2015 Şampiyonlar Ligi yarı finalleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2015 Şampiyonlar Ligi yarı finalleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2015 Salı

No 'Ego', 'Yes' Ronaldo

Biz 'ego'suz futbolcuları daha çok severiz. Tamam çok yetenekli olabilirsin, hatta dünyanın en tanınmış futbolcusu da olabilirsin ama ego değerlerin, kibir parametren yüksek ise taraftarın gönlünde samimiyetsiz, taraftarın 'tartı'sında hep eksik kalırsın...

Cristiano Ronaldo... Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından sadece biri. Biz ona kısaca 'makina' diyoruz ama o saha dışında da oldukça yardımsever, oldukça bizden biri ve samimi...

Son olarak Real Madrid'in Juventus ile oynayacağı tarihi Şampiyonlar Ligi yarı finali ilk maçı öncesi Torino'daki bir hayranının ricasını kırmayıp ona sarılışı gerçekten de fazlasıyla doğal ve tam da 'ego'larından arınmış örnek bir futbolcunun yapması gereken davranış...

Evet Juventus - Real Madrid maçı da geçecek, sonucu ne olursa olsun zamanla unutulacak ama bir taraftar bu anı hiçbir zaman unutmayacak. Her izlediğinde ya da hatırladığında yine gözleri dolacak. Bir insanı mutlu etmek dünyanın en keyifli işi olsa gerek...

Alkışlar 'makina'ya...

28 Nisan 2015 Salı

Final Four Yolu!!

"Hiçbir başarı tesadüf değildir" sözüne ne kadar inanırsınız bilmem ama bu derin cümle, adeta Şampiyonlar Ligi'ndeki lokomotif takımlar için söylenmiş bir söz dizisi. Zira, son 6-7 yılı baz aldığımızda kulüp nezdinde dünyada 3 büyük takımın, diğer takımlara bariz bir fark attığına tanık oluyoruz. Bayern Münih, Real Madrid ve Barcelona çizgilerinden ödün vermeden ilerleyerek dünyanın 3 süper gücü, 3 kıdemli generali oldular...

2000'li yıllardan günümüze olan 15 yıllık periyodu incelediğimizde; bir basketbol tabiri olan Final Four yani diğer adıyla "Son 4'e (yarı final)" kalan takımlardaki yoğunlaşmaya baktığımızda gördüğümüz gerçek "Hiçbir başarı tesadüf değildir" sözünü resmen onaylatıyor...

Basit bir hesapla 15 yıl demek, yarı finalde toplam 60 takım demek. Peki bu 60 takımın dağılımına bakarsak; 23 tanesinde bu 3 takımın adını görüyoruz. 23/60 yani % 38 gibi büyük bir oran. Listede Manchester Unıted, Milan, Arsenal, İnter, Liverpool, Chelsea ve birer kez yarı final gören 11 farklı takımın olduğunu düşünürsek % 38 oran sadece 3 takım için muazzam bir istatistik olarak gözümüze çarpıyor. Kaldı ki 15 yıllık filtreyi son 6 yıla indirgersek; toplamda 24 yarı finalistin 15'inde yine bu 3 takımın adını görüyoruz ki, bu da % 63 gibi korkunç bir istatistik olarak başarının asla tesadüf olmadığının orjinal bir vesikası olarak karşımıza çıkıyor. Son 4 sezonun 3'ünde ise bu 3 takım aynı anda yarı finallere kaldı...


Peki bu 3 takımı diğerlerinden ayıran en büyük farklar ya da farklılıklar neler? Sadece dünyanın en zengin 5 kulübünden biri olmaları mı? Futbolun 'tarihini' ve 'tarifini' değiştiren 4'lüden (Biri İbrahimovic) 3'üne sahip olmaları mı? Kusursuz şekilde yönetiliş biçimleri mi? Altyapıya önem vermeleri mi? Ya da ....???

Sonuç ne olursa olsun bu 3 buldozer son yıllarda Avrupa'nın altını üstüne getirdi, alınmadık kupa bırakmadı ve Messi, Ronaldo ve Robben önderliğinde önümüzdeki birkaç sezon daha sanki bu sonuç değişmeyecek gibi görünüyor.

2015 yarı finalleri yine nefesleri kesecek. Berlin'e gidilecek 2 biletin bedeli bir hayli ağır. Barcelona, rahmetli Villanova ile 2 sezon öncesindeki 7-0'lık yarı final hezimetinin intikamı için sahada olacak. Guardiola, bu defa Bayern Münih'in başında ilk kez doğup büyüdüğü ve efsane statüsüne geldiği Nou Camp'ta tüm duygularını çöpe atıp Alman panzeriyle ilk kez finale çıkmak isteyecek. Yıllarca takım arkadaşlığını yaptığı ve rakibinin patronu hakkında "dünyanın en iyi teknik direktörü" dediği Luis Enrique'de ilk sezonunda kupanın bir ucundan tutmaya çalışacak.

Şampiyonlar Ligi'nde tüm zamanların en çok kupa kazananı (10) ve son şampiyon apoletli Real Madrid ise 2 'dev'in çarpışmasını fırsat bilip, Juventus'u eleyip finale çıkmak isteyecek. Juventus eski Juventus değil ve her zamankinden daha güçlü. Allegri'nin öğrencileri asla tatmin olmadıkları Serie A şampiyonluğu'nun bir 'tık' üzerine çıkmak istiyor. En son yarı finali gördüklerinde takvimler 2003 yılını gösteriyordu ama o sıkıntılı dönemlerden beri en verimli, en komple takım olarak çıkacaklar sahaya. Galacticos, kağıt üstünde en zayıf halka olarak görünen Juve karşısında çizme sınırlarında şu ana kadar hiç kazanamadı ve o yüzden final için epey terleyecek, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Son şampiyonluğunu 1996 yılında Del Piero, Deschamps, Ravanelli, Conte, Vialli'li kadrosu ile kazanan, muhtemelen Pirlo ve Buffon'un kariyerlerinin son ŞL final şansına sahip olacakları ve bunu taçlandırmak isteyecekleri, İtalya'nın tartışmasız en iyisi Allegri'li Juventus mu?

"Finalden" başka hiçbir sonuçla tatmin olmayan Bawyera yönetiminde, Nou Camp'a ilk defa rakip olarak gelecek olan duygusal ve bir o kadar taktik dehası, bir kupa koleksiyoncusu Guardiola'lı Bayern mi?

İlk sezonunda harika bir istatistik yakalayan, Messi, Neymar ve Suarez'le her takımın korkulu rüyası olan, Pep'in eski dostu Luis Enrique'li Barcelona mı?

Yoksa kupayı üstüste 2 kez kazanan tek teknik adam olmak isteyen, muhteşem kariyere sahip Ancelotti'li Real Madrid mi?

Şampiyonlar Ligi'nin efsane müziğinin sesini her zamankinden fazla açın, 5 Mayıs'ta futbol şöleni başlıyor...

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR