CM 01-02 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CM 01-02 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2014 Çarşamba

Sorunlu Adam : Nicolas Anelka

Gittiği her kulüpte sorun çıkartan, özünde çok yetenekli bir futbolcu... Fransızların son 15 yılda yetiştirdiği Henry ve Trezeguet ile beraber en iyi santrfor... Hız, sürat, beceri, gol vuruşu gibi üst düzey yetenekleri onu Arsenal, Real Madrid, PSG, Liverpool, Manchester City, Chelsea gibi Avrupa'nın en büyük takımlarının formasını giydirdi. O ise her daim sorunlu karakteri ile kah futbolcularla kah basın ile yaşadığı gereksiz polemiklerle teknik direktörlerin en sevmediği futbolculardan biri haline geldi. Hatta Fransız Milli takımında da en formda olduğu dönemlerde teknik adamlarla yaşadığı problemler sebebiyle Milli takım formasını da yeterli seviyede giyemedi.


Yaşı 30 ila 40 arası olanlar bilirler. 90'lı yılların sonunda Championship Manager oyunu tüm dünyayı sarmış ve ülkemizde de geniş bir kitlesi olmuş efsane bir oyundur. Oyunun özellikle 01-02 versiyonu tam anlamıyla gerçek bir efsanedir ve hala nostalji seven arkadaşlarım dönem dönem oynamakta. Tüm dünyadaki futbolcuları izleyip geleceğin starlarını bulan ve bu öngörülerinde hiçte azımsanmayacak bir başarı yüzdesine sahip olan oyunun yaratıcıları, Nicolas Anelka'nın da nasıl bir karakterde ve yetenekte olduğunu bundan tam 13 sene önce bizlere göstermişti.

CM 01-02 oyununda yani 2001 senesinde PSG takımında olan Anelka, Ronaldinho ile beraber takımın en büyük starı. Fakat futbolcunun özelliklerini tıkladığınızda görüyorsunuz ki, "Work Rate" yani "Çalışma Oranı" 20 üzerinden 5 ile belirlenmiş. "Teamwork" yani "Takım çalışması" yine 20 üzerinden 7 puan alabilmiş. Zaten futbolcuyu transfer ettiğinizde ya da PSG takımı ile oynadığınızda bir süre sonra görüyorsunuz ki Anelka, antrenmanlara gelmiyor, hiç olmadık bir maçta kırmızı kart görüyor ve takım oyununa uzak bir profil çiziyor. O zamanlar 22 yaşında olan Nicolas Anelka, bir dönem Fenerbahçe forması da giydi ve zamanın teknik direktörü Cristoph Daum ile de sıklıkla sorun yaşadı.



Demek istediğim aslında şu : Bundan 13 sene önce Anelka ne ise şimdilerde hala aynı ve en son formasını giydiği Westbromwich Albion ile Westham karşısında attığı golden sonra Nazi selamı verdiği gerekçesi ile İngiltere federasyonundan 5 maç ceza alıp, sonrasında kulübünden de ayrılmak zorunda kalan Anelka'nın son durağı ise Brezilya'da Atletico Mineiro oldu. Kaderin cilvesi olarak 13 sezon sonra yine Anelka ile takım arkadaşı olma şansını yakaladı...

Bakalım Güney Amerika'dan, ne zaman 'arızalı' Anelka hakkında bir haber alacağız? diye beklerken şimdi de Anelka ve menajerinin Mineiro kulübü ile yapılan ön sözleşmeden sonra bir daha Brezilya'ya gitmemesinin ardından sözleşmenin iptalinin gündeme geldiğini öğrendik.


Yarın ola hayrola, Anelka'nın sorunlu yaşantısının kendisini "futbol seyyahı" yaptığı bu dönemde yeni haberlerini de merakla bekliyoruz :))

twitter.com/serdarsozkesen

24 Ocak 2014 Cuma

Unutmak Mümkün mü? Leeds Unıted 2001

Bazı takımlar vardır, futbolcuları ile muazzam bir etki yaratırlar. Herkesin takdir ettiği, beğendiği ve hep bir ağızdan bozulmaması için dua ettiği bir sinerji oluştururlar futbolseverlere. 

Mütevazi görüntüleri, "tek bir yıldızın takımı" değil, daha çok 'komplike bir takım' gibi görünürler çoğu zaman. Ait olduğu ülkenin belki en güçlü takımı değillerdir ama en yüksek potansiyeli olan takımlarından biridirler... 

Futbolcuların birbirlerinden farklı ve sıradışı yetenekleri onları hep benzersiz ve merak edilesi bir takım yapmaya yetmiştir bile. Onları takip etmek, maçlarını heyecanla izlemek ve mücadelelerine saygı duymamak imkansız gibi.
Peki ya birgün sihir bozulur da bir, iki, üç derken takım dağılırsa...


İşte o an herşey biter, takım diye birşey kalmaz artık ortada. Dağınık görüntü, beraberinde başarısızlığı ve itibarsızlığı getirir. Bu son, belirli zamanlarda pek çok ülkede pek çok takımın başına gelmiştir ve PARA ve YETENEK AVCILARI yine kazanmıştır. "Dream Team" artık bitmiştir ama anıları hafızalardaki yerini her daim koruyacaktır...

Bunun yakın zamandaki örneklerinden başlıcası şüphesiz 2001 yılındaki Leeds Unıted takımıdır. Premier Lig'in iz bırakan teknik adamlarından David OLeary'nin bir anlamda 'efsane' yaptığı takımı unutmak mümkün mü?

Yaşları 20 ile 27 arasında değişen genç, enerjik, disiplinli ve oyunu süratli oynayan Elland Road'ın askerleriydi onlar. Biraz sert bir futbol oynarlardı, hem İngiliz futbolu zaten hep böyle değil miydi? Hırçınlardı. Alan Smith, Danny Mills ve Lee Bowyer hep içindeki hırsı ve enerjiyi kontrol edemeyen futbolcularındandı. Ha bir de kornerleri çok iyi kullanırlardı. Şimdilerde nasıl Stoke City golleri genelde taç atışları ile atıyorsa Leeds Unıted'da kornerlerin takımıydı. 

Championship Manager, nam-ı diğer efsane oyun CM 01-02'de de sıklıkla aldığım / aldığımız bir takımdı Leeds Unıted...


2001-2002 sezonunda o 'toy' kadrosu ile Ada'nın büyüklerine rahatlıkla kafa tutuluyor, başkaldırılıyor ve sezonu kimselerin beklemediği şekilde 5.sırada bitiriyorlardı. Kulüp maddi anlamda da sorunlar yaşamayacak şekilde rahat bir durumdaydı.

O dönem ki unutulmaz kadroyu ve dağılma sürecinden sonra futbolcuları kimler kadrosuna kattı, hangi ünlü kulüplerde oynadılar ve futbolu nerelerde bitirdiler? Şimdi hepsinin cevabına bakıp bir iç geçirme zamanı...

Paul Robinson (Tottenham, Blackburn Rovers)
Ian Harte (Levante, Sunderland, Blackpool, Reading, Bournemouth)
Rio Ferdinand (Manchester Unıted)
Danny Mills (Middlesbrough, Manchester City, Hull City, Charlton)
Jonathan Woodgate (Newcastle, Real Madrid, Middlesbrough, Tottenham, Stoke)
Lee Bowyer (Westham Unıted, Newcastle, Birmingham)
Olivier Dacourt (Roma, İnter, Fulham)
James Milner (Newcastle, Aston Villa, Manchester City)
Mark Viduka (Middlesbrough, Newcastle)
Harry Kewell (Liverpool, Galatasaray, Melbourne)
Robbie Keane (Tottenham, Liverpool, Celtic, WestHam, Los Angeles Galaxy)
Alan Smith (Manchester Unıted, Newcastle, Milton Keynes)
Robbie Fowler (Liverpool, Manchester City, Cardiff, Blackburn)
Michael Bridges (Newcastle, Sunderland, Hull City, Milton Keynes)



Özellikle 2001 yılındaki Premier Lig takımlarının kadroları ile karşılaştırıldığında hücum anlamında muazzam bir kaliteye, kadro derinliğine sahip olduklarını net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. 2001 yılını takip eden 2 yıl içerisinde Kewell, Ferdinand, Bowyer, Brigdes, Fowler gibi oyuncularını satan ve 2003-2004 sezonunda küme düşen bir Leeds Unıted...

2006-2007 sezonunda ise 3 sezon oynadıkları Championship Lig'den de düşerek Division One'a kadar gerilediler. 2010-2011 sezonunda ise müdavimi oldukları Championship Lig'e yükseldiler ve 4 yıldır hala buradalar. İnişli çıkışlı performanslarından dolayı bir türlü Premier Lig rüyalarını gerçekleştiremiyorlar. Umarım birgün Hull City, Cardiff City yerine Leeds Unıted efsanesini tekrar Premier Lig'de görürüz de anılarımız tekrar depreşir...

Neredesin Kewell ruhu, Viduka ruhu, Keane ruhu???

twitter.com/serdarsozkesen

27 Kasım 2013 Çarşamba

"İskoç Messi" : RYAN GAULD

Dünya Futbolu artık yeni futbolcu yüzleri arıyor. Dünyanın önde gelen büyük kulüpleri de kadrolarında daha çok genç futbolcu oynatmak adına yeni arayışlar içerisindeler. Lafı fazla uzatmadan sözü, kendisine "İskoç Messi" denilen Dundee Unıted forması giyen Ryan Gauld'a getireceğim. Aberdeen'de dünyaya gelen ve 16 Aralık'ta 18 yaşını dolduracak olan genç futbolcunun taliplileri hiçte azımsanacak derecede değil. Keza Liverpool ve Manchester Unıted'ın gözlemcileri harıl harıl bu futbolcuyu takip edip yönetime raporlarını sunmakta. Zaten genç futbolcu İskoç olduğu için Ada futboluna da aşina olması münasebetiyle daha çok Premier Lig takımlarının sıkı gözetimi altında olduğunu söyleyebiliriz.

Geçen hafta Dundee Unıted'ın Partick Thistle karşısında aldığı 4-1'lik galibiyeti yerinde izleyen Liverpool ve MANU'lu gözlemciler, genç yeteneğin takımının 4 golünün de asistini yaptıkları bir maça tanık oldular. Genç yetenek, bu muazzam ve göz alıcı performansı ile kendilerini izleyenleri 'mest' etti. Ayrıca Newcastle ve Everton'lu gözlemcilerin de aynı maçı izledikleri ve diğer yıldız adayları Andy Robertson (19) , Brian Graham (26) hakkında da bol bol not tuttukları biliniyor. 

Şimdilerde "İskoç Messi" olarak adlandırılan Ryan Gauld, ilk lig maçına Motherwell'e karşı 13.05.2012'de çıktı. Oyuna son dakikalarda giren hücuma yönelik ortasaha oynayan genç yetenek, ilk lig formasını 16,5 yaşında giymiş oluyordu. Geçtiğimiz sezonda ise 1 tanesi kupa, toplam 11 maçta Dundee forması giydi ve bir de gol attı. Formasını giydiği 11 karşılaşmanın 9 tanesi, Şubat 2013'de göreve gelen teknik direktör Jackie McNamara dönemine denk gelmiştir ki, buradan da McNamara'nın genç oyuncunun potansiyeline ne kadar duyarlı olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Ayrıca Ryan Gauld, geçen sezon bir dönem Real Madrid'li gözlemcilerin de dikkatini çekmiş ve belirli bir süre takip edilmişti. 

Bu sezon ise 14 haftası geride kalan İskoç Premier Ligi'nde 12 maçta forma giyen Ryan Gauld, 9 kez ilk 11'de sahaya çıktı ve takımı adına 4 gol kaydetti. Ayrıca takımının Lig Kupası'nda oynadığı 3 maçta da forma giydi ve 1 gol attı. 1995 - 2005 yılları arasında futbolculuk döneminde Celtic formasını giyen 40 yaşındaki genç teknik adam McNamara ile kariyerine güzel bir başlangıç yapan "İskoç Messi" lakaplı yetenek; sık forma şansı bulduğunda neler yapabileceğini, Ada'nın zengin  kulüplerinin dahi dikkatini çekecek olan potansiyeli ile birleştirince önümüzdeki günlerin de en çok dikkat çeken futbolcularından birisi olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Ocak 2016'ya kadar kulübü Dundee Unıted ile sözleşmesi devam edecek olan Ryan Gauld'un önümüzdeki günlerde ve özellikle sezon sonunda durumunun ne olacağı tam bir merak konusu. Şuan ki piyasa değerinin ise 6 milyon sterlin (7,1 milyon euro) olduğu konuşuluyor ki bu yaştaki bir yükselen yıldız için hiçte kötü bir rakam değil ve bu rakam artabilir de. 

Championship Manager ya da kısa adıyla CM oynayanlar bilirler, zamanında İskoç Mark Kerr diye bir ortasaha oyuncusu vardı. Gelecek vaad eden bir futbolcuydu, daha 19 yaşında Falkirk takımında keşfedilmişti. Birileri mutlaka alır, yıldızı parlar denmişti ama olmamıştı...

Bakalım genç yetenek, Messi gibi bir futbol sihirbazı ile adının yanyana yazılmasından rahatsız olmadan bunu olumlu yönde kullanıp dünya futbol piyasasına yeni bir renk katabilecek mi? Sorunun cevabını da tabii ki ilerleyen günlerde hep beraber göreceğiz...

twitter.com/serdarsozkesen

13 Ağustos 2013 Salı

CM 01-02'nin Efsane Futbolcuları

Yeri geldiğinde küçük çaplı takımınıza büyük başarılar sığdırıp kariyerimize unutulmaz şampiyonluklar kazandıran takımınızın kilit oyuncularıydı onlar. Bundan tam 12 sene öncesinde hayatımıza hızlı bir giriş yapan ve bize muazzam başarılar ve heyecan kazandıran takımımızın, gerçek yaşamda çok az adı duyulmuş gizli kahramanları...

12 sene öncesinin gelecek vaad eden ya da parlaması beklenen yıldızlarıydı onlar... Şimdilerde ya ülkesindeki sıradan kulüplerde forma giyiyorlar ya da ülkesinden uzakta kuytu köşelerde forma bekliyorlar ya da futbolculuk kariyerlerini sonlandırmış da olabilirler...
Evet, artık onlarda yaşlandı...
Kim mi onlar?
Cm 01 - 02'nin gizli efsaneleri...

İşte onlardan hatırlayabildiklerim...

Alonso Solis (35)... Sağ kanadın olağanüstü yeteneklisi, hız rekortmeni... En son 2012 yılında ülkesi Kosta Rika'nın Deportivo Saprissa takımında boy gösterdi...

Isaac Okoronkwo (35)... Shakhtar Donetsk'in muhteşem 3'lüsünden (Aghahowa ve N'Diaye) savunmada her bölgede oynayan joker oyuncusu. 2-3 yıl içinde 30 milyon $'dan fazla ederi olan yıkılmaz bir kale... 2003'te gittiği Wolwerhampton takımında bir sene kaldıktan sonra 2013 Mayıs ayına kadar Rusya'da ufak takımlarda oynadı. Şimdilerde ne yaptığını bilen yok...

Mark Kerr (31)... Ortasahada oyunu iki yönlü oynayabilen muazzam bir yetenek adayı idi. Daha 19 yaşında olmasına rağmen 25 yaşındaki gibi özellikleri ile çok kısa sürede oyunun en iyi 5 ortasaha oyuncusundan biri olacağına inanılan Kerr, iki yıllık Yunanistan macerası ile beraber kariyerinin geri kalanını ülkesi İskoçya'da sürdürüyor ve şimdilerde Partick Thistle takımında forma giyiyor...

Franco Costanzo (32)... 2001 yılında Kahn ve Buffon'dan sonra kim gelir deseler ben hemen Costanzo derdim. 19 yaşında River Plate'deki özellikleri ve performansıyla aldığım her takımda bizzat denediğim ve muazzam işler çıkardığını gördüğüm yetenekli kaleci, Zuberbühler'den dolan boşluk üzerine geldiği Basel'de uzun yıllar forma giydikten sonra 2011 yılında yine efsane kaleci Nikopolidis'in yerine Olimpiakos'a transfer oldu. Şimdilerde ise Şili'nin Universidad Catolica takımında...

David Prutton (32)... Defansın sağ beki ve defansif ortasaha gibi joker kıvamında oldukça iyi işler çıkaran ve kendisini transfer etmek için İngiliz 'dev'leri ile rekabete girdiğimiz yetenek. Nottingham Forest'te parlayan futbol yaşantısını Southampton, Leeds Unıted ve son olarak hala aktif futbol yaşantısına devam ettiği Sheffield Wednesday ile sürdüren Prutton, hala unutulmazlar arasında...

Stefan Selakovic (36)... 1,5 milyon $ civarı para ile satın alıp hemen 1 ay içerisinde 10 milyon $ ve yukarısına satılıp tamamen ticari olarak düşündüğüm bir forvet oyuncusuydu. Bir iki defa zorunluluktan oynatıp denediğimde ise muazzam işler yaptığına şahit olmuştum. Halmstad'da başladığı futbol yaşantısına şimdilerde hala bu takımda devam eden İsveç'li futbolcu, 4 sezon Herenveen, 7 sezon ise Göteborg forması da giydi...

Jonas Lunden (32)... Özellikle küçük takımlarda minimum bazda 20 gol atan ismi duyulmamış ama etkisi yüksek bir golcü. Ortasahanın sağ kanadında da iyi oynayan İsveçli, zamanla defans oynatılmaya başlanmıştır. Geçen sezona kadar Gais forması giyen futbolcunun şimdilerde nerede olduğunu bulamadım :)

Sergey Nikiforenko (35)... Müthiş bir ofansif ortasaha, tam bir gol ve asist canavarı da diyebiliriz. Belarus'lu en 2012 yılına kadar Shakhtyor Soligorsk takımında görüldü, sonrasında haber alınamadı :)

Andres D'Alessandro (32)... Forvet arkası ilk tercihlerimdendi. Sadece gücü yoktu, diğer her özelliği ise kendi gibi 10 numara. Avrupa'da seyyah gibi dolaştı, 2009 yılında geldiği İnternacional'de ise çok istikrarlı bir kariyeri var...

Sebastian Battaglia (32)... Her yetenekli Arjantinli gibi Boca Juniors'da yıldızı parladıktan sonra Avrupa'nın yolunu tuttu. 2 yıllık kısa Villarreal macerası haricinde Boca takımında hala oynayan Battaglia, kulübünün en istikrarlı futbolcularından...

Nicolas Medina (31)... Sunderland'in 2001 sezonundaki altın jenerasyonunun (Julio Arca, David Bellion, Thomas Sorensen) birkaç sezon sonra üst düzey kulüplere gitmesi beklenen defansif ortahası... Patrick Vieira'nın yerine geçebilecek en güçlü adaylardan biriydi. Gittiği hiçbir takımda tutunamayan Medina, en son Peru'nun Union Comercio takımında forma giydi...

Mikael Dorsin (32)... Defansın sağ tarafı için büyük takımların ilk birkaç sezon olmazsa olmaz yedek oyuncusu, 3 sene sonra ise değişmez tek adayı. Komple özellikleriyle Javier Zanetti'yi andıran İsveçli, 9 yıldır Rosenborg formasını fazlasıyla istikrarlı şekilde giymeye devam ediyor...

Maxim Tsigalko (30)... Onun için ne desek az, tam bir EFSANE... Oyunun hilesi olarak da dillendirilen ve her CM severin en az bir kez denediği sıradışı forvet. İstatistik dinlemeyen, ezber bozan Belarus'un gözbebeği, oyun ile hiçbir zaman bağdaşmayan futbol yaşantısına nerede devam ettiği izine (!) rastlayamadım...

Fernando Cavenaghi (30)... Futbolcu fabrikası olarak bilinen River Plate takımının kimseler bilmeden sadece CM'cilerin bildiği ve adını ilk kez 2004'te Spartak Moskova ile gerçek anlamda duyurmuş forvet oyuncusu. Bordeaux ile de başarılı işler yapan Tangocu, şimdilerde Meksika'nın Pashuca takımında...

Maxi Lopez (29)... D'Alessandro, Costanzo, Cavenaghi ile beraber altın jenerasyonun önemli temsilcilerinden. River Plate'deki süper performansı onu Barcelona forması dahi giydirdi. 2009'dan bu yana İtalya'da ve Catania forması giyiyor...

Ernesto Farias (33)... Çok iyi bir sağ forvet idi. Birkaç kez denedim, başarılı işler çıkardı. Forvetin sağ tarafında en az 20 gol kesin atıyordu. İleride Arjantin Milli takımının da oyuncuları arasına giriyordu. 3'er sezon oynadığı River Plate ve Porto'da fazlasıyla gol atan Farias, şimdilerde İndependiente takımında...

Suat Usta (31)... Türkiye Ligleri'ndeki yabancı futbolcu kısıtlaması nedeniyle herkesin aldığı müthiş Türk savunma oyuncusu. Alpay Özalan'ın tek varisi idi. Zaten 2002'de G.Saray ile sözleşme imzalamıştı. Sonrasında ise neredeyse her sezon farklı takım gezdi. En son geçen sezon 2.ligde Tepecikspor forması giydi...

Tommy Smith (33)... Watford'da attığı gollerden sonra Sunderland ile Premier Lig tecrübesi de yaşayan İngiliz golcü, daha çok istikrarsız görüntüsüyle dikkat çekti. Oyun anlamında ufak takımlarda çok iyi işler yapardı. Şimdilerde Cardiff City forması giyiyor...

Julius Aghahowa (31)... Tsigalko ne ise Aghahowa'da o idi. Daha 19 yaşında Totti özellikleri barındıran ve 2 sene içerisinde 100 milyon $ paralara satabildiğiniz, ortasaha ve forvetin her yerinde oynayan Afrikalı... Bir dönem Kayserispor forması da giyip, toplamda 6 gol atan ve bunların 4'ünü F.Bahçe'ye atan Nijeryalı, 1 yıldır hiçbir kulüpte forma giymiyor...

Gabriel Milito (33)... Sol ayaklı az bulunan defans oyuncularından biriydi. Aynı jenerasyondan Sebastian Mendez ile iyi bir ikili oluştururlardı. 4 sezon Barcelona'da zaman zaman forma giydi ve 2 yıldır futbola başladığı İndependiente'de forma giymeye devam ediyor...

Kennedy Bakırcıoğlu (32)... Sergen Yalçın'dan sonra (oyun anlamında) Tuncay Şanlı ile beraber en iyi forvet arkası oyunculardan biriydi. Bir sezon boyunca sürekli oynattığınızda rahatlıkla 20 gol barajını geçip, 15 civarı asist yapabilecek düzeyde idi. Yunanistan, Hollanda, İspanya derken şimdilerde uzun yıllar formasını giydiği Hammarby takımında futbol yaşantısına devam ediyor. Ne acı ki, Türkiye'den yolu hiç geçmedi...
....
...
..
.

CM 01-02'de etkileyici bir kariyer hikayesi okumak için mutlaka ziyaret edin. Geniş fotoğraf albümü ile bir yıllık CM hikayesi... goo.gl/UzHW8R

twitter.com/serdarsozkesen

3 Ocak 2013 Perşembe

10'lara Olan Özlem...

90’lı yılların tamamı ve 2000’li yılların ilk 7-8 yıllık sürecinde daha çok 10’lar konuşuldu, 10'lardı gazetelerin manşetleri, 10'lardı transfer dedikodularının ilk kıvılcımları… Takım arkadaşları ve rakip futbolculara nazaran daha az koşup daha az savunma yapmalarına rağmen skor tabelasını değiştirmek hep 10'ların işiydi. Kimi zaman atacakları golle kimi zaman da asistleri ile… Bazen de gole giden yolda takımlarını kusursuz yöneten bir maestro gibi… Biz futbolu 10'lar sayesinde daha bir sevdik, daha bir meraklı gözlerle izledik 10’ları ve şimdilerde 10’ları gerçekten özlüyoruz

Futbolun bu sihirli ayaklarının yakın zamanda ülkemizdeki en meşhur örnekleri Hagi, Sergen ve Alex’tir… Takımını sahada bir teknik direktör edasıyla yöneten, arkadaşlarına her daim güven veren, ateşleyici bir o kadar da teknik, ‘Karpatların Maradonası’ Gheorghe Hagi değil miydi Galatasaray’ın tarihe geçen performanslarındaki baş aktör? Ya da futbol topunun ayağına en yakışanı, futbol topunun 10'dan bir türlü ayrılmak istemediği, o muhteşem sol ayağını futbol zekasıyla birleştiren fakat bu yeteneğini bir türlü Avrupa’ya taşıyamayan Sergen Yalçın… ve tüm zamanların en iyi istatistikçisi, yine bir sol ayak, mütevazi kişilik, bir Fenerbahçe efsanesi Alex de Souza… Onları asla unutmayacağız…



Şimdi gelelim Avrupa ve Dünya Futbolundaki 10’lara…

Şimdilerde yeşil sahalarda son volelerini vuran, en formda olduğu zamanlarda dahi kulübünü asla bırakmayacak kadar sadık olan bir Roma efsanesi cengaver Francesco Totti…  CV’sinde Boca, Parma, Lazio, M.Unıted, Chelsea, İnter gibi ‘dev’lerin olduğu bir dönemin transfer rekortmen AMC’si Juan Sebastian Veron… Yine bir döneme damga vuran, hafızalardan silinmeyecek Ş.Ligi Finali’nde Leverkusen’e olduğu yerde sabit tekme savuran futbol cambazı Zinedine Zidane… Arjantin’in Veron’dan sonra yetiştirdiği belki de en iyi 10 numara olan Boca ile özdeşleşmiş Juan Roman Riquelme… Diğer Arjantin’liler ‘baby face’ lakaplı Pablo Aimar ve bir türlü beklenen patlamayı yapamayan ama özünde fazlasıyla yetenekli, Championship Manager tutkunlarının müdavimi Andres D’Alessandro

En kritik anlarda gemilerini kurtarırlar, orta saha ve hücum hattının pas trafiklerini yönetirlerdi. Forvetin hemen arkasında, bazen sağa bazen sola mevzilenerek her noktadan kaleye şut gönderebilirler ve arkadaşlarını tek dokunuşlarıyla kaleciyle karşı karşıya bıraktıracak kadar da milimetrik pasları rahatlıkla atacak olan futbol mühendisleri tabiiki yukarıdaki isimlerle sınırlandırılacak kadar az değiller (aklıma gelmeyenler için kusura bakmayın)…

2001’den 2008 yıllarına kadar olan 7 yıllık süreçte 7 şampiyonluk kazanıp tek başına Fransa’ya ambargo koyan Lyon’un baş aktörü, dünyanın sayılı frikikçilerinden Juninho Pernambucano… ‘Çok gezen çok bilir’ atasözünün futbol temsilcisi olmaya aday, ‘no istikrar’ deyiminin açıklayıcısı, 27 yaşında olmasına rağmen yeşil sahaların seyyahı (Santos, Porto, Bremen, Juventus, A.Madrid, Wolfsburg) Diego… ve yine bundan 11 sene öncesine kadar ülkelerindeki Santos takımında Diego ile takım arkadaşı olan, ilk Avrupa deneyimini Lucescu’nun Shakhtar Donetsk’i ile yapıp ada ‘dev’i M.City’ye imza atan ve sonrasında CV’sine G.Saray’ı da eklemeyi başaran Elano Blumer


Son 15 yılda Juventus deyince Buffon ile beraber akla gelen 2 isimden biri, müthiş frikikçi, takımı 2.lige düşse de gemisini asla terk etmeyen, bayraktar oyuncu ve bir o kadar da buram buram kalite kokan ve şu an emekliliğini ‘kanguru diyarı’nda sefalandıran ‘Pinturicchio’ lakaplı nam-ı diğer Alessandro Del Piero

Dünyada her duygu, her sistem, her düzen nasıl değişiyorsa futbolda da bazı şeyler günün birinde değişecekti ve 10’ların daha bir önde olduğu futbol düzeni, sistemi de Messi, Ronaldo gelince, total futbolun öncülerinden Barca ile beraber daha bir değişti ve artık makine gibi işleyen, oyunun tüm alanında mücadele edilen, bir tek oyuncunun önderliğinde değil takım olarak maçların kazanıldığı bir düzeneğe dönüşüverdi… Bugün belki Messi ve Ronaldo’nun yaptıkları konuşuluyor ama onlara bu rahatlığı, özgüveni veren Xavi, İniesta, Xabi, Mesut ve diğerlerinin rolü de yadsınamaz boyutlarda… Haa unutmadan, bir de Tabata vardı, o ünlü 10,5 numara :)

twitter.com/serdarsozkesen

25 Aralık 2012 Salı

CM 01-02 : Veteranlar Savaşı...

Bugün gelin gündemdeki futbolu değil de hatıralardan bir demet yapalım ve çoğu futbolseverin henüz genç yaşlarda tanışmış olduğu efsane bir futbol oyunundan söz edelim...

Evet herşey 2001'in Kasım ayında başladı... O sıralar Edirne'de üniversite eğitimine devam ettiğim yıllarda bir internet kafede tanışmıştım o renkli oyunla... Heyecanla monitörüne baktığım kişiyi tanımıyordum ama oynadığı oyun fazlasıyla dikkatimi çekmişti. Evet adam resmen Galatasaray'ın teknik direktürü gibi davranıyor, oyuncu alıp, oyuncu satıyordu. Her maça değişik taktikler yapıyor, kaybedince çok sinirleniyordu. Bu oyun şüphesiz beni çok etkilemişti. Oyunun adını sordum heyecanlı bir ses tonuyla. "Championship Manager 01-02" dedi...


O günden sonra oyunu baya bir hatmedip, hangi oyuncuların gelecekte parladığını, oyun stratejilerini öğrenip, tatbik edip farklı takımlarla sayısız kupa kazandım. Nihayetinde oyunu İstanbul'da oturduğum yerdeki internet kafeye getirdim. İlk başlarda tabiiki insanlar tuhaf gözle karşıladılar ama sonrasında 1-2-3 kişi derken onlarca kişiye oyunu tanıtıp, iyi birer teknik direktör yaptım hepsini :)




İşin en ilginç ve dikkat çekici noktası ise, oyunu yapan kişilerin çok çok mükemmel bir şekilde futbolcu izleyip muhteşem öngörüş yetenekleriyle geleceğin yıldız oyuncu adaylarını ortaya çıkarmaları oldu. Ha, patlamaya yapamayıp elde patlayan yıldız adayları da olmadı mı, tabiiki oldu : Aghahowa, Tsigalko, Okoronkwo, Kerr vd... En basitinden şunu sorayım sizlere : Siz bundan 11 yıl önce Robben, Terry, Tevez, Mexes, J.Cole, Kallstrom, Aimar vd. gibi oyuncuların sadece bir kaç sezon sonra dünyanın en yetenekli futbolcuları arasında olacağını yada büyük kulüplere imza atacağını tahmin edebilir miydiniz?


Bundan tam 11 sene önce, geleceğin büyük yıldızları olacak yada büyük takımlara imza atacak yada 20'li yaşlarının başında fakat her daim adından söz ettirecek futbolcuların şimdilerde kariyerlerinin sonlarına yaklaştığını görüyoruz. Bende nacizane daha çok efsane oyun CM 2001'den tanıdığım - sevdiğim - hayran kaldığım ve hala aktif futbol yaşantılarına devam eden büyük futbolcuları sıraladım. Toplamda 22 oyuncu seçtim ve bununla beraber 2 takım oluşturdum. Seçimlerimi yaparken aktif profilleriyle beraber Avrupa'da futbol hayatlarına devam etme kıstaslarını ekledim. Açıkçası 22 oyuncuyu seçerken fazlasıyla zorlandım ve ortaya böyle bir tablo çıktı. Tabiiki herkesin seçimleri farklılık gösterebilir. Fakat bu veteran kadroyu hangi lige koyarsan koy, sanki şampiyonluğa oynar gibi görünüyor :)


AS KADROM : 2000'li yılların efsane taktiği 4-4-2 ile mücadele edeceğiz...




Buffon 34 - Juventus                         

Carragher 34 - Liverpool
Ferdinand 34 - M.Unıted
Puyol 34 - Barcelona
Zanetti 39 - İnter

Gigs 39 - M.Unıted

Pirlo 33 - Juventus
Van Bommel 35 - PSV
Totti 36 - Roma

Milito 33 - İnter

Klose 34 - Lazio


YEDEK KADROM : Efsane hoca Capello'nun 4-4-2'si kolay kolay bozulmaz :)




Abbiati 35 - Milan                            

Yepes 36 - Milan
Samuel 34 - İnter
Gallas 35 - Tottenham
Neville 35 - Everton

Scholes 38 - M.Unıted

Lampard 34 - Chelsea
Ambrosini 35 - Milan
Aimar 33 - Benfica

Pizarro 34 - B.Münih

Toni 35 - Fiorentina



CM 01-02'de etkileyici bir kariyer hikayesi okumak için mutlaka ziyaret edin. Geniş fotoğraf albümü ile bir yıllık CM hikayesi... goo.gl/UzHW8R


twitter.com/serdarsozkesen

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR