Abramovich etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abramovich etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Falcao, Chelsea'de Başarılı Olabilir Mi?

2003'de Roman Abramoviç gibi bir milyarderin Chelsea kulübünü satın alması ile başlayan yolda, Chelsea bugüne kadar milyar dolarlık transfer harcaması yaptı ve şu an dünyanın en prestijli futbol kulüplerinden biri haline geldi. Şüphesiz bu makamına direkt etki eden en büyük temel taş belki de Jose Mourinho. Onun görev aldığı zamanlarda her ne kadar Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayamasalar da Premier Lig'de Manchester Unıted'ın hegomanyasına son verdiler. Arsenal'i her fırsatta geçtiler. Manchester City ise henüz 5-6 yıllık dönemde çıkışa geçti.

Abramoviç ile Chelsea bu süre zarfında o kadar hatalı transferler yaptı ki kulübün zararı astronomik rakamlarda. Özellikle forvet mevkiisinde lüzümsuz sayıda transferler yapıldı. Transfere harcanan para ve o transferden maximum faydalanabilme aralığında genel olarak sınıfta kaldılar. Belki de bir tek Didider Drogba gibi bir Chelsea efsanesi aldığı paranın hakkını verdi, hem de fazlasıyla...


Abramoviç'in geldiği 2003 / 2004 senesinden bu zamana kadar, yani 12 senelik süre baz alındığında transfer edilen forvetleri kendimce mercek altına aldım. İyi bir santrforun 2 maçta 1 gol atmasının bonservis / performans başarı aralığı anlamında yeterli olabileceği kanaatine vardım ve bunu dakikaya vurduğumuzda 180 dakikada bir gol atması gerektiği sonucuna ulaştım.

Drogba'nın yanında kısa süreliğine takımda kalsalar da istatistik bazında çok da kötü oynamayan (fakat taraftarların beklentilerine tam olarak cevap veremeyen) Crespo ve Shevchenko gibi isimler de maalesef arada kaynadılar. Anelka ise bir sezon gol kralı olmasına rağmen görev aldığı süre ile ters orantılı attığı golle benim için sınıfta kaldı. Başta 50 milyon sterline alınan Fernando Torres, Adrian Mutu, Mateja Kezman, Claudio Pizarro, Victor Moses gibi isimler tam anlamıyla yanlış transfer olarak göze çarptılar. Beşiktaş forması giyen Demba Ba ve bu sezon Antalyaspor ile yeni bir maceraya yelken açacak olan Samuel Eto'o ise tam sınırda kaldılar. Belçika'nın son dönemlerde yetiştirdiği en büyük golcü olan Romelu Lukaku ise Jose Mourinho'nun kariyerinde yaptığı en büyük hatalardan biri oldu. Gerek kiralık, gerekse de sonradan bonservisi ile beraber verildiği kulüplerde Lukaku onlarca gol attı ve Portekizli teknik adamı bin pişman etti. Geçtiğimiz sezon takıma katılan Diego Costa ve Loic Remy ise ilk sezonlarında vasatın üzerinde hatta gayet iyi bir performans çizdiler.

Peki geçtiğimiz sezon Manchester Unıted'ta kiralık olarak forma giyen ve bu sezonun başında mavilerle anlaşan Kolombiya'lı Radamel Falcao, Chelsea'de bu sezon nasıl bir performans çizecek? Bekleyip göreceğiz. Bundan 2-3 sene önce Avrupa'nın en kaliteli 3 santrforundan biri olan Falcao, muazzam Porto ve Atletico Madrid kariyerinden sonra Monaco'da başarılı çizgisini nispeten devam ettirdi ama Van Gaal'in Manchester'ında vasat düzeyine bile yaklaşamadı. 17'si ilk 11 olmak üzere toplam 29 maç oynadı ve sadece 4 gol atabildi. Tekrar kariyerinde çıkışa geçmesi gereken Falcao açıkçası şu an bitik vaziyette. Ne morali ne de o eski yırtıcılığından eser yok.

Umarım biz yanılırız da Chelsea, 2012 - 2013 sezonunda A.Madrid'de yan yana oynayan ve toplamda 51 gole imza atan Diego Costa ve Falcao ile gerek Ada'da gerekse de Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olur. Hem o zamanki A.Madrid'de; şimdiki Chelsea'de olduğu gibi kalede Courtois ve savunmada Filipe Luis'de vardı...





















Yukarıdaki listede yer alan 15 futbolcudan 5 tanesinin ülkemizde forma giymesi de ilginç bir istatistik olarak karşımıza çıkıyor...

NOT : Süre alınan dakikalarda 5-10 dakika fark olabilir. O kadar da olsun :)

29 Kasım 2012 Perşembe

Ertuğrul Sağlam, Di Matteo...

Tarih 07.10.2008... Beşiktaş, ligin 6.haftasında Hacettepe engelini 2-1 ile geçtikten bir gün sonra teknik direktör Ertuğrul Sağlam, "Kendime olan saygım, Beşiktaş'a olan Sevgim ve Türk antrenörlüğünün saygınlığı için istifa ediyorum” diyerek Beşiktaş defterini sonlandırıyordu...

Daha sezonun başı... 6 haftada alınan 4 galibiyet, 2 beraberlik... F.Bahçe'nin 8, G.Saray'ın 3 puan önünde bir puan tablosu ile herşey yolunda... Fakat UEFA'da 1-0 kazandıkları Metalist Kharkiv maçının rövanşında Ukrayna'da alınan 4-1'lik mağlubiyet ve Avrupa'ya erken veda... 'Bir maç' uğruna, bir başarısız sonuç sonrası bir daha geri dönüşü olmayan yola götüren karar... Ligde bu kadar başarılıyken, o maça kadar Avrupa'da esamesi okunmayan, hatta bu maç sonrası tanınmaya başlayacak olan Metalist takımına eleniş ve sonrasında camiadan ve medyadan gelen tepkilerin , çatlak seslerin önüne geçilemeyecek kadar çığ gibi yükselmesi...

'Adam gibi adam' cümlesinin baş muhatabı, Liverpool zaferi ve hezimetinin sahibi genç teknik adam, şüphesiz bu ağır yükü kaldıramadı ve Metalist maçı sonrası Yıldırım Demirören yönetiminin vakit kaybetmeden arkasından hemen teknik adam arayışlarına başladığını da ekleyerek, "Yüzüme karşı böyle bir görüşme olmadığı dense de arkandayız dense de bu kadar inandırıcı olmayan söylemleri duyduktan sonra artık burada olmamız mümkün değil. Türkiye'de yerli hocayla yabancı hocaya yapılan çifte standardın ortadan kaldırılmasını istiyorum” diyerek bir Türkiye gerçeğini de sağlam bir duruşla şekilde ortaya koymuş ve dile getirmiş oldu...

Yıllar geçse de hala her İnönü'ye gelişinde taraftarın sahiplendiği ve her fırsatta sevgisini dile getirdiği Ertuğrul Hoca; son olarak, "Taraftarlarımız geldiğim günden bu yana bana destek verdi. 'Adam gibi adam Ertuğrul Sağlam' dediler. Görevime adam gibi başladım, adam gibi devam ettim ve adam gibi bitiriyorum” diyerek noktayı koydu...

........................................

Abramovich'in adeta diktatör edasıyla yönettiği Chelsea'den nasibini almış ve tescilli kovulmuş son teknik adamı Di Matteo... Rus milyarderin en büyük hayali olan Şampiyonlar Ligi Kupası'nı Londra'ya getiren bir teknik adam dahi olsanız, Chelsea'de işiniz asla garanti değildir ve bir gün o hazin sonu mutlaka yaşayacaksınız demektir...

3 Mart 2012'de Villas Boas yönetiminde alınan WBA mağlubiyeti sonrası, yaptığı en iyi iş olan 'teknik adam kovma' görevini başarıyla uygulayan Abramovich, aynı zamanda eski Chelsea futbolcusu İtalyan Di Matteo'yu göreve getirdi. Bir başka deyişle ateşin tam ortasına attı... Mourinho sonrası geçen 5,5 yıldaki altıncı teknik adam olarak tarihe geçiyordu İtalyan futbol adamı... Ayağının tozuyla 2,5 aylık dönem içerisinde takımına FA Cup şampiyonluğu getiren genç teknik direktör, Rus milyarderinin tam 9 sene boyunca hasretini çektiği, o kupa için milyar dolarlarını saçmaktan asla imtina etmediği Şampiyonlar Ligi Kupası'nı da kimselerin ihtimal vermediği bir anda hem de rakibinin sahasında Beyern Münih'ten alıyor ve tarihe geçiyordu...

Tarih, 20 Kasım 2012. Juventus ve Shakhtar Donetsk ile kıyasıya bir yarış içerisinde yer aldığı Şampiyonlar Ligi grubunda İtalya'da Juventus'a konuk olan Mavi - Beyazlılar sahadan 3-0'lık mağlubiyetle ayrıldı ve Abramovich, gözünü dahi kırpmadan, en büyük hayalini kurduğu kupayı kendisine veren teknik adamı Di Matteo'ya maçtan saatler sonra kapıyı gösterdi. Hem de Premier Lig'de lider M.City'nin sadece 4 puan gerisinde iken... Demekki Rus patron, olası Juventus mağlubiyetini düşünerek kafasında zaten silmişti Di Matteo'yu... 42 yaşındaki Matteo ise, bu durum karşısında yine mütevazi şekilde, "Formasını severek giydiğim, kalbimin başarısı için attığı takımlardan olan Chelsea'nin başında bulunduğum için onur duydum. Chelsea'de kısa sürede elde ettiğimiz başarılar ve aldığımız kupalardan dolayı da gurur duyuyorum." diye konuşmuştu...

Şüphesiz bu kovuluşun, Abramovich tarafından en büyük gerekçesi, Juventus mağlubiyeti sonrası takımın Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkmasının artık çok zor oluşundandı. Artık her şey Chelsea'ye bağlı değildi. Son maçta sahalarında Nordsjaelland'ı yenseler dahi, Shakhtar ile Juventus berabere kalırlarsa Şampiyonlar Ligi'nden eleneceklerdi... Şimdilerde ise İspanyol Benitez, taraftarların hiç de sıcak bakmamasına rağmen ateşten gömleği giydi ama herkesin bildiği gibi onun da sezonu tamamlayamama şansı, tamamlama şansıyla eşit...
Ertuğrul Sağlam ve Di Matteo... İkisi de genç yaşlarda formasını giydikleri takımlarda teknik adam görevlerine getirildiler... İkisi de kendi liglerinde çok başarılı oldukları bir dönemde Avrupa Kupası maçlarından dolayı istifa etmek zorunda bırakıldı ya da görevine son verildi... 

Yıldırım Demirören ve Abramovich... İkisinde de çok para var. Tabii ki Rus olanın daha fazla ama ülkelerinde futbol endüstrilerine göre gayet iyi durumdalar. İkisi de göreve geldiklerinden bu yana kulüplerine inanılmaz para aktardılar... ve ikisi de teknik adamlara karşı zaafları olan, bir çırpıda kapı önüne koyacak kadar da vizyonsuz olan kulüp sahipleri... Allah'tan Beşiktaş, Demirören'den kurtuldu ama Chelsea'nin Abramovich'ten kurtulması şimdilik pek de mümkün görünmüyor...

twitter.com/serdarsozkesen

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR