DAvid Moyes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DAvid Moyes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2014 Pazartesi

2014-2015 Model Manchester Unıted


Manchester Unıted'da 2014 - 2015 sezonu için düşünülen bu ilk 11 sizce de iş yapmaz mı? Önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi'nde olamayacakları için eğer UEFA Ligi'ne katılırlarsa kupanın 1 numaralı favorileri olurlar. Zaten Premier Lig'de bu kadroyla ilk 2 garanti gibi...

Sonuçta bu ilk 11 şimdilik sadece bir hayal ama özellikle David Moyes sonrası yaşanan buhrandan ve kulübün saygınlığını yitirmesinden sonra bu 11 bizleri de heyecanlandırmıyor değil. Rüya 11'in en dikkat çekici yanı ise takımın yaş ortalamasındaki (sadece 24,5) değişim. 

SAVUNMA DİZİLİŞİ
En zayıf yanları savunma gibi görünse de zengin ofansif güçleri ile maçları domine ederler. Savunmanın sol tarafına düşünülen Luke Shaw en riskli hamle olarak görünüyor. Zira Temmuz'da 19 yaşına girecek olan Southampton'un yetenekli oyuncusunun böylesine üst düzey bir takımda yapacakları büyük bir soru işareti. Kaldı ki Southampton'ın oyuncusuna karşılık 30 milyon sterlin gibi bir rakam istediği biliniyor. 27 yaşındaki tecrübeli Ezequiel Garay ise zaten kendisini Benfica'da ispat etmiş ve artık Arjantin Milli takımının da değişilmez oyuncularından biri haline gelmiş futbolcu. Bu arada eski Real Madrid'li olan Garay'ın sözleşmesinde yer alan 20 milyon euro serbest kalma maddesi de MANU için ayrı bir koz olarak görünüyor. İlk 11'de savunmanın sağ tarafında yer alan Smalling ve Rafael ise genç yaşlarına rağmen yıllardır takımın önemli parçalarından...

ORTASAHA DÜZENİ
Bu kadro bir nevi Bayern Münih modelini hatırlatıyor bizlere. Bayern'in Schweinsgteiger'i yerine Lizbon'lu 22'lik Carvalho yer alıyor. Carvalho, 2 yıllık Cercle Brugge tecrübesinden sonra S.Lizbon'un dikkatini çekti ve bu sezon Portekiz temsilcisinin neredeyse tüm maçlarında forma giydi. Lizbon'un bu sezon Benfica'nın ardından ligi 2. sırada bitirmesinde pay sahibi olan Angola doğumlu Portekizli futbolcu, şimdiden büyük takımların gözdesi ve fiziki yapısı ile 'yeni Vieira' lakabını hakediyor... Kroos transferi ise aylardır konuşuluyor. Alman yıldızın takımı ile yeni sözleşme imzalamak istemediği bilinen bir gerçek, fakat kendisi geçenlerde Real Madrid'i istediğini dile getirmişti. MANU yönetiminin ise yıldız ortasaha oyuncusunun karşısına haftalık 260.000 sterlin gibi hayır diyemeyeceği bir teklifle çıkmak istiyor. Bu bölgede bu sezon Fellaini - Cleverley - Carrick 3'lüsü ile hiçbir zaman güven vermedi. Carvalho ve Kroos birbirlerini tamamlayan özellikte 2 futbolcu ve eğer alınırlarsa MANU ortasahası fazlasıyla güvende olur.

HÜCUM GÜCÜ
Kanatlarda Ribery ve Robben yerine onlardan daha genç Mata ve Reus, forvet arkasında ise Müller yerine Rooney olacak. Reus demişken, Almanların büyük yeteneği için İngilizlerin kesenin ağzını bir hayli açması gerekecek. Bu sezon Dortmund'la harika bir sezon geçiren Reus, 20 gol 16 asistle kariyerinde zirve yaptı. Klopp onu tabii ki bırakak istemez, hele ki Barcelona tehditinin sona ermesinden sonra. Malum Katalanlara transfer yasağı gelince bir an rahatlayan Klopp şimdi de İngilizlerle uğraşmak zorunda. MANU yönetiminin kapıyı 30 milyon sterlinden açması bekleniyor. 

Böylesine bir 11'in arkasında duran yedeklere de baktığımızda Kagawa, Nani, Young, Hernandez, Jones, Evans, Fellaini, Cleverley ve Welbeck'i görüyoruz ki tek tek isim olarak oldukça kaliteli ve bol alternatifi olan bir takım karşımıza çıkıyor. 

Ha şunu da eklemekte fayda var... Kağıt üstünden en zor gözüken (şimdilik mucize) Reus ve Kroos transferlerinde, eğer görev başında hala Sir Alex Ferguson olsa sanırım bu rüya kadro gerçeğe dönüşebilirdi. Çünkü kulübün bu yaz transfer bütçesine 200 milyon sterlin gibi rekor bir transfer bütçesi ayrıldığı konuşuluyor.

O yüzden Manchester Unıted eski günlerine dönmek istiyorsa ilk olarak Moyes'i göndermeli ve yaşlı futbolcularını emekli etmesi şart!!

twitter.com/serdarsozkesen

28 Ocak 2014 Salı

Mata'matik Profesörü MANU'da...

Bu değişimi sadece maviden kırmızıya dönüş olarak algılayamayız. Bu düpedüz bir çılgınlık aynı zamanda. Devre arasında yapılan bu kadar pahalı transferin açıklanabilir sebepleri olmalı...


David Moyes ve MANU yönetimi, düşündü taşındı ve rakiplerine nazaran gol yollarında sıkıntı çektiklerine (22 maç sadece 36 gol) karar verdiler. Zira aynı zaman diliminde Arsenal ve Chelsea 43, Liverpool 53, M.City ise 63 gol attılar. Bunun için de çareyi uzaklarda değil hemen yanı başlarında buldular.

Bayern Münih'in son 5 yıldaki büyük çıkışını ve dünya 1 numarası olmasının belki de ince ayrıntılarından biri olan "kendi liginde sivrilen oyuncuyu al" mantığını kendilerine rehber edindiler. Chelsea ile 2012-2013 sezonunda kariyerinin en iyi ve en verimli sezonunu geçiren (19 gol, 35 asist) Juan Mata'ya tam 45 milyon euro vererek kulüp rekorunu kırdılar.

Juan Mata... Jose Mourinho ile yıldızı bir türlü barışmadı ve kendisi için en iyi yolu seçti. Chelsea'de sürekli yedek kalacağına şimdi Şeytanlar'da büyük ihtimalle banko oynayacak. Gerçi Mourinho, sezon başında Lukaku'yu da yatersiz bulup Everton'a kiralamıştı ama Lukaku'nun şimdiki performansını (18 maç 9 gol) görünce ah, vah ediyor olmalı. Mata sonrası bakalım ne kadar pişmanlık duyacak, onu da zaman gösterecek...

Chelsea'nin tarihine altın harflerle yazılan Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu ve hemen ardından gelen UEFA Avrupa Ligi Şampiyonluğu'nun baş aktörlerinden Juan Mata, gollerini ve en çok sevdiği asistlerini şimdi Manchester Unıted için sıralayacak. 

Futbolun mata'matiğini çok iyi bilen İspanyol futbolcu, hem başarısız Moyes'e zaman kazandıracak, hem de Manchester Unıted'ı zirve yarışında tekrar yarışa ortak edebilecek mi?

twitter.com/serdarsozkesen

6 Ocak 2014 Pazartesi

MANU ve David Mo - (NO) Yes


Futbolda her zaman aşı tutacak diye birşey yoktur. İngilizlerin uluslararası anlamda 1 numaralı takımı Manchester Unıted, efsane teknik adam Sir Alex Ferguson sonrası David Moyes ile taraftarlarını tam anlamıyla hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor. Kırmızı Şeytanlar artık öyle bir noktaya geldi ki, diğer takımların gözündeki itibarı azaldı ve rakiplerinin Old Trafford'a çıktıkları andaki korkuları da yavaş yavaş bitmeye başladı.

Bu sezon Ocak'ın ilk haftasına kadar olan periyotta, mabedi Old Trafford'da taraftarların hiçte alışık olmadığı mağlubiyetlere imza atıldı... Misal, Everton 1992 yılından sonra ilk defa MANU'yu deplasmanda mağlup etmeyi başarırken, WestBromwich Albion ise 1978'den sonra ilk defa rakibini taraftarı önünde yendi. Newcastle Unıted ise tam 41 senedir M.Unıted'ı Old Trafford'da alt edememişken Moyes döneminde bu istatistikte bozuldu ve Newcastle büyük bir sevinç yaşadı...


Yukarıda da belirttiğim gibi Sir Alex Ferguson yönetiminde özellikle Old Trafford'daki maçlara rakip kim olursa olsun psikolojik olarak 1-0 önde başlayıp rakiplerini ezecek sürklase bir futbol oynayan Kırmızı Şeytanların yerinde artık yeller esiyor. David Moyes yönetiminde kendi sahasında en son FA Cup 3.turunda Swansea'ye de mağlup olarak kupadan elendiler. Swansea ise tarihinde ilk kez Old Trafford'dan zaferle ayrılmanın ayrıcalığını tattı..

Ayrıca, Ada'nın kıymetli büyüklerinden sadece Arsenal'i 1-0'la geçebilen Moyes; Liverpool'a 1-0, Tottenham'a 2-1, Manchester City'e ise 4-1 kaybetti. Chelsea ile ise 0-0 berabere kalarak büyük maçlarda da tam anlamıyla 'sınıfta kaldı'... 

Sezona şampiyonluk parolası ile girildi fakat şimdilerde gerçek anlamda hedefin ilk 4 arasında yer alıp önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi bileti almak olduğu gerçeğini artık her aklı başında futbolsever görebiliyor.

Tekrar Moyes'in rezil içsaha performansına göz atarsak, Premier Lig'de 6 Ocak 2014 itibariyle 10 kez Old Trafford'da sahne almış ve bunların sadece 4 tanesini kazanabilmiş. 2 kez sahadan beraberlikle ayrılırken 4 kez de sahadan puansız ayrılarak bu anlamda karnesini kırıklarla doldurduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Sözkonusu 10 maçta rakiplerinin filelerine sadece 12 gol gönderebilen (maç başı 1,2) Moyes'in öğrencileri kalelerinde ise tam 10 gol gördü...

6 Ocak 2014 tarihi itibariyle ligin ilk 9 sırasında yer alan takımlardan sadece Arsenal'i yenerlerken, oynadıkları 9 maçtan (Tottenham ile 2 kez) sadece 6 puan toplayarak bu sezon için "Küçük maçların büyük takımı" yakıştırmasının 'cuk' diye oturduğu bir takım oldular. Öyle ya, kalan 11 maçta ise (Ligin 10.sırası ve altındakilerle) 28 puan topladılar.

David Moyes'in Premier Lig başarısızlılığının aksine belki de hala koltukta oturmasını sağlayan baş etken olan Şampiyonlar Ligi başarısı ise kendisine biraz olsun rahat nefes aldırdı. Öyle ki, grup maçlarındaki rakiplerinden kritik Leverkusen deplasmanında kimselerin beklemediği 5-0'lık sansasyonel bir galibiyet almaları onların ikinci tur vizesi almalarında büyük bir pay sahibi oldu. Öte yandan Lucescu'nun Shakhtar'ı karşısında her 2 maçta da rakibi daha üstün oynamasına rağmen David de Gea'nın inanılmaz kurtarışları ile rakibine yenilmeden puan farkıyla lider olmaları ise Moyes'in başarısı kadar nazar boncuğuydu bir anlamda...

Gruplar sonrası ikinci turda rakip Olimpiakos. Geçmiş yıllara nazaran daha efektif ve daha göze hoş gelen bir futbol oynayan Yunanlıların böylesine bir Manchester Unıted bulduktan sonra her zamankinden daha fazla olan şansını da nasıl değerlendireceğini 1 ay sonra oynanacak maçlarda göreceğiz...

Şimdilerde Moyes'in takıma en az 2-3 oyuncu transfer etme girişimleri olduğunu takip ediyoruz. Zaten elini de çabuk tutması gerekiyor. Zaman ve şartlar sürekli aleyhine çalışıyor. Taraftarın tepkisi çığ gibi büyümekte. Kimbilir belki de kadrodaki futbolcular da ondan mutlu değil. Ne dersek diyelim Moyes'in 'otorite kurma' anlamında Sir Alex Ferguson'un yarısına dahi gelemediği aşikar...

Bakalım zaman, David Moyes'in Manchester Unıted'ı ile ilgili bizlere daha ne kadar yeni istatistikler ürettirecek? Bunu da hep beraber bekleyip göreceğiz görmesine de sezon sonu Moyes'in görevine devam etme ihtimali oldukça düşük görünüyor...

twitter.com/serdarsozkesen

21 Mayıs 2013 Salı

Futbolun Olmazsa Olmazı... İSTİKRAR

Futbolda, istikrarın en güzel örneğini İngilizler vermekte. Sir Alex Ferguson, 27 yıllık Manchester Unıted kariyerine son vereli henüz daha birkaç gün olmuşken, özellikle bizim ülkemizdeki futbol takımlarının teknik direktörlerinde yaşanan 'kıyım', bir hayli dikkat çekmekte.

En son, Beşiktaş teknik direktörü Samet Aybaba ile yollarını ayırma noktasına gelen Siyah - Beyazlılar'da harıl harıl yeni teknik adam arayışları başladı. Haksız yere görevinden ayrıldığını düşündüğüm Samet Hoca, altını çizerek söylüyorum, kesinlikle BAŞARISIZ DEĞİLDİ. Lig üçüncülüğü, oynattığı pozitif futbol ile haklı haksız birçok futbolseverin bu sezon için beğendiği bir teknik adamdı. Dar kadro, sınırlı rotasyonun üzerine bir de hiç hesapta olmayan, rakiplerine oranla fazlasıyla sakatlıklarla boğuşunca lig üçüncülüğü gerçekten de çok başarısız bir sonuç olarak görünmedi. Zaten sezon başında nasıl bir takımı devraldığını, hangi şartlarda sezonu tamamladığını da düşündüğümüzde Samet Hoca, haksızlığa uğramıştır kanaatindeyim.


Bu konuyu fazla uzatmadan şu örneği de vermeliyim. Geçenlerde eski Fenerbahçe başkan vekili Nihat Özdemir, Ankara'da şöyle bir açıklamada bulunuyordu. "Şirketlerde olduğu gibi futbolda da başarı için istikrar şart, o yüzden Aykut Kocaman ile F.Bahçe kulübünün devam etmesi son derece doğru bir karardır, arkasındayım". Bu sözleri söylerken dikkat ettiğiniz gibi Özdemir, günümüzdeki şirketlerin başarısının da istikrardan geçtiğini önemle belirtip bunu futbolla ilişkilendiriyordu ki sonuna kadar da haklıydı.

"İstikrar olmadan başarı da olmaz"

Tamam, Sir Alex Ferguson, futbol için büyük bir istisna ama kendisi görevde kaldığı 27 sene boyunca sadece 5 sezon kupa kaldıramamış ve bu 5 sezonun 3 tanesinin göreve geldiği ilk 3 sezon olduğu gerçeğini görünce hayretler içinde kalmamak elde değil. Bizim ülkemizde hiçbir teknik adama bu kadar sabır ve saygı gösterilmez. Ancak kapı gösterilir...

Yazımın başında da dediğim gibi İngilizler, istikrar kelimesinin açılımı için muazzam örneklere sahipler. İstikrarlı futbolcular, istikrarlı teknik adamlar hep onların liginde vitrine çıkıyorlar. Hatta öyle ki, bir alt ligleri olan Champions League'de ve hatta Lig1 ve Lig2'de (üçüncü ligleri oluyor) dahi teknik direktörler, Premier Lig'e çıkamasalar dahi takımın başında çok uzun süre kalabiliyorlar. Çünkü takımlar planlamalarını buna göre yapıyorlar, o teknik adama göre hareket ediyorlar. Teknik adam değişikliklerini çok zor durumda kaldıkları zaman tercih ediyorlar.

Sir Alex Ferguson'un yanına 17 sezon ile Arsene Wenger'i de ekleyebiliriz. Peki Everton gibi bir takımda tam 11 sezon kalan ve bu uzun zaman boyunca tek bir kupa dahi kaldıramayan, yeni sezonda M.Unıted gibi bir devin başında göreve başlayacak olan David Moyes'e ne demeli? Tam 7 sezon Stoke City'nin başında görevde kalan Tony Pulls'da şüphesiz ayrı bir övgüyü hakediyor.

Bu örnekler Premier Lig ağırlıklıydı. Ya Champions League ve daha da alt lig takımları? Bir de onlardaki istikrara bir göz atalım. Exeter takımının teknik direktörü Paul Tisdale, tam 7 sezondur takımının başında. 5'er sezonu geride bırakan Carlisle takımının başında Greg Abbott ve Oxford'un başındaki Chris Wilder... Örnekler çoğaldıkça çoğalır. Bizim ülkemizde şu an 3 sezonun üstünde takımının başında kaç teknik adam var acaba?

Ya Alman takımlarının, tüm Avrupa'yı fethetmesine ne demeli? Sistemli futbol yönetimlerine bağlı olarak, bütçelerine göre transfer anlayışlarıyla istikrarlı futbolcu ve teknik adam hamleleriyle şu an Avrupa'nın en büyük süper güçleri Bayern Münih ve Dortmund olmadı mı? Jupp Heynckes ve istikrarlı kadrosunu gözünün önüne getirin. Lahm, Van Buyten, Bastian, Ribery, Robben, Kroos, Müller ve Gomez yıllardan beri beraber oynuyorlar. Böylesine iskelet bir kadronun yanına nokta atışı yapılarak Boateng, Neuer, Dante, Martinez ve Mandzukic eklenerek Avrupa'nın en büyüğü olunmadı mı? Barcelona gibi uzay takımına 7 gol atılmadı mı? +

Ya Dortmund... Filozof vari kimliğiyle meslektaşlarından rahatlıkla ayrılan Jürgen Klopp'un 2008'de devraldığı takımla Bayern hegomanyasına kısa sürede olsa 2 sezon üstüste lig şampiyonluğu ile son veren ve takımına büyük bir ivme kazandırıp bu sezon Şampiyonlar Ligi Finali'ne kadar gelinen yolda oynadığı 12 maçta sadece 1 mağlubiyet alarak her futbol severin takdirini kazanmış, enerjisiyle takımı çok iyi havaya sokan bir antrenör, istikrar kelimesinin yeterli açılımı değil de nedir?

Ülkemizde ise istikrarın en önemli örnekleri; Aykut Kocaman ile Fenerbahçe. Görevde kaldığı 3 sezonda da takımını hemen hemen her kulvarda son haftalara kadar devamlı zirve mücadelesinin içine dahil ederek bu alanda bence başarılı oldu, sevmeyeni de aynı oranda çok olsa da... Aynı şekilde Fatih Terim de 3.kez takımın başına geçtiği Galatasaray'da 2 sezonda da şampiyonluk ipini göğüslemiş ve Avrupa'da takımına eski özlenen başarıları getireceğinin sinyallerini vermiştir. Bu noktada Ertuğrul Sağlam'ın da Bursaspor'un başında 3 sezonda gayet istikrarlı sonuçlar aldığını ve aldığı lig şampiyonluğuyla tarihe adını altın harflerle yazdırdığı gerçeğini de unutmayalım...

Hal böyleyken istikrarlı futbolcular, istikrarlı yönetimler ve istikrarlı teknik adamlarla kulüplerin uzun vadede başarılı olabileceklerini net bir şekilde söyleyebiliriz. Uzun vade demişken, bu 3 sene de olabilir 5 sene de 7 sene de. Yeter ki; iyi planlama, kararlı bir strateji, başarının kısa vadede değil uzun vadede geleceğini bilen yönetim ve buna eş değerde bir teknik direktör seçimi...

twitter.com/serdarsozkesen

10 Mayıs 2013 Cuma

Futbolun Patronu : Sir Alex Ferguson...


27 yıllık muazzam kariyer...

Çeyrek asırdan fazla sürede sadece 1 takımın başında geçen ve sayısız başarılarla dolu etkileyici bir CV...

Sir Alex Ferguson...

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi teknik direktörlerinden biri...

*** Premier League'de bu sezon forma giyen 516 futbolcudan 232'si Alex Ferguson'ın Manchester United'ın başına geçmesinden sonra doğmuş...

*** Alex Ferguson, tüm teknik adamlık kariyerinde 49 kupa kazanmış. Kendisine en yakın isim 30 ile Valeriy Lobanovskyi... 

*** Beraber çalıştığı dünyaca ünlü futbolculardan bazıları... Rooney, Giggs, Scholes, Nistelrooy, Beckham, Ferdinand, Keane, Tevez, van Persie, Cantona, Irwın, Schmeichel, Barthez, Stam, Neville, Ronaldo, Solskjaer vd...


*** Premier Lig'deki kazanma oranı % 65 gibi müthiş bir rakam...

*** Alex Ferguson, United ile geçirdiği 27 sezondan 5'inde kupa kazanamadı. Bu beş sezondan üçü, göreve geldiği 1986'dan sonraki ilk üç sezon...

*** Alex Ferguson'ın görevde olduğu sürede İnter 24, Real Madrid 20, Chelsea 16, Bayern ve Juventus 13, Barcelona da 11 teknik adam eskitmiş...

*** Şimdilerde yerini David Moyes'e bıraktı. Kimse onun gibi olamayacak, hep onun adı ön planda olacak...


Güle güle futbolun patronu SİR ALEX FERGUSON...



SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR