2017 İngiltere Premier League Şampiyonu Kim Olur?



6 Kasım 2015 Cuma

Sweet November...


Yıllar önce Edirne'de üniversite yıllarımda vizyona girmişti ve geldiği gün zaten soluğu sinemalarda almıştım. 2001 yılının Mayıs ayıydı, havalar ısınmaya başlamıştı. Gösterime girdiği ay ile filmin yayınlandığı zamanın anlamsızlığından başka muazzam bir film bizi bekliyordu. O zamanlar genç kızların hayran olduğu Keanu Reeves ve yine bizim gibi delikanlıların fazlasıyla beğendiği Charlize Theron'un başrollerini paylaştığı unutulmaz aşk filmlerinden sadece biriydi; "Kasımda Aşk Başkadır"... Gerçi sinema eleştirmenleri filmi genel anlamda fazla beğenmese de platonik aşk yaşantımız ve Charlize ablamızın güzelliğinden olsa gerek biz filmi beğenmiştik...

Sonra "Yine aylardan kasım, sanki sende kaldı bir yarım..." diye başlayan nakaratıyla Grup Tual girdi hayatımıza. Ön planda aynı zamanda grubun vokalisti olan, uzun saçları ve kalın sesiyle (yıllar sonra kimdi bu adam diye araştırdığımız ve adının İskender Türsen olduğunu öğrendiğimiz) hafif orta yaşlı abimizin etkileyici olgun sesiyle Rock müzik seven ve içinde aşk acısı yaşayan binlerce insanı bir şarkıyla kendilerine hayran bırakmışlar ve yıllar geçse de unutulmaz bir eser bırakmışlardı yarınlara...

Konuyu nereye bağlayacaksın diyeceksiniz ya, tam da işte ona gelecektim. Bu yazıyı yazdığımda Kasım ayının henüz 6'sı. Biliyorum biraz geç kaldım ama yine de Kasım ayının geri kalan zamanında Avrupa'dan önemli maçları paylaşmak ve hatırlatmak istiyorum. Yine aylardan kasım diye başlayıp, Kasımdaki maçların tadı başka diye bitirelim ve aşağıdaki maçlar öncesi şimdiden planlarımızı gözden geçirelim. Özellikle 21 Kasım tarihine dikkat...

Listedeki sıralama ise tamamen şahsımın sıralamasıdır, herkesin önem derecesi farklıdır :)

1. Real Madrid - Barcelona


2.Borussia Dortmund - Schalke

3. Manchester City - Liverpool

4. Juventus - Milan

5. Arsenal - Tottenham

6. Roma - Lazio

7. Schalke - Bayern Münih

8. Tottenham - Chelsea

9. Feyenoord - Ajax

10. Panathinaikos - Olimpiakos

Malum Kasım ayında Milli maçlar dolayısıyla bir hafta lig maçları oynanmayacak olduğu için büyük maçlar neredeyse sadece iki güne sıkıştırılmış konumda. O yüzden 8 ve 21 Kasım'da iyisi mi hiç evden çıkmayın. Kasım ayının romantikliğini sonuna kadar yaşayın...

22 Mayıs 2015 Cuma

Teşekkürler Xavi...

İyi ki seni izlemişiz, futbola doyarak...

İyi ki seni tanımışız, insanlığını, saha içindeki adamlığını...


Total futbolun öncü temsilcisi, çift yönlü ortasahaların lideri...


Efsane kelimesinin şüphe götürmeyecek derecede 'içi tam dolmuş' hali...


Messi gibi bir futbolcunun ortaya çıkış sebeplerinden...


Yaşattığın her duygu için teşekkürler Xavi Hernandez...


Aldığın her kupa sana helal olsun...



11 Mart 2015 Çarşamba

Messi ve Rekorları

Onu anlatmak haddime değil. 'Böylesine bir futbol sihirbazı 40 yılda bir gelir' desek sanırım onu bir nebze olsun anlatmış oluruz. La Liga'da forma giydiği ilk dönemde (2004) ve sonrasında onun bu kadar üst düzey bir performans göstereceği ve sırayla tüm rekorları alt üst edeceği açıkçası kimsenin aklının ucundan dahi geçmiyordu. O, futbol tarihinin büyük üstatlarının rekorlarını bir bir kırdı, kırmaya da devam ediyor. O hala 28 yaşında ve gol atmaya, karşısına çıkan rekorları da bir bir egale edip geçmeye zamanı çok var...


Onun futbolculuk dönemine başladığı sezonun öncesine "Messi ve öncesi", oynamaya başladığı yani 2004 yılından sonrasına ise "Messi ve sonrası" diye adlandırmak hiçte yanlış olmaz...

Alfredo Di Stefano'ya ait "El Clasico'nun en golcü futbolcusu" ünvanını tarihe gömdü.

Gerd Müller'e ait "Bir takvim yılı içerisinde en çok gol atan futbolcu" ünvanını gözünü kırpmadan aldı.

Michel Platini'ye ait "Altın Top ödülünü en fazla alan futbolcu" kategorisinde zirvenin tek sahibi oldu.

Paulino Alcantara'ya ait "Barcelona tarihinin en golcü futbolcusu" ünvanını kolayca geri aldı.

Telmo Zarra gibi bir efsanenin "La Liga tarihinin en çok gol atan futbolcusu" apoletinini almak için 10 sene bile beklemedi.

Real Madrid efsanesi Raul Gonzalez'e ait "Şampiyonlar Ligi tarihinin en golcü futbolcusu" ünvanını ondan geri aldı ve kimselere kaptırmaya da niyeti yok. Bu alanda yarıştığı Cristiano Ronaldo'dan 2 yaş genç olması ünvanın kendisinde kalacağının bir nevi garantisi gibi görünüyor.

Luis Figo'ya ait olan "La Liga tarihinin en fazla asist yapan futbolcusu" ünvanını da rekorları arasına ekledi.

Cesar Rodriguez'e ait olan "Katalan derbilerinde en fazla gol atan futbolcu" ünvanını da alarak tam anlamıyla bir rekor canavarı oldu...

                                                                   *****

Messi'nin rekorları bu kadar az değil. Bunlar sadece önemli olanları. O gol atmaya devam ettikçe diğer kıramadığı rekorlar da türeyecektir...

... Sizler bu yazıyı okuduğunuzda Messi son olarak Rayo Vallecano karşısında kaydettiği 3 golle beraber, La Liga tarihinin en fazla hat-trick yapan futbolcusu (24) ünvanını da alarak bir başka rekora daha imza attı...

"Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu" apoletini alması için ise hala bir Dünya Kupası şampiyonluğuna ihtiyaç var. 2018 Dünya Kupası'nda 31, 2022 Dünya Kupası'nda ise 35 yaşında olacak. Yani hala zamanı var. Sizce?

24 Şubat 2015 Salı

Son Dakikaların Takımı : Espanyol

Espanyol de Barcelona...

Katalan temsilcisinin 24 haftası geride kalan La Liga'da oynadığı futbolu fazla izleyemedim ama maç ayrıntılarını takip ettim ve tam bir "90.dakika takımı" oldukları kanaatine vardım. Öyle ki, aşağıda yaptığım istatistiki çalışmada göreceksiniz ki, bu takım eğer sezon sonu ligde kalacaksa bunun baş sebebi; maçın sonlarını çok iyi oynamaları ve rakibin yorulmasını bekleyip enerjilerini sona saklamaları. Zira maçların sonunda yani 90.dakikada attıkları gollerle şu ana kadar 8 puan kazandılar. Sakın 8 puanı az görmeyin küme düşme hattında öyle bir etki ediyor ki...

24 hafta sonunda attıkları 31 golün 15'ini yani yarısını son 10 dakikaya sığdıran Katalan kulübü, şimdilik düşme hattının 7 puan üzerinde ama dediğim gibi sadece 90.dakikada attıkları gollerle aldıkları 8 puan onları bir hayli rahatlatmış durumda. Kalan 14 haftada daha iyisini yapmak zorundalar. Zira La Liga'da her an herşey olabilir.

İddaacı gözüyle olaya bakarsak;

Aslında Espanyol'un maçların özellikle son 10 dakikasındaki gol atma becerisinin iddaacıları da fazlasıyla etkilediğini düşünmekteyim. 90.dakikada atacağı gollerle 2,5 ALT oynayanları ya da TGS 2-3 oynayanları birçok kez yatırdığını aşağıdaki tablodan yine görebileceğiz. Ben şahsen iddaa oynasam Espanyol maçlarına oynamam ya da 2,5 ÜST ve KG VAR tercihlerinde bulunurum.

Mavi - beyazlıların oynadığı 24 maçın 15'i (% 63) 2,5 ÜST ve aynı zamanda KG VAR sonuçlanmış. Bu 15 maçın 6 tanesinin ÜST olması ise 90.dakikalara denk gelmiş. 2,5 ALT biten 9 maçının 7'si KG YOK sonuçlanmış. Sadece 2 tanesinde KG VAR. Ayrıca 24 maçın 4 tanesinde gol atamayan Espanyol'un kalan 20 maçın tamamında en az 1 gol atması da fena bir istatistik değil.

Ha bu arada son dakika gollerinin baş kahramanları takımın forvetleri Sergio Garcia ve Christian Stuani'ye de ayrı bir alkış. Garcia ve Stuani ligde attıkları toplam 9 golün, 5'er tanesini son 10 dakikaya sığdırdılar.

Lafı daha fazla uzatmadan Espanyol'un gol istatistiklerine hep beraber bir göz atalım...


            Getafe - Espanyol maçı. Arbilla'nın golüne dikkat...
                                     

10 Aralık 2014 Çarşamba

Bir Futbol Seyyahı : Nicolas Anelka

Bazı futbolcular vardır, gittikleri hiçbir takımda dikiş tutturamazlar ama yine de taliplileri çoktur. Özünde kaliteli ve yeteneklidirler. Bu özellikleri dahi onları birer futbol seyyahına dönüştürüverir. Kabuğuna sığamazlar. Nerede yüksek bonservis ödeyen varsa; para, marka, prestij dinlemeden büyük - küçük takım ayırt etmeden o ülkeden o ülkeye yol alırlar. Günümüzde bu tanımlara 'cuk' diye oturan bir futbolcu var ki, o da Nicolas Anelka...

2 kıta, 7 ülke değiştiren Anelka'nın sorunlu yaşantısı, saha içindeki değişken ve agresif tavırları her daim futbolunun önüne geçti. Halbuki daha 18 yaşındayken Arsene Wenger tarafından keşfedilen Fransız futbolcu, o sezon 26 maçta attığı 6 golle Arsenal'in Premier Lig Şampiyonluğu'na olumlu bir katkı yaptı. Kendi içinde yaşadığı psikolojik travmalar, antrenmanlardan kaçmaları, gereksiz agresif hareketleri yüzünden Fransa Milli Takımı'ndan dahi bir anlamda uzaklaştırılmak zorunda kaldı. Bir dönem Fenerbahçe'de de forma giyip Süper Lig Şampiyonluğu sevinci yaşayan Anelka, döneminin teknik direktörü Daum ile yaşadığı sorunlarla da her zaman gündemdeki yerini aldı. En istikrarlı macerasını Chelsea ile 4 sezonda yaşayan Anelka, 18 yıllık kariyerinde toplamda 12 takımın formasını giydi. 


Arsenal'den Real Madrid'e imza attığında henüz 20 yaşında olan Anelka, Galacticos ile Şampiyonlar Ligi'ni kazanmış ve bu kapanın kazanılması aşamasında yarı finaldeki 2 Bayern Münih maçında da birer gol atma başarısı göstermişti. Chelsea'de 2008 - 2009 sezonunda gol kralı olan Anelka, en verimli performansını da yine bu kulüple yaşadı. 2013 - 2014 sezonunda kulübü West Bromwich Albion ile Westham Unıted ile oynanan maçta attığı golden sonra Nazi selamı verdiği gerekçesiyle 'ırkçılık' suçuyla 5 maç ceza aldı ve Ada'dan ayrılarak Asya'nın yolunu tuttu. Çin'in Shanghai Shenhua ve son olarak da Hindistan'ın Mumbai City takımlarının formalarını da giydi. 

CV'sine bakıldığında Avrupa'nın 5 büyük futbol ülkesinden biri olan Bundesliga hariç diğerlerinde forma giymesinin yanı sıra; Real Madrid, Arsenal, PSG, Juventus, Manc. City ve Liverpool gibi kalburüstü takımların adını gördüğünüzde aslında hiçte şaşırmıyorsunuz. Çünkü o var olan muazzam yeteneklerinin üzerine sıkılgan karakteri ile baskın olup değişikliği her zaman sevdiği için böylesine bir kariyere imza attı. Zamanın en ünlü ve yetenekli futbolcularıyla forma şansı bulmasına rağmen uslanmadığı, kendini dizginleyemediği için kalıcı olamadı ve adeta bir futbol seyyahına dönüşüverdi.

Futbolu bıraktıktan sonra film endüstrisinde çalışmak istediğini her fırsatta yenileyen asi Fransız, bu düşüncesi ile dahi futbolu fazla sevmediğini, adeta bir 'hobi' kıvamında oynadığını da bizlere fazlasıyla belli ediyor. Futbolu biraz sevse, alışkanlıklarından biraz sıyrılsaydı hala dünyanın en yetenekli santrforlarından biri olarak anılacaktı ama o, bunu asla istemedi.

İşte ele avuca sığmaz Nicolas Anelka'nın futbol seyyahı kariyerinden bazı fotoğraflar :












SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR