Ajax etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ajax etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2017 Pazartesi

Zlatan ve Efsane Golleri


Zlatan için imkansız diye bir şey asla yok. 35 yaşında hala Manchester Unıted gibi bir takım ile Premier Lig gibi en üst düzey ligde, bu satırlar yazılırken 33 maçta 20 gol atmayı başardı bile. Gelelim Zlatan'ın insan aklının sınırlarını zorlayan o gollerine. Aynı zamanda eski bir tekvandocu olan İbrahimovic'in, Kasım 2012'de İngiltere ile oynadıkları hazırlık maçında attığı fantastik röveşata golü, tüm zamanların en iyi gollerinden biri olarak anılmaya devam edecek. Akıl, yetenek, cesaret, hayal gücü, doğru zamanlama gibi birçok momentumu saniyeler içerisinde eşleştirip o vuruşu Zlatan'dan başkası yapamazdı demek, hiçte yanlış olmaz. Bu unutulmaz gol, kendisine 2013 yılında FIFA Puskas ödülünün de sahibi ünvanını getirdi. Zlatan 4-2 kazandıkları bu maçta gollerin tamamına imza attığında 30 yaşındaydı ve futbolun en olgun çağındaydı.

Zlatan daha önce; 

* 2013 yılında PSG forması ile Anderlecht deplasmanında yaklaşık 30 metreden gelişine öyle bir füze göndermişti ki, kaleci Kaminski sadece jenerik olsun diye uçabilmişti. Zlatan ayrıca o maçta 4 gol birden atmış ve Şampiyonlar Ligi tarihine geçmişti.

** 2004 yılında İtalya ile oynadıkları Avrupa Şampiyonası grup maçında 85.dakikasına 1-0 yenik girdiklerinde kullanılan köşe atışında yaşanan karambolde seken topa, Buffon'un rahatsız etmesine rağmen havada kaleye sırtı dönük biçimde topuk vuruşu ile inanılmaz bir gole imza atmıştı. Bu vuruş becerisini, dünyada ondan başkası deneyemezdi ve yapamazdı. o gol aynı zamanda İsveç'i bir anlamda Euro 2004'te çeyrek finale çıakrtan goldü.

*** 2009 yılı İnter - Fiorentina maçı. İnter frikik kazanıyor. Kalede Sebastian Frey var ki, Çizme'nin son 15 yıldaki en iyi 5 kalecisinden biridir. Kaleye 32 metre uzaklık var. Topun başında İbrahimovic. Frey, iki kişilik baraj kurdurur. Zlatan bir anda Frey'in sağ üst tarafına öyle bir bazuka gönderir ki, Ümit Aktan'ın dediği gibi "Şımaykıl değil, bütün maykıllar gelse o golü oradan alamazdı". İnter, o sezon sonunda şampiyon olmuştu.

**** Zlatan'ın tüm dünyada tanınmasına vesile olan gol, 22 Ağustos 2004 imzalı Ajax - Breda maçından. O zaman 22 yaşında olan İsveçli yetenek, 5 oyuncuyu ipe dizip öylesine bir gol atıyordu ki herkesi kendisine hayran bırakıyor ve Eurosport tarafından "Yılın golü" seçiliyordu. Artık Zlatanmania zamanı gelmişti. 

Yukarıda sadece 5 golünü yazdık ama sizlerin de bildiği gibi bu tarz o kadar çok golü var ki, satırlar yetmez. Sizler de yoruma onun en çok sevdiğiniz golünü yazabilirsiniz...


26 Ocak 2016 Salı

Büyük Dram : Milan - Ajax / 2003


Bazı takımlar vardır, uzun yıllar beraber oynarlar, efsane olurlar. Bazıları da vardır ki, herkesin gıpta ile baktığı ve geleceğin takımı diye lanse ettikleri bir anda, yavaş yavaş serpilir ve dağılır. Efsane olamadan, büyük başarılara imza atılamadan tarih sahnesinden çekilir ve bir daha asla o başarıya ulaşamaz. Kimden mi bahsediyorum? 2002 - 2003 sezonu Ajax takımından.

Önünüzden film şeridi gibi geçecek bir kadro. 27 futbolcunun en az yarısı büyük takımlara göçtü gitti. Ajax, bu yüzden boşuna Ajax olmadı. Ajax bu yüzden dünya futboluna yön veren altyapı sistemiyle çığır açtı ve birçok kulübe ilham verdi. Kendisi Avrupa'da başarılı olamadı (2000'li yıllarda) ama Avrupa'da takımlarında birçok kupa kaldıran futbolcuları yetiştirdi ve dünya futboluna armağan etti.

2002 - 2003 sezonunda Ajax, o zamanlar Şampiyonlar Ligi formatının farklı olması sebebiyle İnter, Lyon ve Rosenborg'un yer aldığı ilk grubu averajla ikinci sırada bitirerek diğer gruplara kaldı. Bu defa grup daha da güçlendi ve karşılarına Valencia, Arsenal ve Roma geldi. Grubundaki üç takımın kadro güçlerinin Ajax'tan birkaç gömlek üstün olmasına rağmen genç Ajax; grubu namağlup (5 beraberlik, 1 galibiyet) bitirerek, Şampiyonlar Ligi'nde son sekize kapak atmayı başardı.

Çeyrek finalde, o sezon bu kupayı kazanacak olan Ancelotti'nin efsane Milan'ı ile eşleşen Ronald Koeman'ın Ajax'ı ilk maçta Amsterdam'da gol atamayınca (0-0) avantajı rakibine kaptırmıştı. San Siro'daki rövanş öncesi Ajax için aslında güzel gelişmeler vardı. Gattuso cezalı, Pirlo ve Seedorf ise sakattı. Gerçi Van der Vaart'ın sakatlığı da Koeman için büyük bir sorundu. Ajax 21,8 yaş ortalaması ile maça çıkarken, Milan'da bu rakam 28,7 idi. 76 bin seyirci önünde oynanacak maçın hakemi efsane hakemlerden İspanyol Mejuto Gonzalez. Daha dk.18'de Chivu'yu resmen biçen Ambrosini, tamamen "evsahibi ve koskoca Milan canım, hemen olmaz" kontenjanından kırmızı kart yerine sarı kart ile geçiştirildi ve maçta ilk kırılma anı yaşandı. Brocchi'nin ceza yayı üzerinden vurduğu şutta savunmaya çarpan topta kontrpiyede kalan Lobont'un son anda muazzam bir refleksle çıkardığı top ise her zaman bende "en iyi kaleci kurtarışları"ndan biri oldu. 30'da sağ kanatta topu getiren Shevchenko'nun ortasında Lobont'un hatasını iyi değerlendiren İnzaghi ile soyunma odasına 1-0 ile giren Milan karşısında, ikinci yarıda Litmanen ile beraberliği yakaladı Ajax. Bu skor yarı final demekti Hollandalılar için. Ama Ancelotti'nin elindeki yıldızlar topluluğunun da durmaya niyeti yoktu. Bu defa İnzaghi soldan getirdi, Sheva ile 2-1'i yakaladı Milan. Koeman'ın genç öğrencileri artık kritik dakikalara girildiğinde topyekün risk almak zorundaydı. Belki de bu yüzden üçüncü golü kalelerinde görüp maça ve tura havlu atacaklardı ama buna mecburdular. Dakikalar 78'i gösterdiğinde takımın asist kralı Van der Meyde'nin ortasına Zlatan İbrahimovic öyle bir kafa 'asist'i yaptı ki takımın 10 numarası olan 20 yaşındaki Pienaar'ın karşısında 37'lik Costacurta kalınca, Güney Afrika'lı bunu çok iyi değerlendirdi, düştü kalktı ve topu Dida'nın bakışları içerisinde filelere yolladı, 2-2. Artık dakikalar Ajax lehine geçecekken, Ancelotti iki savunmacı Kaladze ve Simic'i çıkartıp Rivaldo ve Tomasson'u oyuna dahil etti. Koeman ise golü atan Pienaar'ı kulübeye çekip 18'lik Nigel de Jong'u direnç gösterme anlamında ortasahaya aldı. 82'de Shevchenko'nun karşı karşıya kaldığı pozisyonda Lobont'un bir kez daha kalesinde devleşmesi Ajax'ın umutlarını iyice artırdı. 90 dakika sona ermiş ve uzatmalar oynanıyor artık. Milan sahasından hızla çıkıyor. Soldan kaptan Maldini'nin doldur - boşalt ortasına Ambrosini kafa ile ceza alanına havalandırıyor. İnzaghi ilk golde olduğu yine boşta (bu durum biraz da onun yeteneği) ve kaleci Lobont'un üzerinden aşırtma vuruş yolluyor, tam da filelere doğru. Danimarka'lı Tomasson ise işi garantiye almak adına topa çizgide dokunuyor ve gol oluyor. Gol Tomasson'a yazılıyor ama İnzaghi fişi çeken adamdır. Ajax yıkılmıştır artık. Koeman'ın golden sonra "hemen kalkın ve komple takım olarak rakip kaleye gidin" dercesine yaptığı el işaretinin icraata dönüşmesi için artık zaman da kalmayacak ve Şampiyonlar Ligi tarihinin en dramatik maçlarından biri sonucunda Ajax, son dakika golü ile yarı final kapısından dönecekti. Elendiği Milan ise bu dram'dan çıkıp yarı finalde İnter (0-0 ve 1-1) ve finalde Juventus (0-0) karşısında oynadığı 3 maçın 90 dakikasında rakiplerini yenemeyerek Şampiyonlar Ligi şampiyonu (penaltılarla) olacaktı.

İşte futbolun garipliği de burada değil mi zaten. O zamanki Ajax, 2003 senesinden itibaren yaprak dökümü gibi ayrılmasa, o kadro en azından 3 sene daha beraber oynasalardı, eminiz ki Avrupa'da daha büyük başarılara imza atacak, en azından sürekli çeyrek finallerin, yarı finallerin müdavimi olacaktı.

Milan - Ajax : 3-2 maçın özet görüntüleri yazının en sonunda...
Zlatan'ın arkasında Maldini - Pirlo - Rui Costa ve Seedorf
18'lik Wesley Sneijder
Zlatan - Chivu - Maxwell
Büyük oyuncular...
Sneijder - De Jong 



Milan - Ajax 3-2 / 2003

Milan - Ajax Şampiyonlar Ligi çeyrek finali rövanş maçı oynandığı gün, bir başka efsane maç daha oynanmıştı : Manchester Unıted - Real Madrid. Tekrar hatırlamak isteyenler için maç anlatımı, videosu, fotoğrafları... http://bit.ly/1ZLtVdb

10 Ekim 2014 Cuma

İbrahimovic - Maxwell

Bazı teknik adamlar vardır, bazı futbolcuları çok sever ve gittiği takımlara da götürür. Bu duruma eminim hepiniz birer örnek verebilirsiniz. Benim sizlere söyleyeceğim durum ise çok farklı ve eşine az rastlanır türden bir bağlantı...

Zlatan İbrahimovic ve Maxwell Andrade...

Kader bu 2 futbolcunun yollarını her daim kesiştirdi. Hatta öyle bir hal aldı ki, bu iki futbolcunun kardeş bile olacaklarını düşünmeye başladım. Onlar adeta birer aile gibiler. Öyle ki, biri hangi takıma gitse diğeri de mutlaka bir gün o takıma gidiyor ve arkadaşını yalnız bırakmıyor. 2001'den 2014'e... İşte İbrahimovic ve Maxwell'in kariyerleri ve her futbolcuya nasip olmayan beraberlikleri :)


2001 - 2004 Ajax günleri
2006 - 2009 İnter günleri
2009 - 2011 Barcelona günleri
2012 - 2014 PSG günleri

20 Haziran 2013 Perşembe

Futbolcu Fabrikaları...

Avrupa'da birçok ünlü takıma yıldız futbolcu yetiştiren / ihraç eden bir takım söyler misiniz desem Ajax kulübünü sanırım herkes hep bir ağızdan söyler. Futbolcu fabrikası olarak da anılan Hollanda'nın bu 'dev' takımında futbol alt yapısının ne kadar da profesyonelce hizmet verdiğini, bugün ve geçmişte Avrupa'nın ekol takımlarına sundukları futbolcularla net bir şekilde anlayabiliyoruz. Lafı fazla uzatmadan, futbolcu fabrikası Ajax'ın son 15 yılda Dünya vitrinine sunduğu yıldız futbolculardan bazılarını listelemek istiyorum :

Rafael van der Vaart, Jesper Gronkjaer, Maarten Stekelenburg, John Heitinga, Wesley Sneijder, Zlatan İbrahimovic, Mido, Christian Chivu, Nigel de Jong, Ryan Babel, Thomas Vermaelen, Jan Vertonghen, Urby Emanuelson, Luis Suarez, van der Wiel, Christian Eriksen...

Tabiiki ek olarak biraz daha eskiye gidersek Edwin van der Sar, Frank de Boer, Edgar Davids, Mark Overmars, Jari Litmanen, Dennis Bergkamp, Clarence Seedorf, Patrick Kluivert gibi isimleri de eklemeliyiz...


        *******************

Bizim Türk takımları, her transfer döneminde kadrosundaki birkaç yabancı futbolcuyu gönderip yerlerine yeni yabancı futbolcu arayışlarına girerler. Girerler girmesine de çoğu zaman performans anlamında umduklarını bulamazlar. Zaten kulüplerimizin alt yapılarındaki sorunlarla beraber, Avrupa piyasasını bırakın da kendi kulüplerimize dahi alt yapılarımızdan direkt olarak kadroya sürebileceğimiz futbolcuların olmadığını görünce doğal olarak da yeni yüzleri, hep dışarılarda arıyoruz. Neden bir Ajax gibi yada ona benzer bir yapıda futbolcu yetiştiremiyoruz? Bunu çok iyi düşünüp, analiz etmek lazım...

Ajax kulübünden başka, Dünya Futbol piyasasına yön veren, bugün dünyanın dev takımlarını peşlerinden koşturan bir takım daha var. Ajax gibi bir futbolcu fabrikası olan Arjantin'in ünlü River Plate takımı... Geçmiş zamanlardan Championship Manager oyunundan da tutkunu olduğum ve her platformda da destekçisi olduğum River Plate'in son 15 yılına şöyle bir göz attığımızda ne kadar yıldız futbolcu yetiştirdiklerini ve bu işten de ne denli kar ettiklerini görebiliyoruz.

Sözün özü; bizim kulüplerimizin yabancı transfer arayışlarına girdiklerinde, mutlaka River Plate takımını incelemelerini öneririm. Doğru zamanda, kimselerin fark edemediği anlarda göndereceğimiz scoutlarla (gözlemciler) futbolcuları izleyebilir, geleceğin yıldız adaylarına da uygun fiyatlara sahip olabiliriz diye düşünüyorum.


Peki, bir futbolcu fabrikası olan River Plate takımının yakın tarihte, dünya futbol pazarına yön veren başta Real Madrid, Barcelona, Bayern Münih, Lyon, Liverpool, Porto, Atletico Madrid, Roma vb. takımlara armağan ettiği futbolcuları da listeleyerek yazıma son veriyorum :

Martin Demichelis, Javier Mascherano, Juan Pablo Aimar, Javier Saviola, Andres D'Alessandro, Ariel Ortega, Fernando Cavenaghi, Lucho Gonzalez, Maxi Lopez, Alejandro Dominguez, Radamel Falcao, Gonzalo Higuain, Diego Buonanotte, Erik Lamela, Lucas Ocampos...

Biraz daha eskiye gidersek; Claudio Caniggia, Matias Almeyda, Hernan Crespo, Marcelo Salas, Marcelo Gallardo gibi isimleri de unutmayalım...

twitter.com/serdarsozkesen

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR