come back etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
come back etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2016 Perşembe

Come Back : Beşiktaş 3-3 Benfica

Henüz dakikalar 30'u gösterdiğinde tabelada yazan 3-0'ı gördüğümde aklıma 2005'te İstanbul'da oynanan Milan - Liverpool Şampiyonlar Ligi finali geldi bir an. İlk yarı bir final maçının aksine 3-0 bitince, kimse Liverpool'un oradan epik bir şekilde geri dönüş yapacağını düşünmemişti. Gerrard ve arkadaşları, karşılarında o gece tarihin en iyi Milan kadrolarından birisi olsa da kısa zamanda maçı beraberliğe getirip, oradan penaltılarla ülkemizden "en büyük kupa" ile ayrılmıştı. Tüm bunlar gözlerimden bir film şeridi geçtiği anda çoktan ilk yarı bitmişti. Benfica, kalemize çektiği 3 isabetli şutta 3-0'ı yakalamış ve bir yerde artık maçı bitirmişti. Ekran başında maçı takip edenlerin % 90'ının böyle düşündüğüne eminim, en başta da kendim. Atiba kötü olunca, sanırım takımın diğer kalanı da kötü oluyordu.


Fakat böyle düşünmeyen bir topluluk vardı. Vodafone Arena'daki 40 bin kişi ilk yarının sonunda futbolcuları tribünlere çağırarak, onları motive etti. Son yıllarda ilk yarısını 3-0 yenik kapattığın bir maçta taraftarının hala maç 0-0 gibi davranıp, hep bir ağızdan bağırarak takımına destek vermesini garipsedim önce. Hatta bu desteği o kadar abarttılar ki, adeta maç  11'e 11 değil, 12'ye 11 oynanmaya başladı. Cenk Tosun harika ötesi, jeneriklik bir vole ile tabelayı nihayet değiştirdiğinde dakikalar 58'i gösteriyordu. İleride derin izler bırakacak, 'efsane' statüsüne girecek olan maçlarda hep böyle güzel goller atılmış ve takım adına ilk kıvılcım yakılmıştır. Uzatmalarla beraber daha 35 dakika vardı, bir umut işte. Yenilgiye baş kaldıran tribünlerle beraber Quaresma, Cenk Tosun ve Aboubakar daha motiveydi ikinci yarı. Takım öyle hırslı oynuyordu ki, tempo da artmaya başlamıştı. Ataklar sağlı sollu geliyordu ama beklenen gol galiba gecikecekti biraz. Umutlar yavaş yavaş tükenmeye başlamıştı ki, o penaltı anı geldi ve gözlerimizdeki umudu iyice artırdı. Q7 golü attığında, artık kalan 10 dakikada maçı bile kazanabileceğimizi düşünmeye başladık. Maçın yıldızı Quaresma, soldan yaptığı ortada Aboubakar golü attığında sadece Vodafone Arena değil, ekran başında izleyen milyonların evinde aynı çığlık atıldı : Goooooooollllllllllllllllll...

Evet gol, bal gibi gol. Dakika 88 ve skor 3-3. 11 sene önce Liverpool'un yaptığını bu defa Beşiktaş yapıyordu. Cehennemden cennete büyük bir çığlık yükseliyordu. "Come back" kavramını ve gururunu bu defa yine İstanbul'da bir takım yaşıyordu ve bu Beşiktaş'tı. "Zafer; asla vazgeçmeyenlerin ve inananlarındır" sözünün tam da birebir yaşanmış halini tüm dünyaya izlettirdi Şenol Güneş ve takımı. Kulüpler sıralamasında bugün kendisine 9.sırada yer bulup, bu kategoride Arsenal, Man. City, Man. Unıted, Sevilla gibi takımların üzerindeki böylesine karakterli bir takım olan Benfica karşısında muhteşem ve tarihi bir geri dönüş yapmak son derece önemli bir zafer. Yenilgiyi asla kabullenmeyen, sahada canını dişine takan, seyircisiyle beraber adeta 12.adam haline gelen Beşiktaş, ilk yarıda yaptığı hataların bedelini ikinci yarı fazlasıyla ödetti ve gruptan çıkma yolunda büyük bir avantaj sağladı. İkinci yarıdaki özverili futbol, beraberinde Beşiktaş'ın bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde en fazla isabetli pas yaptığı maçı oynamasını sağladı (511)

Beşiktaş, bu zafer ile beraber ülke futbolu adına çıtayı yükseltmiş ve en başından beri "en büyük arzum Şampiyonlar Ligi" diyen bir teknik adamıyla da bu başarıyı sonuna kadar hak etmiştir. Beşiktaş, devler liginde efsane maçlar oynamaya devam ediyor. San Paolo'da Napoli galibiyeti ve üzerine Benfica karşısında 3-0'dan 3-3'e masalsı geri dönüş. 

Bundan 1 ay önce twitter hesabımdan, Beşiktaş Vodafone Arena'da lig maçlarında yenilmez demiştim. O yazdıklarıma bir ek yapmak lazım sanırım : Beşiktaş, "Vodafone Arena" adındaki futbolcusuyla bu statta Avrupa'da dahi maç kaybetmez!



Bir İstanbul harikası : Beşiktaş 3-3 Benfica...

19 Ocak 2016 Salı

Come back Sir Alex !!

Kulakları çınlasın İlker Yasin, "Döndürmedin Şevçenko'yu" derdi ve zamanla efsane bir kalıp haline geldi bu söz dizisi. Şevçenko bir dönmüş ve bizi bitirmişti. Önce A Milli Takımın 17.11.2004'te İstanbul'da Ukrayna'ya 3-0 yenildiği maçta 2 gol atan Andriy Shevchenko, bu maçtan bir sene sonra yine Kasım ayında Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi grubunda Kadıköy'de 4-0 ile bozguna uğrattığı maçta gollerin tamamını atacak ve Servet Çetin'e nazire yapacaktı. Döndürmemekti asıl mesele...

Şimdilerde ise 27 yıllık muazzam bir kariyer sonrası (38 kupa) Manchester Unıted'ı bırakan ve onun ayrılığı sonrası takımın bir türlü eski günlerine dönememesi ve buna bağlı olarak da ne ülkesinde ne de Avrupa'da başarı yüzü göremeyen ve kupa(lar)dan uzak geçen 3 yıl sonrasında tekrar geri dönebilme ihtimali konuşuluyor. Gerçi geçen hafta Van Gaal, Liverpool karşısında kaybetseydi bu konu iyiden iyiye dillendirilecekti ama Hollandalı, bu galibiyetle biraz zaman kazandı.

Eğer dönerse büyük ihtimalle teknik direktör olarak değil de bir nevi mentör yada sportif direktör (danışman) olarak efsaneleştiği şeytanlara geri dönme ihtimali olan Sir Alex Ferguson'u dünyadaki tüm MANU taraftarlarının da tekrar isteyeceği bilinen bir gerçek. 74 yaşındaki efsane teknik adamın, Manchester Unıted'ın futbol / başarı olarak bu denli dibe vurduğu bir dönemde eğer sağlığı izin verecekse kayıtsız kalmayacağını düşünüyorum. Tabii, 2016 - 2017 sezonu için Mourinho, Guardiola yada başka biriyle anlaşılmamışsa neden olmasın?

O yüzden döndürün Ferguson'u, dön be Sir!!


SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR