Brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2017 Pazartesi

Brezilyalılar neden Premier Lig'i sevmez?

En yetenekli futbolcuların adresi olan ülkedir Brezilya. Futbol ansiklopedilerinde "En..." ile başlayan birçok futbolcusu vardır. En efsane olanları; Pele, Garrincha, Zico, Socrates, Romario, Rivaldo, Ronaldo, Ronaldinho, Kaka, Neymar ve diğerleri... Brezilyalılar; kaleci yada savunma oyuncusundan çok (Cafu ve Roberto Carlos'a selam olsun), hücum anlamında en kreatif futbolcuları çıkartırlar. Çok ilginçtir ki yukarıdaki sözkonusu futbolcuların hiçbiri futbolun beşiği denilen İngiltere'de forma giymemiştir. O yüzden de İngiliz futbol tarihine geçebilmiş tek kayda değer futbolcu - şimdilik - Juninho Paulista'dan başkası değildir. Sadece 5 sezon formasını giydiği Middlesbrough'da toplamda 25 gol atarak, Premier Lig'de en çok gol atan Brezilyalı futbolcu olmuştur. Ronaldinho, Barcelona'dan Milan'a geçiş sürecinde Abramovich'in Chelsea'sinden astronomik bir teklif alsa da gitmedi. Keza Neymar, Ada kulüplerinin yoğun ısrarına rağmen Barcelona'yı seçti. Gerçi Neymar'ın birgün Premier Lig'de oynamak istediğini ve Ada futboluna hayranlığını, Mourinho ve Pep gibi saygın teknik adamlarla çalışmak istediğini hepimiz biliyoruz.

Bu satırlar yazıldığı an itibariyle Liverpool'lu Coutinho, Juninho'nun yıllardır kırılamayan rekorunu egale etti. Dördüncü yılını geçirdiği Premier Lig'de takımı ile 25. golünü 1 Nisan'daki Everton derbisinde kaydeden Brezilyalı hücum oyuncusu bu kategorideki rekoru bir hayli geliştireceğinden hiç şüphemiz yok. Liverpool'da oynayan bir diğer Brezilyalı forvet Firmino'da 2.sezonunda 19 gol rakamına çoktan ulaştı bile. An itibariyle yaşayan en yetenekli Brezilyalı golcü olan Neymar, La Liga'da 64, toplamda ise Barcelona forması ile resmi maçlarda iki gün önce 100.golüne ulaştı. Barcelona forması ile daha önce bir diğer Brezilya'lı Rivaldo'da toplamda 130 gol atma başarısı göstermişti. 

Brezilya Milli Takımı'nın en güncel haliyle hücum hattındaki 3'lüsü Neymar, Coutinho ve Firmino. Zaten Ada futbolunda en değerli Brezilya'lılar Liverpool'da ve takımları için de bir hayli efektif bir performans sergiliyorlar. Savunmadaki futbolcuları ise çoğunlukla İspanya ve Fransa liglerinde forma giyiyorlar. Thiago Silva, Miranda, Marquinhos, Marcelo, Filipe Luis ve bir de Juventus'lu Dani Alves. Chelsea'li David Luiz ise zaman zaman Milli Takıma çağrılıyor. Ortasaha da ise durum biraz karışık. Çin Ligi'nden Renato Augusto, Oscar, Paulinho; Real Madrid'den Casemiro ve Brezilya liglerinden 2-3 futbolcu daha kendisine yer bulabiliyor. Hatta eski Fener'li Diego dahi son maçlar için kadroya alınmış ama kendisine forma şansı verilmemişti. Premier Lig'den Willian ve Fernandinho da kadronun müdavimlerinden. 

Bu sezon Premier Lig'de forma giyen bazı Brezilyalılar...

Chelsea'de David Luiz ve Willian  
Liverpool'da Leiva, Coutinho ve Firmino
M.City'de Fernando, Fernandinho ve Gabriel Jesus
Arsenal'de G.Paulista

Tottenham, M.Unıted ve Everton'da Brezilyalı futbolcu yok.

Zamanında Pato, Robinho gibi efsane olmasa da süperstar kategorisine alacağımız futbolcuların da Premier Lig'e gidip, tez zamanda geri döndüklerini hatırlayalım. Luis Fabiano, Lucio ve Hulk gibi büyük yıldızlar da Premier Lig'den gelen teklifleri kabul etmeyen diğer isimler.
Brezilyalılar, Ada'yı sevmiyor, burası net. İngiltere şüphesiz iklim şartları ile doğru orantılı olarak futbolcuların transfer kararlarını net bir şekilde etkiliyor. Güney Amerikalılar, özellikle de Brezilyalılar sıcak bir iklimden geldikleri için bu tarz yerlere daha aşina olacakları yerleri tercih ediyorlar ve İngiltere gibi güneşin kendisini çok az gösterdiği Ada'ya da fazla rağbet göstermiyorlar. Her şeye rağmen gemileri yakıp Ada'ya gidenlerin en uğrak yeri ise Londra ve kulüp ise Chelsea. Şu an Çin Ligi'nde oynayan Ramires 5,5 sezon, bir diğer Chelsea'li Alex 5, David Luiz ve Oscar 4,5 sezon ve yine dördüncü sezonunu geçiren Willian en önemli isimler olarak göze çarpmakta. Sol bek Filipe Luis de Atletico Madrid ile Şampiyonlar Ligi finali oynadığı sezonun ertesinde Mourinho'nun ısrarı ile alınmasına rağmen sadece bir sezon oynayıp tekrar eski kulübüne geri döndü. Premier Lig'de en uzun süre forma giyen isim ise Liverpool'lu Lucas Leiva. Dönem dönem adı Türk kulüpleri ile anılsa da Leiva, bir sezonda ortalama 30 maçın üzerinde oynuyor. 26 yaşında kariyer transferi yapıp M.City'e giden Elano ve çelimsiz forvet Jo, iki sezon zor dayanıp takımdan ayrıldılar. Brezilyalıları sevmeyen Arsene Wenger'in bu konudaki tek istisnası; 6 sezon forma verdiği ve o dönemlerde takımını orta alanda iyi bir şekilde yöneten Gilberto Silva oldu. F.Bahçe'den ayrılıp Arsenal'e giden Andre Santos ile Wenger'in ilişkisi ise sadece 1,5 yıl sürebildi. Man.Unıted da Brezilyalıları sevmeyen kulüplerin başında. Kulübün son Brezilyalı transferi 2008'de Anderson ile oldu ve o da takımda geçirdiği 7 sezonun ardından Coritiba'da futbol hayatını sürdürüyor. 

2016 - 2017 sezonu Ada futbolunda forma giyen futbolcuların % 67'si lejyoner konumunda. Genel olarak İspanyol ve Fransız oyuncuların ağırlık gösterdiği ligde Brezilyalı futbolcuların sayısı; İrlanda, Belçika, Hollanda, Arjantin ve İskoçyalılardan daha az durumda. Toplamdaki 261 lejyoner futbolcunun sadece 13 tanesi Brezilyalı (% 3,8). Afrika ülkelerinden ise toplamda 51 futbolcu (% 20) forma giyiyor. Bu alanda Senegal, Fildişi ve Nijerya başı çeken ülkeler. 

Şimdi sıkı durun. Avrupa'da en çok forma giyen Brezilyalılar hangi ligde diye sorsam, cevabınız ne olurdu? Tabii ki gerek coğrafi, gerekse de aynı dili konuşmaları sebebiyle Portekiz Ligi doğru cevap. Premier Lig, majör ligler arasında Brezilyalıların en az forma giydiği ülke. 2016 - 2017 sezonunda Portekiz'de tam 123 Brezilyalı futbolcu forma giyerken; Serie A'da 35, La Liga'da 25, Lig 1'de 19 ve Bundesliga'da 15 Brezilyalı var. 

Son olarak ülkemizde de toplamda 247 futbolcunun (% 51,7) lejyoner olduğunu hatırlatalım. Bu alanda ise en fazla futbolcu Brezilya'dan (34). Kamerun 13, Portekiz 11, Hollanda, Nijerya ve Senegal'den ise 9'ar futbolcu bulunuyor. 

10 Haziran 2015 Çarşamba

Copa America 2015

Futbol ve basketbol anlamında neredeyse tüm büyük organizasyonlar biterken ve spor anlamında nispeten sıkıcı yaz aylarına girerken imdadımıza yetişen bir kupa var : Copa America. İlki 1916’da düzenlenen Copa America; şartlara göre değişken bir yapıda 2, 3 ya da 4 yılda bir düzenleniyor. Önümüzdeki sene turnuvanın 100.yılı olması sebebiyle kupa, Amerika’da düzenlenecek. Kupayı daha önce en çok kazananlar; 15 kez Uruguay, 14 kez Arjantin ve 8 kez Brezilya.

4 sene önce Arjantin’de düzenlenen ve Uruguay’ın şampiyon olduğu turnuva bu yıl, 11 Haziran – 4 Temmuz tarihleri arasında Şili’de düzenlenecek .  8 ayrı stadyumun evsahipliği yapacağı turnuvanın maskotu ise Zincha. Kelime anlamı olarak ‘tilki’ ve ‘taraftar grubu’ kelimelerinin birleşiminden oluşan ‘Zincha’ aynı zamanda Güney Amerika futbolunu takip eden milyonlarca taraftarın önemini vurguluyor.

Copa America’da bu yıl kimler yok ki? Bugün Avrupa’nın kalburüstü takımlarında forma giyen birçok yıldız, Güney Amerika’nın en büyüğü olmak için ter dökecek. Başta Messi, ve Neymar olmak üzere; Alexis Sanchez, Cavani, Godin, David Luiz, Mascherano, Tevez, Hernandez, Pastore, Falcao, Aguero, James Rodriguez, Vidal'li tam bir yıldızlar karması şölenine tanık olacağız. Luis Suarez ise cezası sebebiyle turnuvada mücadele edemeyecek. Kaleciler anlamında da büyük rekabet olacak. Muslera, Bravo, Ochoa, Ospina gibi üst düzey kaleciler maçların sonuçlarını direkt etkileyecekler...


Copa America Grupları

A grubunda Şili, Ekvator, Meksika ve Bolivya yer alıyor. Grubun kağıt üstündeki favorileri evsahibi Şili ve Meksika olmasına rağmen Meksika’nın eski gücünde olmaması Ekvador ve Bolivya’nın şansını nispeten artırıyor. Kaldı ki 2011 Copa America’sında grup maçlarında Meksika’nın 3 maçının tamamını kaybederek elendiğini de hatırlatalım. Özellikle Ekvador’daki çıkış gözlerden kaçmıyor. 2014 Dünya Kupası’nda grupta İsviçre’den son dakikada yedikleri gol olmasa Fransa ile beraber gruptan çıkabileceklerini herkese göstermişlerdi. Şili ise Avrupa’nın üst düzey liglerinde forma giyen yıldızlarına çok güveniyor. Bolivya’nın açıkçası gruptaki  şansı diğer takımlara nazaran oldukça az.

B grubunda ise Uruguay, Jamaika, Arjantin ve Paraguay karşımıza çıkıyor. 2011’de Arjantin’de düzenlenen son Copa America’da çeyrek finalde evsahibi Arjantin’i penaltı atışları sonucunda saf dışı bırakan Uruguay ile her zamankinden daha güçlü olan Arjantin’in aynı grupta yer alması şüphesiz akıllara o maçın rövanşı olacağını getiriyor. Aralarındaki maçın muhtemelen grup liderini belirleyeceği maçta iki takım, büyük bir sürpriz olmazsa çeyrek final biletini alacaklar. Arjantin’in Copa America’yı en son 1993 yılında kazanması ve Messi'nin kariyerinde eksik olan 2 kupadan biri olması; Tangolcuların her zamankinden daha istekli ve arzulu oynayacaklarının bir işareti. Zira 2014 Dünya Kupası’nda da finalde Almanya’ya kaybetmişlerdi. Grubun diğer zayıf halkaları Paraguay ve Jamaika ise grup 3.sü olmaya çalışacaklar. Bunun içinde kendi aralarındaki maçı mutlaka kazanmaları gerekecek.

C grubunun 2 favorisi dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı futbol ülkesi Brezilya ve onu son yıllarda en çok zorlayan takımlardan Kolombiya. Grubun sürpriz yapmaya çalışacak diğer takımları ise Venezuela ve Peru olacak. Kadrolarında birçok yıldız ismi barındıran Brezilya ve Kolombiya’nın grubun olağan favorileri olup zorlanmadan kendilerini ilk 8’in içine atmaları herkesin beklediği gerçek olarak karşımıza net bir şekilde çıkıyor. Üçüncü olmak için puan kadar averajın da önemli olduğu grupta Peru ve Venezuela ek kontenjandan çeyrek final kapısına girmeyi deneyecekler.

Copa America Maçları

3 gruplu toplam 12 takımdan oluşan şampiyonada açılış maçı Şili ile Ekvador arasında 11 Haziran’ı 12 Haziran’a bağlayan gece 02:30’da başlayacak . 22 Haziran’a kadar tüm grup maçları sona erecek. Gruplarını ilk 2 sırada bitiren 6 takım adını çeyrek finale yazdıracak. 3 grubun en iyi 3.sü olan 2 takımla beraber toplam 8 takım yarı finale çıkmak için ter dökecek.  Brezilya ile olan saat farkımızdan dolayı maçlar Türkiye saatiyle 23:00 ila gece yarısı 02:30 arasında oynanacak. Final maçı ise Türkiye saatiyle 23:00’da Estadio Nacional yani Şili Ulusal Stadyumu’nda.


ZİNCHA
Çeyrek final eşleşmeleri ise diğer bildiğimiz programlardan farklı bir şekilde düzenleniyor. A grubun birincisi, B ya da C grubunun en iyi 3.sü ile karşılaşacak. B grubunun birincisi de aynı şekilde A ya da C grubunun en iyisi 3.sü ile mücadele edecek. C grubunun birincisi ise B grubunun ikincisi ile kozlarını paylaşacak. Yarı finale çıkacak dördüncü ve son takımı belirleyecek olan maçta ise A ve C gruplarının ikincileri karşı karşıya gelecek.
Toplamda 26 karşılaşmanın oynanacağı Copa America’da aynı zamanda üçüncülük maçı da oynanacak.

Copa America’yı Kim Kazanır?

Aslında en zoru da bu. Kesin bir favori belirlemek çok güç. Fikstürü gözden geçirdiğimizde en büyük 2 favori olan Brezilya ve Arjantin’in gruplarını lider tamamlayıp çeyrek final maçlarını da kazandığını düşünürsek yarı finalde eşleşeceklerini hatırlatalım. Dolayısıyla 2 takımın finalde karşılaşması için gruplarda ikisinin de 2. olması ya da Arjantin’in grup lideri, Brezilya’nın ise grup ikincisi olarak çeyrek finale çıkması gerekecek. En kötü senaryo ise gruplarda Brezilya’nın lider, Arjantin’in grup ikincisi olması ile yaşanacak. Bu durumda iki takım çeyrek finalde eşleşecekler.

Sözün özü, sözkonusu iki takım olası çeyrek final eşleşmesinden kaçıp en kötü ihtimalle yarı finalde eşleşmek isteyeceklerdir ve Messi önderliğinde Arjantin’i yarım adımla Brezilya’nın önünde görüyorum. Fakat Kolombiya, Uruguay ve Şili'nin her zaman kupayı kazanacak potansiyelde olduklarını da eklememiz gerekir.

Ne diyelim, şunun şurasında ne kaldı ki Copa America’ya? Böylesine kaliteli futbolcularla muazzam bir heyecana sahne olacak turnuvada uykusuz gecelere hazırlı olmak lazım…

                                                                      Copa America resmi şarkısı...

9 Haziran 2015 Salı

2014 World Cup Final Four

Bazen kıyıda köşede rastladığım illüstrasyonlar çok hoşuma gidiyor. Çoğunu da saklıyorum aslında, gün gelir de lazım olur diye. Keşke hepsini sizlerle paylaşabilsem ama bazı özel olanları görünce anılar canlanıyor, hikayeler yerlerinden çıkıyor ve o anılar bir bakmışsınız kelimelere, sonra satırlara ve nihayetinde bir yazıya dönüşebiliyor. Aşağıdaki illüstrasyonlar ise tek bir hikayeyi temsil ediyordu, o da 2014 Dünya Kupası yarı finallerini. O halde...

Üzerinden tam 1 yıl geçti ama hafızalardaki yeri hala sağlam. Evsahibi Brezilya, ikinci kez düzenlediği kupada kolay geçen grup maçlarının ardından yarı finale gelen yolda kendisine komşu olan Şili ve Kolombiya maçlarında çok zorlandı ve şansının da yardımıyla kendisini Final Four denilen o çetin yola attı. Hem de nasıl bir atma o? Sonradan "keşke atmasaydık da en azından çeyrek finalde elenseydik" dedikleri eşleşmede rakipleri Almanlardı. 40 yılda bir eşine rastlanacak, mağlup takımın futbolcularını sokağa dahi çıkartamayacak, hatta insana yüz kızartıcı suç işleme muamelesi yaptıracak o tarihi maçta Sambacılar, kendi taraftarı önünde Almanlara 7-1 yenilince adeta yer yerinden oynadı. Bir de üzerine 'Dünya Kupaları tarihinin en golcü futbolcusu' ünvanını maçtan önce elinde bulunduran Ronaldo'nun da rekoru geçildi ve Klose kariyerinin son büyük organizasyonunda bu rekoru eline aldı. Scolari'nin öğrencileri travmatik ve bir o kadar da psikolojk yıkım veren maçın ardından oynadığı üçüncülük maçında da bu defa Hollanda karşısında (3-0) rezil oldular. Turnuvanın genç ve parlaması beklenen yıldızı Neymar ise ardı ardına gelen başarısız sonuçlarla arada kaynadı. Mümkünse Almanlar, Brezilyalılar ile yakın tarihte bir maç daha yapmasalar iyi olacaktı. Lakin bu utanç vesikasını İtalya maçında Chiellini'nin omzunu ısıran Suarez bile örtemeyecekti.

Diğer dev yarı final eşleşmesinde ise büyüleyici kariyerinde Copa America ile beraber en büyük eksikliğinden biri Dünya Kupası Şampiyonluğu olan Messi'nin Arjantin'i, Robben'in komutasındaki Hollanda ile kozlarını paylaşıyordu. Uluslararası arenadaki tek temsilcimiz Cüneyt Çakır'ın kariyer maçını yönettiği karşılaşmada 120 dakika boyunca kontrolü elinde bulunduran iki takım gol atma başarısı gösteremeyince iş penaltılara kalmıştı. Vlaar ve Sneijder'in kaçırdığı penaltılar Messi ve arkadaşlarını finale taşırken mağlubiyete en çok da Hollanda'nın en iyisi Robben üzülüyordu. Portakallar için tek teselli ise Brezilya karşısında rahatlıkla aldıkları 3-0'lık galibiyet ve Dünya 3.lüğü makamıydı. Tangocular ve özellikle Messi artık tarihi bir eşiğe gelmişti. Tarih kitapları bu maçla beraber değişebilirdi...

Arjantin'de Messi'den sonraki en büyük kilit oyuncu Di Maria sakattı ve geçmişte birçok yıldız futbolcunun başına gelen talihsizliği yaşayıp tarihi finali kaçıracaktı. Bu Almanlar için gayet iyi bir haberdi. Messi her zamankinden daha ekstra bir performans göstermek zorunda kalacaktı, tıkır tıkır işleyen Alman savunması karşısında. Almanlar, finale gelene kadar oynadıkları 6 maçın 90 dakikalarında sadece 3 gol yemişlerdi. Hem sadece Messi değildi kupayı isteyen. Almanlar da bu zamana kadar hiçbir Avrupa ülkesinin kazanamadığı Güney Amerika'da şampiyon olmak istiyordu.

Almanlar, turnuva takımı apoletini tüm dünyaya tekrar hatırlattığı maçta Götze'nin uzatma dakikalarında attığı mükemmel golle Arjantin'lileri üzüyor ve tam 24 yıl aradan sonra Panzerleri Dünyanın en büyüğü yapıyordu. Messi'ye ayıp olmasın diye 'Altın Top' ödülü verilirken, son 10 yılın tartışmasız bir numarası Neuer ise 'kupanın en iyi kalecisi' seçiliyordu. Klose tarihe altın harflerle geçerken, Joachim Löw de kupanın getirisi ile '2014'ün en başarılı teknik direktörü' ödülünü alarak haklı gururu yaşıyordu. Messi "umutlar 2018 Dünya Kupası" diyordu ama aradan geçen bir yıl içinde kariyerine öyle bir Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu sıkıştırıyordu ki, oynadığı ve oynattığı futbolla Barcelona'ya 1 değil 2 değil tam 3 kupa birden kazandırıyordu. Messi Dünya Kupası almasa da artık çoğu futbolsever için dünyanın gelmiş geçmiş en iyisiydi...

************************

Bizde 2014 Dünya Kupası üzerine yazı çok. Okumak isteyenler için :

2014 Dünya Kupası değerlendirme yazısı...
http://serdarilefutbol.blogspot.com.tr/2014/07/2014-dunya-kupas-degerlendirme-yazs.html

Utanç Vesikası : Brezilya 1 - 7 Almanya
http://serdarilefutbol.blogspot.com.tr/2015/02/utanc-vesikas-brezilya-2014.html

Dünya Kupası İkramiyeleri Kimlere Vurdu?
http://serdarilefutbol.blogspot.com.tr/2014/08/dunya-kupas-ikramiyeleri-kimlere-vurdu.html

Almanların Başarısının Arkasındaki Sır
http://serdarilefutbol.blogspot.com.tr/2014/07/almanlarn-basarsnn-arkasndaki-sr.html

26 Şubat 2015 Perşembe

'Utanç Vesikası' : Brezilya 1-7 Almanya

2014 Dünya Kupası'nın en unutulmaz olayı şüphesiz evsahibi Brezilya'nın ilk 30 dakikasında 5 gol yediği maçta Almanlara 7-1 yenilmesiydi. 2 güçlü futbol ülkesinin karşılaştığı bu unutulmaz maçı resmen ağzımız açık şekilde izlemiş ve neredeyse 40 yılda bir eşine rastlayacağımız türden bir maça tanıklık etmiştik. Turnuvaya Fred, Julio Cesar ve Jo gibi basiretsiz isimleri çağırıp; Kaka, Ronaldinho, Filipe Luis, Miranda, Lucas Moura gibi isimleri dahil etmeyip risk alan Scolari'nin aldığı 'ah'lar belki de kariyerinin en acı mağlubiyetini almasında direkt etkili oldu.

O zamanki kadro ve teknik direktör Scolari'nin yaşadığı beyin sarsıntısı öyle kolay geçmedi. Aylarca o maç dillendirildi, masaya yatırıldı. Türlü şekillerde sosyal medyada resmedildi, dalgası geçildi. Aklıma 1994 Dünya Kupası'nda kendi kalesine gol attığı için taraftarlar tarafından öldürülen Andres Escobar geldi de, Allahtan Brezilyalılar buna benzer kötü bir girişimde bulunmadı. Brezilyalılar bu maç için Mineiraço yani "küçük felaket" deyimini kullandılar kullanmasına ama gerçekte bu başlı başına kocaman bir felaketti...


Yarı finaldeki 7-1'lik utanç vesikası; Dünya Kupalarının en golcü apoletli Brezilya'sının (221) artık bu ünvanı Almanlara (223) devretmesi sonucunu da beraberinde getirdi. Aynı zamanda Miroslav Klose attığı gol sonrası, Dünya Kupaları tarihinde Brezilyalı Ronaldo'yu geçerek 'en golcü' ünvanının da sahibi oldu ve Brezilyalıları başka bir alanda daha hayal kırıklığına uğrattı. Belki de bir devrin sonuydu bu maç. Artık dünyanın yeni 1 numarası Almanlardı ve bunu tüm Brezilyalılar da artık kabullenmiş gözüküyordu.

2002'de takımının başında Dünya Kupası'nı kazanan Luiz Felipe Scolari, "hayatımın en kötü günü" dediği 7-1'lik maçın bir hafta sonrasında yani 15 Temmuz 2014'te görevi bıraktı bırakmasına ama bu maç kadrodaki herkesin siciline, CV'sine silinmeyecek şekilde kazındı. Brezilya Milli Takımı artık ne zaman Almanya ile karşılaşacak olsa bu hatırlamak istemeyecekleri maç, yüzlerine tokat gibi vurulacak, anılar tekrar canlanacaktı. Bu utanç verici mağlubiyeti ancak belki Almanlar karşısında alınacak farklı bir skor biraz yumuşatabilir ama ona da Almanlar izin verir mi? İşte orası çok zor...

Evet, tarih kitapları bu maçı asla unutmayacak. Brezilyalıları futboldan soğutan, Brezilyalıları tabiri caizse yerin dibine iteleyen o efsane maçta Brezilya'nın 23 kişilik kadrosunu da arşivlerde saklamak adına fotoğrafları ile afişe etmek ise benim görevim olsa gerek :)


8 Mayıs 2014 tarihinde Brezilya aday kadrosu belli olduğunda yazdığım yazı... 

14 Temmuz 2014 tarihinde yazdığım 2014 Dünya Kupası değerlendirme yazısı...

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Yatıştırıcı...


Bastian Schweinsteiger'in Türkçe'deki karşılığı bundan sonra YATIŞTIRICI...

Baksanıza, adamın orta sahadaki görevinden sonra Löw, ona bir görev daha tahsis etmiş. Fakat bu defa 90 dakika içinde değil, maç bitiminde başlıyor bu görev.


Görev içeriği : Kazandıkları her maç sonrası, rakip takımdan kim ağlamaklı ise onun yanına gidilecek ve teselli edecek bir kaç söz söyleyip, hafif sarılır pozisyonda futbolcuyu yatıştıracak :))


Görev başarılı mı evet, e adam daha ne yapsın yani, di mi ama???

8 Mayıs 2014 Perşembe

KAKARONİ OUT!!!

... ve Scolari açıkladı :

Kaka ve Ronaldinho Dünya Kupası'nda YOK!!!

Eh be Scolari, yapma bunu... Ronaldinho, kendi mabedindeki bu kupayı ne kadar çok istiyordu hatırlasana. Hatta bu uğurda, iklim değişikliği yapıp konsantresi bozulmasın diye Beşiktaş'ın cüretkar teklifini dahi kabul etmemişti. Muhteşem kariyerinin son büyük turnuvasıydı, yazık ettin... 

Akıl almaz çalımları, jeneriklik golleri, muazzam frikikleri ve varlığıyla dahi milyonları ekran başına çekecek, takımına artı değer katacak bu futbol sihirbazına sence de haksızlık yapmadın mı?
Kaka... Tüm dünyanın tanıdığı ve artık oranın efsane oyuncuları arasına girdiği Milan'a tekrar geri dönüş yaptığında onun  da tek hedefi vardı : Takımda sürekli oynayıp son Dünya Kupası'nda takım arkadaşlarına yardım etmek. Bunca yıllık Milli takım kariyerine yazık... Onun tecrübesi, sürati ve driplingleri için dahi kadroda bulundurup sıkışan maçların ikinci yarılarında değerlendireceğin kritik bir hamle futbolcusu olabilirdi...


Maksadın takımı gençleştirmek belki de ama şunu bil ki; Dünya Kupalarında tecrübe şart ve özellikle ortasaha tercihlerini görünce rakibinin seni tam anlamıyla kilitlediği, kapalı savunma yaptığı zamanlarda bu kilidi, kadroya çağırdığın Willian, Ramires, Oscar, Paulinho, Fernandinho, Luiz Gustavo ve Hernanes ile mi açacaksın???


Tamam hepsi alanında değerli futbolcular ama hiçbirisi ne Kaka ne de Ronaldinho eder. Bunu da böyle bilesin.  Kadro seçimi için ilk eleştirilen teknik direktör sen değilsin ama takımın tuzu ve biberini de sofraya dahil etsen tadından yenmez bir ziyafetin sahibi olabilirdin. Herhangi bir başarısızlık halinde de ilk olarak KAKARONİ ile imtihan edileceksin ona göre...

Brezilya, her büyük kupanın baş favorisidir bunu biliyoruz. Fakat bu defa işin çok ama çok zor. Şimdiden bol şanslar Scolari, emin ol bu sana çok lazım olacak. Tabii şapkadan tavşan çıkartırsan onu bilemem :)

1 Nisan 2014 Salı

2014 Dünya Kupası Stadyumları


12 Haziran - 13 Temmuz 2014 tarihleri arasında 20. kez Dünya Kupası heyecanını 
yaşayacağız. Şimdi gelin bu dev turnuvaya ev sahipliği yapacak statlara bir göz atalım...

Zaman zaman doğal olarak "statlar yetişmez" diye eleştirildi ve haliyle başta FIFA olmak üzere herkeste bir endişe hakimdi ama korkulan olmadı, statların herbiri hazır hale geldi. 12 stadın evsahipliği yapacağı bu büyük organizasyonda final maçı ünlü Maracana stadında oynanacak. Maracana stadının zaten namını biliyorsunuzdur. 1950 Dünya Kupası'nda Brezilya - Uruguay finalinde 200.000 seyirci ile rekor kıran bu stat, UEFA normları sebebiyle kapasitesini 78.000 seviyelerine kadar düşürmek zorunda kaldı. Ayrıca tüm statlarda yenileme ve kapasite arttırımları yapılarak milyarlarca euroluk yatırım yapıldı...

İşte 12 stadın bilgileri...


Maracana... 78.838 kapasiteli statta;

İspanya - Şili... Ekvator - Fransa... Portekiz - Gana ve Belçika - Rusya grup maçlarının yanı sıra, bir tane ikinci tur maçı, çeyrek final maçı ve Final maçı olmak üzere toplam 7 maçın coşkusuna ev sahipliği yapacak.

Estadio Nacional Mane Garrincha... 70.064 kapasiteli statta;

Kamerun - Brezilya... Kolombiya - Fildişi... İsviçre - Ekvator ve Portekiz - Gana grup maçlarının yanı sıra bir tane ikinci tur maçı, çeyrek final maçı ve üçüncülük maçı ile beraber toplam 7 maçın heyecanına sahne olacak.

Arena de Sao Paulo... 68.000 kapasiteli statta;

Brezilya - Hırvatistan... Hollanda - Şili... Uruguay - İngiltere ve Güney Kore - Belçika grup maçlarının yanı sıra, ikinci tur maçı ve yarı final maçı dahil toplam 6 maç bu statta oynanacak.

Estadio Castelao... 67.037 kapasiteli statta; 

Brezilya - Meksika... Yunanistan - Fildişi... Uruguay - Kosta Rika ve Almanya - Gana maçlarının yanı sıra ikinci tur maçı ve çeyrek final maçı ile beraber toplam 6 maçın kaderi bu statta belli olacak.

Estadio Mineirao... 62.170 kapasiteli statta;

Kolombiya - Yunanistan... Kosta Rika - İngiltere... Arjantin - İran ve Belçika - Cezayir grup maçlarının yanı sıra, ikinci tur maçı ve yarı final maçı dahil toplam 6 maç, tüm görkemiyle bu statta futbolseverlerin hizmetine sunulacak.

Arena Fonte Nova... 56.000 kapasiteli statta;

İspanya - Hollanda... İsviçre - Fransa... Bosna - İran ve Almanya - Portekiz grup maçlarının yanı sıra bir tane ikinci tur tur maçı ve çeyrek final maçı ile beraber toplam 6 maç, hakemin düdüğüyle start alacak.

Estadio Beira - Rio... 51.300 kapasiteli statta;
Avustralya - Hollanda... Fransa - Honduras... Nijerya - Arjantin ve Güney Kore - Cezayir grup maçlarına ek olarak ikinci turdan da bir maç olmak üzere toplam 5 maça ev sahipliği yapacak. 

Arena Pernambuco... 46.154 kapasiteli statta;

Hırvatistan - Meksika... Fildişi - Japonya... İtalya - Kosta Rika ve ABD - Almanya grup maçlarına ek olarak bir de ikinci tur maçı ile beraber toplamda 5 önemli maça tanıklık edecek.


Arena de Baixada... 43.900 kapasiteli statta;

Avustralya - İspanya... Honduras - Ekvator... İran - Nijerya ve Cezayir - Rusya grup maçları olmak üzere toplamda 4 kritik maç oynanacak.

Arena Pantanal... 42.500 kapasiteli statta;

Şili - Avustralya... Japonya - Kolombiya... Nijerya - Bosna ve Rusya - Güney Kore grup maçlarına sahne olacak.

Arena Amazonia... 42.374 kapasiteli statta;

Kamerun - Hırvatistan... İngiltere - İtalya... Honduras - İsviçre ve ABD - Portekiz grup maçları olmak üzere toplam 4 maçın heyecanına ortak olacak.

Arena Das Dunas... 42.086 kapasiteli statta;

Meksika - Kamerun...  Japonya - Yunanistan... İtalya - Uruguay ve Gana - ABD grup maçlarına ev sahipliği yapacak.

İşte Brezilya'da düzenlenecek 2014 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak 12 stadın muazzam görüntüleri...

twitter.com/serdarsozkesen

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR