Johan Cruyff etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Johan Cruyff etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2016 Pazartesi

Cruyff Felsefesi


2000'li yıllardan önce dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcuları kimlerdir diye sorsanız, o zamanlarda çoğu kimse Pele ve Maradona'nın ardından Hollanda efsanesi Johan Cruyff'un adını söylerdi şüphesiz. Kariyerinin neredeyse tamamını Santos ile Brezilya'da geçiren Pele; Napoli gibi orta sınıf bir takımı birinci torba takımı yapan, Arjantin Milli Takımı'nı en üst klasmana sokan Maradona ve tekniği, zerafeti ve sıradışı yaşantısı ile Avrupa'nın 'sarı fare'si Johan Cruyff. Üç büyük futbol efsanesinin belki de en kolay karşılaştırma yapılıp karara bağlanılacağı kulvar ise teknik adamlık alanında. Barcelona'nın tarihinde ilk kez kazandığı Şampiyon Kulüpler Kupası ve üstüste 4 kez La Ligi şampiyonu olduğu dönemlerde teknik adam koltuğunda hep Cruyff vardı ve hocası olan Rinus Michels'den total futbolu çok iyi şekilde anlayıp üzerine kendi birikimlerini ekleyerek modern futbolun en başarılı teknik adamlarının başı olan Hollandalı, Barcelona'nın 2000'li yıllardan sonra dünyanın en iyi futbol takımı olmasını sağlayacak olan La Masia futbol akademisinin de planlayıcısı ve kurucusudur. Pele teknik adam koltuğuna hiç oturmazken, Maradona'nın bu alanda sadece futbolculuk CV'sini kullandığını ve başarısız olduğunu da eklemeliyiz.

Ajax altyapısında yetişen ve Şampiyon Kulüpler Kupası dahil olmak üzere (üstüste 3 kez) Ajax ile alınacak tüm kupaları kazanan Cruyff için artık daha büyük bir takıma gitme zamanı gelmişti ve başkanı Real Madrid'e vermek istese de o tercihini Barcelona'dan yana kullandı 26 yaşında. Bir de ilk senesinde Bernabeu'da 5-0'lık alınan tarihi galibiyet, belki de kararının ne kadar doğru olduğunu gösteriyordu ki, Barcelona o sezon tam 14 yıl sonra Cruyff ile lig şampiyonluğuna ulaştı.

Pele'nin olmadığı 1974 Dünya Kupası'nın büyük favorilerinden birisi olmalarına rağmen final oynayıp kupayı evsahibi Batı Almanya'ya kaptırmasalar, koleksiyonundaki tek eksik olan kupayı da kazanacaktı. 1978 Dünya Kupası sırasında 31 yaşında olmasına rağmen, siyasi sebeplerden dolayı milli takıma çağrılmadı ve Hollanda finalde yine kaybetti. Arjantin, evsahibi olduğu kupada mutlu sona ulaştı. Kimbilir Cruyff olsaydı maç nasıl olurdu bilinmez. Bu arada Hollanda'nın Dünya Kupası tarihinde bir tek kupasının dahi olmaması ve finallerde kaybetmesi sanırım sadece o zamanlara denk düşen bir durum değil. Zira 2010 Dünya Kupası'nda bu defa da finalde İspanya'ya uzatmalarda kaybettiler ve toplamda 3'te 0 çektiler...

Nasıl ki Microsoft'u Bill Gates kurmuş ve bugünlere getirmişse... Nasıl ki Steve Jobs, Apple gibi bir markayı kurup, tüm dünyayı etkileyen bir marka haline getirmişse... Johan Cruyff da Barcelona futbol akademisi olan La Masia'yı kurup, aynı zamanda akademideki çocukların eğitimlerinin de üstlenilmesi savını özümseyip, bunu total futbol felsefesi ile birleştirdi ve bugün Katalanları dünyanın en iyi ve güçlü (yenilmesi çok zor) futbol kulübü haline getiren altyapının kapısını açmıştır. Cruyff, total futbolu özetleyen şu cümlesinde; "Futbol basit bir oyundur zor olan ise basit futbol oynamaktır" diyerek aslında takım olarak sürekli boş olan yaratacaksın ve rakibe de aynı şekilde boş alan bırakmayacaksın demek istemiş, basit ve sade oynayarak (gereksiz riskten uzak) verimliliğin ve etkinliğin artacağını belirtmiştir. 4-3-3 formatında 'en yakın arkadaşına pası ver ve sonrasında tekrar topu almak için boş bir alana geç' anlayışı ile "tiki taka"nın ilk sinyallerini bu sözleriyle öngörmüştür. Cruyff felsefesi dedikleri aslında onun kendisinin geçmiş tecrübeleri ve kişiliğinin toplamından oluşan bir yansımaydı yeşil sahalara. 'Başka birinin futbol felsefesi le başarısız olacağıma kendi felsefemle rezil olurum' diyebilecek kadar kendine güveni olan bir karakterdi Cruyff. O, hem dünyanın en iyi futbolcularından, hem dünyanın en iyi teknik direktörlerinden ve aynı zamanda dünyanın en iyi futbol filozoflarından biriydi. O kadar açık sözlüydü ki, kendisini eleştirenlere her zaman verilecek bir cevabı vardı ve bu konuda asla taviz vermedi.


Guardiola gibi belki de dünyanın en yetenekli teknik adamının hocası olan Hollandalı efsane, onun gelişiminde de büyük bir rol oynamıştır. Devrinin en iyi ön liberolarından biri olan Guardiola onun için; "Johan Cruyff kiliseyi boyadı ve ondan sonra gelenlere sadece restore etmek yada geliştirmek kaldı" diyerek efsane teknik adama hakkını vermiştir. Luis Enrique, Philip Cocu, Ronald Koeman, Michael Laudrup gibi şimdilerin önemli teknik direktörleri de Cruyff'un el attığı diğer önemli şahsiyetler. Yani Cruyff'un futbol tarihindeki yeri ve önemi herkesin bildiğinin daha da üzerindedir...

Tarihe geçen "Cruyff dönüşü" onun ne kadar teknik bir futbolcu olduğunu ve ikili mücadelelerde kendine özgüven sağladığını gösteren net bir vesikadır. Şık golleri ve üstün futbol zekası ile döneminin futbolcuları arasında sivriliyordu. Her futbolcu gibi onun da zaafları vardı. Onun en büyük zaafı ise sigaraya karşıydı. Hatta öyle bir zaaftı ki bu, Ajax ile Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazandığı 1973 yılında bir elinde kupa, diğer elinde sigara ile pozlara takılmış ve bu konudaki zaafiyeti ayyuka çıkmıştı. Barcelona ile olan teknik adamlık macerasında kulübede sürekli sigara içti. Bünyesi zamanla bunu kaldıramadı ve akciğer kanseri olduğunda sigarayı bırakma kararı aldı. Hatta bu konuda "Hayatımı iki şey değiştirdi. biri futbol diğeri ise sigara. Futbol beni hayata bağladı, sigara ise futbol hayatımı bitirdi" sözleri ile kendi durumunu çok güzel özetledi. Pele, George Best, Eusebio, Beckenbauer, Müller gibi kariyerinin sonlarında o da ABD'ye gitti. MLS zaten 1970'lerin sonlarında oldukça gözde bir tatil beldesi idi ve ABD dönüşü ilk kulübü Ajax ile 2 yıl daha oynasa da futbolu bırakacağı son sezon olan 1983 - 1984 sezonunda Feyenoord'a imza attı ve takımını şampiyon yaparak futbolu Ajax'a küskün bir şekilde 37 yaşında bıraktı.

3 Ballon d'Or ödülü olan Cruyff, 24 Mart 2016'da, 68 yaşında hayatını gözlerini yumarken arkasında bıraktığı ve ölümsüzleştirdiği büyük futbol felsefesinden yararlanan takımlar, futbolcular, teknik adamlar ve daha fazlasını bıraktı. Cruyff olmasaydı bugün belki de Xavi, İniesta, Puyol, Messi ve daha birçokları da olmayacaktı. Seni hiçbir zaman unutmayacağız...







İstanbul, 1968


Beckenbauer and Cruyff 1974 World Cup final West Germany and Netherlands.



16 Mart 2016 Çarşamba

Eskiler de MLS'i severdi

Yaşı 30'u geçmiş, hatta futbolu bırakmalarına tahminen 2-3 sene kalmış bazı futbolcuların en ünlü adreslerindendir MLS (Major League Soccer), yani Amerika'daki futbol ligi. Bu akımı son yıllarda belki de tekrar başlatan futbolcu David Beckham. 10 yıllık Manchester Unıted kariyeri sonrası 2003'te Real Madrid'e imza atan İngiliz futbolcu, kontratının bitiminde (2007) hem de henüz 32 yaşında iken, yani hala Avrupa'da en az 2 sezon daha oynama şansına sahip iken MLS'in yolunu tutmuş ve Los Angeles Galaxy'e giderek tüm dünyayı şoke etmişti. Beckham'ın ardından Henry, Robbie Keane, Nesta, David Villa, Lampard, Gerrard, Drogba, Kaka, Raul Gonzalez, Pirlo ve daha birçok ünlü futbolcu 'para' temalı transferlere imza atarak ABD'nin futbolunun reklamını yaptılar ve ülke futbolunun bugün birçok dünyada izlenebilirlik ve takip edilebilirlik düzeylerini artırmalarına yardımcı oldular.

Franz Beckenbauer, 1980, NY Cosmos 3 FC Koln 1
"Beckham, MLS akımını tekrar başlattı" derken dikkat ettiyseniz bu akımın mazisinin olduğuna vurgu yaptım. Belki gençler bilmez ama MLS, şimdiki zamanda jübilesine az kalan futbolcuların yeni alternatiflerinden değil. Sadece biraz ara verilmişti o kadar. Zamanında Pele'sinden Cruyff'una, Beckenbauer'inden Eusebio'suna, Gerd Müller'den George Best'ine kadar birçok ünlü ve efsane futbolcu ABD'de futbol oynadılar. MLS'in yıllar geçtikçe yükselen pazar değerinin ilk mimarları işte onlardı. Kimler mi onlar? 

New York Cosmos - 1978 Johan Cruyff and Franz Beckenbauer
Franz Beckenbauer, Giorgio Chinaglia, Pele - New York Cosmos - 1977
Franz Beckenbauer (New York Cosmos) ve Gerd Müller (Fort Lauderdale Strikers) yıllarca Bayern Münih'te aynı dönem forma giydikten sonra MLS'te bu defa birbirlerine rakip oldular - 1979
Pele, Hilary Carlyle, Eusebio  Quicksilvers - NY Cosmos maçı öncesi 1977
Fort Lauderdale Strikers 1979, Alman gol makinesi Gerd Müller
1970'li yılların ortaları ile 1980'li yılların başlarında NBA yine Amerika'nın gözbebeği iken bu büyük futbol yıldızları da onlara büyük rakip oldular. O yıllarda ABD'de olmak vardı hakikaten. Düşünsenize, gündüzleri Pele, Best, Eusebio, Müller, Cruyff, Beckenbauer ve diğerleri sahne alırken, akşam seanslarında ise basketbolda Kareem Abdul Jabbar, Larry Bird, Julius Erwing, Moses Malone, Elvin Hayes, Walt Fraizer, George Gerwin ve nicelerini izlemek için dünyanın en şanslı insanı olmak gerekiyordu.


George Best, 1979 Fort Lauderdale Strikers.
Los Angeles Aztecs - New York Cosmos maçından George Best and Pele - 1978 
LA Aztecs takımının sahibi Elton John (4 numaralı) ve takım kaptanı George Best

11 Kasım 2015 Çarşamba

La Masia

























Dünyanın en kapsamlı, en modern, en başarılı ve en büyük futbol okulunun adı...


La Masia'da öğrencilere çabuk düşünüp, zekalarını kullanarak oynamalarını ve topun bir sonraki pasta nerede olacağını sezmeleri öğretiliyor. Yani insanların istediği gibi cezbedici ve etkileyici bir oyun tarzı. Okula seçilecek futbolcu adaylarında zihinsel yeterlilik, sürat ve hızlı çalışan bir futbol beyni gibi kıstaslar aranılan önemli kriterlerden bazıları. Altyapıdaki futbolcular, A takımdan kopuk oynamak yerine sisteme beraber dahil oluyorlar ve bu şekilde genç yaşta A takıma yükseldiklerinde adaptasyon sorunu yaşamıyorlar. La Masia sadece Katalonya odaklı değil, diğer ülkelerden de birçok futbolcu gelebiliyor. 


Barcelona, her sene 4,5 milyon pound gibi bir rakamı La Masia için ayırıyor. Bizim ülkemizde altyapıya verilen önemi (!) düşününce bu rakamın değerini daha iyi anlayabiliyoruz. Ayrıca Barcelona'nın 5 büyük futbol ligine en fazla futbolcu yetiştiren kulüp olması da yatırımlarının net olarak karşılığının alındığının bir göstergesi.

Dünya futboluna armağan ettiği onlarca yıldız futbolcu, bugün Barcelona gibi bir futbol kulübünün 2000'li yılların başından bu yana dünyanın en iyi futbol kulübü olmasını sağladı. Misal; Maradona ve Pele ile kıyaslanan Messi'nin La Masia ve Barcelona kariyerinden önce Katalanlar, sadece 1 kez Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu başarısı elde etmişti. Messi sonrası yani 2005'ten itibaren ise bu sayı toplamda 5'e ulaştı ve özellikle Pep Guardiola ile beraber tam anlamıyla zirveye çıkan takım, hala La Masia'nın meyvelerini yemeye devam ediyor.




Şimdilerin kanser teşhisi koyulduğu efsane futbolcu Johan Cruyff'un önderi olduğu ve bugünlere getirmesine büyük vesile olduğu La Masia, her sene yıldız adaylarını dünya vitrinine sunmaya devam ediyor. Guardiola, Xavi, Puyol, İniesta derken Messi ile beraber Fabregas, Busquets, Pedro, Pique, Thiago, Tello, Bartra ve buraya yazmadığımız niceleri ile bu okul büyüdü, büyümeye devam etti. Munir El Haddadi, Rafael, Sandro, Kaptoum ve Cantalapiedra ise okulun son mezunlarından. Belki son yıllarda Barcelona'da modaya uyup, bir yerde rekabetin bir parçası olmak adına paralarını hunharca saçıp diğer kulüplerden yıldız futbolcular aldı ama (Neymar, Suarez, Rakitic, Arda) takımın iskeleti hiç bozulmadı, sağlam direkler asla sarsılmadı. 

La Masia futbol okuluna giren her gencin en büyük idolü Guardiola. Çünkü La Masia'nın en ünlü mezunu olan Pep, bu okulun büyümesinde ve yayılmasında da büyük etkiler bırakmıştır. Aynı zamanda hocası olan Cruyff'tan çok şeyler öğrenen Guardiola, zamanla kendi metotlarını da sisteme dahil etmiş ve mücadeleci Katalan ruhunu takıma entegre etmiştir. La Masia'ya 8 yaşında giren de var, ilk adımını 18 yaşında atan da var. 


Şu bir gerçek : Barcelona'da kalıcı olmak zordur. La Masia kökenli olmanızın size forma garantisi vermediği bir ortamda takımın değişmez futbolcusu olmak için ancak Messi olmanız gerekir. O yüzden bazı genç futbolcular, rotasyonda kullanılmak yerine diğer takımlara kiralanma yolu ile yurtlarından ayrıldılar. Hatta bazıları bonservisleri ile gittiler ve kendilerine yeni kariyer sayfaları açtılar. Çünkü Barcelona hala dünyanın en başarılı takımı ve orada rekabet 'zor'un da ötesinde...


SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR