Taraftarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taraftarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Mart 2017 Pazartesi
Taraftarlar
Taraftarlar...
Futbolda en çok sömürülen ve soyulan kitle, taraftardır.
Neden mi?
* Gerçekler hiçbir zaman taraftara tam olarak anlatılmaz.
* Yönetim ve futbolcular başarısız iken, hala taraftara seslenip, maça gelmeleri istenir.
* Kulüp yanlış yönetilip borç batağına saplandığında, taraftarlardan kulübe maddi destek beklenir. Forma ve benzeri ürünleri satın almaları istenir.
* Soğukta, karda, kışta yollarda, tribünlerde her türlü cefayı yine taraftar çeker.
* Yöneticilerin yediği her türlü haltı yine ilk olarak taraftar öder. Taraftar sabreder ama unutmaz. Gidişat ve sistem düzelmez ise, yeri geldiğinde tepkisini en ağır şekilde ortaya koyar.
* Taraftar, takımın hep on ikinci adamıdır ama onlar da başarı ister, doğru vaatler ister, arkalarında duran güçlü yönetim, ruhu ile mücadele eden futbolcular ister. Oğlu, kardeşi yaşındaki futbolcuların milyon dolarları götürdüğü bu fazlasıyla abartılmış ortamda, kendilerinden daha fazla 'yürek' isterler.
* Taraftar, maç günü; "Bugün günlerden ....." deyip büyük bir enerji ile stada koşar. İki saat boyunca kah derdini unutmak için, kah moral depolamak için tribünde yerini alır. Tuttuğu, gönül verdiği, ömrünü harcadığı takımına destek için hep ordadır zaten.
* Taraftar, verdiği paranın hakkını bekler. Taraftar, takımı kaybetse de takımını satmaz, yarı yolda bırakmaz.
....................................................................................
Hiçbir şey karşılıksız değil ve bu saatten sonra seni kandıran, sömüren, susturan, gaza getiren kişi yada kişilere karşı artık sesini yükselt, gözünü aç ve tuzağa düşme!
* Bu yazı, herhangi bir takım için değil; Türkiye'deki taraftarların genel kimliğine göre kaleme alınmıştır. -
*** Bu yazı, Serdar Sözkesen'in www.futbolarti.com da yayınladığı yazıdan alıntı içermektedir...
2 Kasım 2011 Çarşamba
Hakemler ve Taraftarlar...
Spor Toto Süper Lig’de geride kalan 9 haftada belki de en çok konuşulan konu “Hakemler”… Tamam, Temmuz ayının başından itibaren Türk futbolu belki de en karanlık zamanlarını yaşıyor ama bari bir işimiz de doğru düzgün yürüsün diyor insanlar… Hiç kimse bu zamana kadar gelen süreçte hakemlerin de şike operasyonundan etkilenmediğini söylemesin, bal gibi de etkilendiler… Hem de fazlasıyla… Ne sahadaki gördüklerine düdük çalabiliyorlar ne de futbolcular gözünde bir itibarları, otoriteleri var…
Hakemlerin maç başına 1-2 kritik hata yapmalarına o kadar alıştıkki, aynı durumlarda tepkimiz fazla olmuyor. Ama şu 2 haftalık süreçte oynanan 2 karşılaşma var ki, artık birşeyleri açık yüreklilikle ve bağıra bağıra paylaşmak ve anlatmak gerek, yoksa gidilen yolda aydınlık değil karanlık virajlar daha çok…
Geçen hafta İstanbul’da oynanan Galatasaray – Gaziantepspor mücadelesinde maçın sonucuna direkt etki eden ve en az 5 hatalı kararıyla resmen maçı katleden Abdullah Yılmaz… Bu hafta da Fenerbahçe – Karabükspor maçında Aytekin Durmaz baş aktördü… Sözkonusu 2 hakemin kararlarını yayıncı kuruluştaki gibi tek tek anlatacak ve yorumlayacak değilim ama bu 2 hakem de performanslarıyla en az 2-3 ay dinlendirilmeleri gerekir diye düşünüyorum… Bu iki maçta da verdikleri kararlardan çok vermedikleri kararlarla gündeme geldiler…
Özetle,
· Verdikleri kartların nerdeyse çoğu tartışmalı.
· Futbolcunun tekme tokat mücadele ettiği ve resmen “beni at” dediği bir ortamda oyuncuları atamadılar.
· Avantaj kuralını hiçbir şekilde uygulayamadılar.
· Yan hakemlerle ortak hiçbir karar veremediler.
· “Şeytanın bile gör dediği” penaltıları göremediler vb….
Şimdi Türkiye’de 2 hakem var ki, diğerlerinden açık ara öndeler. Kim bunlar ? Cüneyt Çakır ve Fırat Aydınus. Zaten derbi maçları da sıklıkla bu 2 hakem götürecek gibi görünüyor. Diğerlerinin ne maçları idare etme becerisi var ne de kararlılıkları… Hepsi ya birşeylerden korkuyor yada “benim kumaşım bu” ayağına yatıyorlar… Bence 2 durum da sözkonusu. Şike olaylarının da hakemlerin verdikleri / veremedikleri kararlara olan etkisi çok fazla…
Yazdığım yazılarda olsun, paylaştığım yorumlarda olsun asla taraftarlık yapmayan bir insan olarak, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün son basın açıklamasını çok olumlu buluyorum. Federasyona seslenerek iyi hakem / kötü hakem ayrımının yapılmasını söylediler. Ama en dikkat çeken ve takdire şayan yorumları ise “bizim takımımızın lehine / aleyhine kararlar veriliyor” diyerek objektif bir tutum sergilemişler ki, işte bu alkışlanacak ve tebrik edilecek bir durumdur. Çünkü alışmıştık artık, her hakem kurbanı takımların kulüp yöneticilerinin maçlardan sonra “Bir daha bu hakemi maçlarımızda görmek istemiyoruz” tarzındaki açıklamaları… Halbuki kendi takımları hakem kararlarıyla maçı kazananınca ise ‘sessizliğe’ bürünüyorlardı…
Bu noktada kulüplerin de kendi lehlerine verilen kararları açıkça beyan etmeleri son derece önemli ve milat olabilir… Hemen önüme şöyle bir haber geldi. Örnek teşkil etsin diye paylaşıyorum… Fenerbahçe ligdeki liderliğinin ardından Fair Play Ligi’nde de en az kart gören takımlar sıralamasında 2 takımla beraber zirvedeymiş. Yani ligin en centilmen takımlarındanmışlar. Hani şöyle bir laf vardır ya, tebessüm ettiren : “Buna kim inanır ? – Kadir İnanır…” Fenerbahçe 9 maçta 19 sarı ve 1 kırmızı kart görmüş. Son olarak Alex yanlış bir yorumla kırmızı kart görmese bu alanda da zirvede olacaklarmış. Halbuki sezon başından beri Fenerbahçe aleyhine başta son Karabük maçında olmak üzere o kadar çok verilmesi gereken kartlar ve penaltılar (daha önceki maçlarında) var ki onlar hakemler tarafından doğru, korkmadan ve objektif bir kararla verilmiş olsaydı, bu tablo değişecekti… Zaten bizim işimiz de bu tablonun doğru olup olmadığı değil, bu örneği zaten ‘hangi verimiz, bilgimiz doğru ki bu doğru olsun’ yada ‘her veriyi doğru kabul etmeyelim’ anlayışıyla verdim… Kaldı ki aynı şekilde Fenerbahçe aleyhine de ligin başından beri yanlış kararlar (verilmeyen penaltılar, sayılmayan goller) sıkça verildi. Bu neredeyse her takım için geçerli… Hakemler her takımı yakıyor ve kayırıyor… Burada her hafta ‘hakemler kimi yaktı, kime puan kazandırdı’ diye çetele tutacak değiliz. Zaten amacımız bu olmamalı…
Nasıl olacak bilmiyoruz ama Türkiye’de bu hakemlerle ligler bir şekilde biter ama kavga dövüş hiçbir zaman bitmez, eksik olmaz… Tez zamanda başta federasyon olmak üzere gerekli tedbirleri almalı yoksa maçlardan çok hakemleri konuşmaya devam ederiz ve ülke futbolu olarak yerlerde süründüğümüz bir ortamda daha da dibe batarız… Rum takımı olan Apoel, Zenit, Shaktar ve Porto’nun olduğu grupta lider olarak devam ederken bizim Türk takımlarımız da her zaman yerinde saymaya devam ederler…
TARAFTARLAR…
Taraftar sayıları da ülkenin içinde bulunduğu kaos ortamına paralel olarak gittikçe azaldı. Hem federasyonumuzun haftada 2-3 maç oynatması, hemde saolsun kulüp yöneticilerinin maç biletlerine fahiş rakamlar belirlemesinden dolayı taraftar da artık maçlara gitmemeye başladı. Son olarak Beşiktaş yöneticilerinin Dinamo Kiev maçı biletlerinde % 40’a varan indirime gitmesi olumlu bir gelişmeydi…
Şu kesin bir gerçekki, takımları takım yapan taraftarlardır. Onlar olmasa takımlar da olmaz. Taraftarla aran iyi olacak ki, maçlarını izlemeye gelecek sana bir katkısı olacak… Ama sen ülkenin içinde bulunduğu ekonomik refah düzeyine göre bilet fiyatları belirlemek yerine ‘yolacağım kadar yolayım’ mantığıyla hareket edersen gün gelir boş tribünlere oynarsın…
Almanya’da Bayern Münih takımının Bundesliga’daki son 141 lig karşılaşmasının içeride – dışarıdaki tüm biletlerinin satıldığını düşünürsek o takımın yönetiminin bilet fiyatlarını makul bir rakama çektiği kanaatine varabiliriz. Yada ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumun taraftarlar nezdindeki ortak ve karşılanabilir bir rakama indirgendiğini söyleyebiliriz. Belki Bayern büyük bir örnekti ama geçen sezon küme düşen Frankfurt takımının da kendi sahasında 47.000 seyirci ortalamasına sahip olduğunu da hatırlatmak isterim. Bugün bizde ise özellikle 4 büyük takımımızın maçlarında derbi maçları harici seyirci ortalaması bir hayli düşüyor. Belki Fenerbahçe’de durum biraz daha iyi, çünkü onların kombine satışı diğer takımlardan öndeydi…
Soru ile kapatayım yazımı : Tuttuğunuz takımın maçına 50 TL (en ucuzu bu) vererek her maçına gider misiniz ???
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR
-
Yeri geldiğinde küçük çaplı takımınıza büyük başarılar sığdırıp kariyerimize unutulmaz şampiyonluklar kazandıran takımınızın kilit oyuncular...
-
Aralık 2019’da ortaya çıkan ve etkisi yavaş yavaş tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını, binlerce insanın canına mâl olurken, NBA ...
-
Şampiyonlar Ligi'nde yeni formata geçilen 2003 yılından günümüze uygulanan sistemde çeyrek final, yarı final ve finale katılan tüm ...
-
Tüm dünya genelinde futbol ve basketboldan sonra en fazla izlenen, en fazla sponsoru olan, reklam ve pazarlama alanında çok önemli rakamla...
-
"O Şampiyonlar Ligi kupasını istiyorum. Bu son senem. Ronaldo ve arkadaşları kağıt üstünde bizden daha iyi olabilir ama bu sene her ş...


