Wolfsburg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wolfsburg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2015 Çarşamba

Yok artık : 9 dakikada 5 gol


Yaşı 35'lere gelmiş ve daha üstü olanlar bilirler. Bizim çocukluğumuz mahalle maçlarıyla geçti. Alt sokakla, üst sokakla ya da karşı mahallenin takımı ile sürekli maçlar yapardık. Biz genelde "7 devre 15 biter" der, maçlara öyle başlardık. Kimileri 1 saatte biterdi, kimileri ise bir günde dahi bitmezdi. Hele bir tanesinde maç o kadar kıran kırana geçti ki, ilk gün maçın ortalarında çok da sevmediğimiz ve bizim mahallenin adeta düşmanca duygular beslediği, bize 2-3 kilometre uzaklıktaki mahallenin gençleri maç oynadığımız yeri basmış, biz de korkumuzdan evlerimize dağılmıştık. Korku demişken yaşımız 11-12 civarıydı, sahayı basanların ise 17-20. Derken ikinci gün maçı her zaman oynadığımız sahanın bir üst sokağında, hem de arabaların geçtiği bir ortamda en zor şartlarda oynadık. Bu defa da hava karardı, maçı yine tamamlayamadık. Ama yanlış hatırlamıyorsam maçın bitmesine bir yada iki gol kalmıştı ve üçüncü gün mahallemizin aynı zamanda amatör futbol kulübünün de maçlarını oynadığı toprak sahanın hemen altındaki çimenlerin olduğu yerde maçı tamamladık ve maçı 15-13 kazandık.

Bunu neden anlattım? Çünkü biz çocukluğumuzda bazı kısa süren maçlarda ben de golcü pozisyonunda oynadığım için çok gol atardım. Hiç 9 dakikada 5 gol attım mı bilmiyorum ama bir maçta değil 5 gol, 7-8 tane attığımı da hatırlıyorum. Konu tabii ki kimin daha fazla gol attığı değil ama günümüzün son 10 yıldaki makineleri ve rekortmenleri olan Messi ve Ronaldo'nun dahi erişemeyeceğini düşündüğüm mertebeye bir Polonyalı çıktı. Adı : Robert Lewandowski. Wolfsburg ile oynanan lig maçında 9 dakikada 5 gol attıktan sonra Guardiola gibi bir teknik adamı kendinden geçiren, rüya alemlerinde hissettiren, kısacası tüm dünyanın ağzı açık halde izlediği kusursuz bir golcü...


Maça ikinci yarının başında girmesine rağmen sadece 9 dakikada Wolfsburg filelerini tam 5 kez havalandıran golcü oyuncu, bu alanda en yakın rakibi Jermain Defoe'ye 27 dakika fark attı. Bu seviyeye Ronaldo daha önce 60 dakikada gelebilirken, Messi ise değerlendirme sadece lig maçlarını içerdiği için bu alanda listeye giremedi. Messi bir maçta hiç mi 5 gol atamadı derseniz, tabii ki hayır derim çünkü Messi, Şampiyonlar Ligi maçında Leverkusen'e 59 dakikada 5 gol atmıştı.

Tekrar Lewandowski'ye dönersek... Saha içinde oldukça soğukkanlı olan, çok koşmayan ama bitirici vuruş üstadı olan, sahada kendisini çok iyi saklayan, golü adeta koklayan ve o sahadayken tüm arkadaşlarına güven veren, devrinin en kaliteli 3 santrforundan biri. Diğer ikisi kim derseniz Aguero ve Suarez derim. 8 dakika 58 saniyede 5 gol atıp kırılması neredeyse imkansız bir rekora ulaşan Lewandowski bu maçtan sonra oynadığı bir lig, bir de Şampiyonlar Ligi maçında toplamda 5 gol daha atarak, 1 haftada oynadığı 3 maçta 10 gole ulaştı. Biri ona "dur" demeden sanırım durmayacak. Çok değil 2,5 sene önce Dortmund formasıyla Real Madrid'e Signal İduna Park'ta attığı tam 4 gol de CV'sinin önemli başarılarından biri. Daha önce bir sezonda tüm kupalar dahil en çok golü, aynı zamanda Şampiyonlar Ligi finali de oynadıkları 2012-2013 sezonunda 49 maçta 36 gol ile bulan yıldız golcü, bu yazı kaleme alındığında Bayern Münih formasıyla 10 maçta 14 gole ulaştı. Basit bir kehanetle sezon sonunda kendi rekoru olan 36'yı rahatlıkla geçmesini beklediğimiz Lewandowski aynı zamanda 2015 yılında toplamda 29 gol attı.


Sadece Bundesliga'da 168 maçta 101 gol atan Lewa, bakalım daha hangi rekorları kırmaya devam edecek ve Guardiola'nın ne kadar daha başını döndürecek?

10 Aralık 2012 Pazartesi

'Hatalıyım' Demek Büyük Bir Erdem...

Tarih 17 Kasım 2012... Eskişehirspor - Fenerbahçe mücadelesi...Hani günlerce konuşulan Fırat Aydınus'un Caner'i haksız yere oyundan attığı ve 1-1'lik sonuçla biten maç... Hani, maç 0-0 devam ederken 26.dakikada Eskişehir'li Veysel ile Fenerbahçe'li Caner'in ikili mücadelesinden sonra Veysel'in faule maruz kaldığını düşünerek, "Bunu da mı vermeyeceksin lan" sözünü edip pozisyondan uzaklaşması ve hakem Fırat Aydınus'un bu sözü duyduktan sonra arkasına baktığında olay yerinde sadece Caner'i görüp tamamen kendi inisiyatifiyle F.Bahçe'li oyuncuya kırmızı kartı çıkardığı an...

Çok tartışıldı, yazıldı, çizildi... Fırat Aydınus, 4.hakeme neden sormadı, o söze kırmızı kart çıkarılmalı mıydı? Hakemin Caner'e takıntısı mı vardı? Komplo teorileri uzadı da gitti. Sonuç çok net: Kamuoyu hiç bir şekilde tatmin olmadı...

................

Tarih 8 Aralık 2012... Yani söz konusu maçtan 3 hafta sonrası. Yer Signal Iduna Park. Dortmund, sahasında Wolfsburg'u ağırlıyor ve maçtan önce net bir şekilde favori olan taraf. Henüz 6.dakikada öne geçer ev sahibi. Maçın kıvılcımını yakacak o talihsiz pozisyon ise 35.dakikada yaşanacaktır. O dakikada Dortmund'lu Schmelzer'in çizgi üstünde topa elle dokunduğu yorumunu yapan orta hakem Wolfgang Stark, penaltı kararı verir ve maç 1-1 olur. 10 kişi kalıp morali bozulan Dortmund, ilk yarı bitmeden ikinci golü de kalesinde görür. İkinci yarı 2-2'yi yakalasa da 73'te bir gol daha yer ve maçı 3-2 kaybederek Bayern'in tam 14 puan gerisinde şampiyonluk hayallerini Kaf Dağı'nın ötelerine bırakır...
Maçı izleyen her insan, kararın % 100 hatalı olduğunun ve maçın kırılma anının olduğu konusunda hemfikir. Peki Dortmund 1-0 öndeyken olan bu hatalı karar ve sonrasında 10 kişi kalan takımın hakkı yenmemiş midir? Tabiiki öyle ama hakem de hata yapar evet, onlar da bizler gibi insanlar. Herkes gibi onlar da hata yapmaya meyillidirler. Bizim bazen TV başındayken tekrar tekrar izlediğimiz ve 3-4 dakikada bile net yorum sahibi olamadığımız pozisyonlara 'an'lık kararlar vermeleri gerekiyor... Şüphesiz hakemlik her açıdan ÇOK ZOR bir meslek...

Burada Stark'ın nasıl bir hakem olduğunu sorgulayacak değilim. Sadece hatırlatma babında şunu ekleyebilirim; 19 Eylül'de Old Trafford'daki M.Unıted - G.Saray mücadelesinde Umut'un pozisyonuna penaltı çalmayan ve maç boyu kararlarında tutarsızlık gösteren ve hatta Almanya dahil birçok ülkede de acımasızca eleştirilen hakemdi kendisi...

Çok eleştirilse de / eleştirsek de maç sonrası Stark'ın açıklamaları ise başta bizim ülkemizdeki hakemlere ve tüm dünyaya ders verecek ve kamuoyunu da fazlasıyla rahatlatacak düzeydeydi. Stark, maçtan hemen sonra, Fırat Aydınus'un yapamadığını yaparak "Soyunma odasında pozisyona tekrar baktım ve ne yazık ki gördüğümü yanlış yorumlamışım. Gerçekten üzgünüm. Böyle bir hata olmamalıydı. Kırmızı kart ve penaltı tamamen yanlış bir kararmış." diye konuştu. Bu açıklamadan sonra Almanya Futbol Federasyonu'da kırmızı kart gören Schmelzer'e ceza verilmeyeceğini açıkladı. 

Nereden nereye işte... Bir yanda hatasını hemen kabul eden ve özür dileyen bir hakem... Diğer yanda ise sus pus olan TFF, Merkez Hakem Kurulu ve konuşma yasağı olan Fırat Aydınus... Artık zincirleri kırmak lazım, bu kötü gidiş polemikleri, tartışmaları, kavgaları her zaman fitilleyecektir ve sonunda da her zamanki gibi Türk Futbolu kaybedecektir...



twitter.com/serdarsozkesen

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR