Merkezi Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merkezi Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2014 Cuma

Bataklığın diğer adı : Türk Futbolu

Bazen bana soruyorlar neden Türk Futbolu hakkında yazılar yazmıyorsun diye... 

Oysa Türk Futbolu o kadar pisliğe bulanmış ki, temizlenmesi de şu şartlarda pek mümkün görünmüyor. Mecburiyetten özellikle derbi maçlarını yakından takip etmeye çalışıyorum ama tam anlamıyla zevk aldığım, zamanımı verdiğime hiç pişman olmadığım maç sayısı da maalesef fazla olmuyor.





3 Temmuz 2011 sürecinden başlayarak Türk Futbolu'nun aslında tam olarak ne anlama geldiğinin ispatı üzerine zaten soğumuş olduğum ülke futbolundan iyice uzaklaştım. Sürecin tüm günahı tabii ki 1-2 takım üzerine mal edilmemeliydi ama bu süreçte bilgi kirliliğinden özellikle medyaya çok sayıda yalan haber servis edildi, gerçekler bir o kadar saklandı ve suçlular sanki mağdur gibi gösterilmeye çalışıldı. En büyük darbeyi ise bu süreçte taraftarlar gördü, onlar yaşadı. Sürecin en masumu yine onlardı...

Başkanlarına, yöneticilerine, futbolcularına güvenerek kah içeride, kah dışarıda bütün maçlarda takımlarını yalnız bırakmayan 12.adamlardı onlar. Oysa onların emeklerini, zor günlerde dahi ceplerindeki son paralarla kulübe verdikleri destekleri bir çırpıda harcayan ve o emekçilerin fedakarlıklarını bir kalemde silenler ise adil olmayan sözde yöneticilerdi. Ceplerini taraftarların doldurdukları paralarla herşeyi yapacaklarını zanneden vizyonsuz, basiretsiz insanlardı onlar. Hunharca, saplantıları haline getirdikleri kulüpleri yaşadıkları herşeyin üzerinde gören bu çağdışı zihniyetin olumsuz ve telafisi olmayan yansımalarıydı yaşananlar...


Onlar değilmiydi yine, kendi maçlarında hata yapan hakemlerin bir günde mesleği bırakmasını ve düdüğünü asmasını isteyenler... Peki kendileri kulübün adını kirletirken, kulüplerin geleceği ile oynarlarken neden onlar hala aynı yerdeler ve neden istifalarını vermiyorlar, neden?


Oysa onlar yaşananları itibarsızlaştırmak adına tüm enerjilerini, işin kolayına kaçarak süreci kah siyasete, kah da malum gruplara ve cemiyetlere bağlayarak, her zaman koz olarak kullandıkları taraftarlarının gözlerini boyamaya harcadılar. Harcadıkça battılar, ilerledikçe samimiyetleri ve inandırıcılıkları azaldı da bunun dahi farkına varamadılar. Sadece holigan tarzı taraftarların ilgi alanlarına girdiler. Taraftarın artık gözü açılmaya başlamıştı. Yaşananların yenilir yutulur bir tarafı yoktu oysa...


100 yılı aşkın ayakta kalan takımların adlarını kirletmeye kimselerin hakkı yoktu. "Hiçbir fert, kulüpten büyük olamaz" gerçeğini kendileri de çoğu zaman dillendirseler de yaşananlar bize onların bu gerçeğe aykırı hareket ettiklerini net bir şekilde gösteriyor ve öğretiyordu...





Ya federasyonumuza (!) ne demeliydi? Hiçbir şey yaşanmamış, kimse birşey yapmamış gibi hareket etmek ancak bizim ülkemizin federasyonuna ait bir özellik olsa gerek. Herşey ortada ve cezalar sabit iken, "hayır ben işimi bilirim, bence hiçbir şey yaşanmamış, daha da önemlisi sahaya yansımamış" demek ancak 3.dünya ülkelerinde olabilecek bir durumdur. Böylesine bir federasyon, bırakın 3.dünya ülkelerini, Muz Cumhuriyetleri'nde dahi görülmez ya neyse...

Oysa şike ve teşvik, ülke futbolunun en büyük kabusuydu, en temel yarasıydı. Hem kimler yapmamıştı ki zaten? Kimlerin sicili temizdi ki? Ortada temiz kulüp mü vardı ki? Herkes biraz kirliydi zaten. İyi de bunu da mı görmemeliydik? Bunu da mı hasıraltı etmeliydik? Büyük kulüpleri bir kez daha korumalı mıydık? Juventus büyük değil miydi peki? Ya da bunları Gaziantep, Konya, Akhisar ya da bir başka Anadolu takımı yapsa süreç yine böyle mi işlerdi? Bu sorular sabaha kadar devam eder. Sonuç ise bu ülkede asla değişmez :


Büyük kulüpler, hata yapsa bile mutlaka bir kılıf bulunur, onlara yine birşey olmaz ve olmamalı da. Hem olursa zaten Türk Futbolu da batar di mi? Avrupa'da ve dünyada büyük ses getiren, tanıdık bir marka olan Türkiye'nin en büyük derbi maçı olarak adlandırılan Fenerbahçe - Galatasaray maçını zaten kaç ülke canlı yayınlıyor, bunun cevabını sizler benden daha iyi biliyorsunuz...



"Yazsam ya da anlatsam roman olur" derler ya hani işte böyle birşey. Belki bu yazı ileride devam edecek bir serinin ilk yazısı olur. Hem bu yolla Türk Futbolu hakkındaki tüm gözlemlerimi de kaleme almış, meraklıların da merakını gidermiş, onlara verdiğim sözleri de yerine getirmiş olurum...




O yüzden ben 3 Temmuz 2011 sürecinden bu yana Avrupa Futbolu'na daha bir yakınım artık. Orada pislik yok mu? Holiganizm yok mu? Şike - teşvik yok mu? Evet onlarda da var ama onlar en azından büyük takımı korumuyorlar, cezayı baştan kesiyorlar. Hem derbileri de derbi havasında geçiyor. Hele bir Şampiyonlar Ligi var ki, tadından yenmiyor. Hatta bazen hepsinden sıkılıp NBA seyrediyorum saatlerce, onlar zaten basketbolun kitabını yazan adamlar. LeBron, Durant, Carmelo, Paul, Curry, Griffin, Howard, Parker, Harden ve diğerlerini izlemeden basketbol seyrettim demeyin. Tenis ise özel ilgi alanım. Federer - Nadal - Djokovic ve geriden gelen sürpriz tenisçilerin mücadelelerini izlemek inanılmaz zevkli, tavsiye ederim...

Şimdi bazılarınız diyebilir, "buraların futbolunu sevmiyorsan git o zaman kardeşim bu ülkeden" ya da "sen bırak ülke futbolunu, devam et Avrupa Futbolu'nu yazmaya" diye... İyi de ben gitsem ülke futbolu kurtulacak mı? Herşey pembe bir tabloya bürünecek mi? Standart kararların temeli atılacak mı? Emekçiye emeğinin karşılığı verilecek mi? Haklıya hakkı teslim edilecek mi?


- Devamı gelecek -


twitter.com/serdarsozkesen

13 Şubat 2014 Perşembe

Futbol, asla sadece futbol değildir...

Futbol her dilde aynı, evrenselliği ise en üst seviyede...

Futbolu amaç olarak değil araç olarak gören, hisseden ve yaşayan herkese selam olsun...


Zaten sadece futboldan anlayan, aslında futboldan da anlamıyordur. O yüzden her anın kıymetini bilin ve her güzelliği sonuna kadar yaşayın.


Bu 2 dakikalık videoda neyi görürsünüz, neler dikkatinizi çeker bilmem ama taraftarlara bir ders verdiği de aşikar...




twitter.com/serdarsozkesen

22 Mayıs 2012 Salı

'Merkezi' Futbol...

Bu ülkede;

Hayatın merkezinde hep FUTBOL var,
Siyasetin merkezinde hep FUTBOL var,
İş yerlerinin merkezinde hep FUTBOL var,
Kahvehanelerin, AVM'lerin merkezinde hep FUTBOL var,
Sokağın, caddenin merkezinde hep FUTBOL var,
Otobüslerin, metrobüslerin merkezlerinde hep FUTBOL var,
Facebookta, twitterda yine en baba gündemlerde hep FUTBOL var...
Hal böyleyken,

- Adın ne senin ? 
- Adım Futbol, soyadım Gol efendim...
- İyiymiş...

- Ne iş yaparsın oğlum sen?
- Futbol A.Ş.'de çalışıyorum, her işi yapıyorum. 
An geliyor TFF başkanı oluyorum, an geliyor kulüp başkanı...
Hatta bazen yönetici, sıkça da şike - teşebbüs uzmanlığı yapıyorum...

- Peki kaç para alıyorsun yavrum bu saydığın bir sürü işten?
- Sorma be amca, birşey aldığım falan da yok,
Karın tokluğuna çalışıyoruz.
Ama paraya ne gerek var be adamım, takımım sağ olsun yeter...
Onlar bana iyi yada kötü ne yaparsak hep yanımızda ol dediler,
Hayatını bize göre şekillendir dediler,
Bana da çok mantıklı gelince hiç düşünmeden kabul ettim...

- Hem sen beni anlamazsın be babalık, yaşamadan bilemezsin...

- Peki oğlum evli misin? Çocuğun var mı? ve annenin babanın yanına en son ne zaman gittin?

- Aaa, sende çok soru sordun be yaşlı amca, sanki ahiret soruları soruyon...
Senin başka işin mi yok, sen git torunlarına bak, sen ne anlarsın bir takıma gönül vermekten.
Onu herşeyden çok sevmekten, günün 24 saatini onunla geçirmekten...
Sorgusuz sualsiz herşeyiyle sevinmekten, böyle hatasız bir kulübü asla bulamazsın...
- Haa amca pardon dede, bende sana bir soru soracağım, sahi sen hangi takımı tutuyorsun?

- ................ takımına biraz sempatim var ama artık doğru dürüst maçlarını bile takip etmiyorum.

- Oooo, sen o takımı tutarak zaten kaybediyorsun, hadi yürü işine amca...

.............................................................................

Yaklaşık 10 aydır futbolun içindeki karmaşıklarla uğraştığımız bir düzlemde de bu tarz bir konuşmanın olabileceğini düşünerek böyle birşey karaladım. Sonuçta futbolla yatıp futbolla kalkan bir ülkede de bu ve benzeri durumları eminim ki sizler de yaşıyorsunuzdur.

Futbol, bizden çok şey aldı, geleneklerimizden, arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan bir şeyler çaldı.

Futbol eksenli bir hayatı bırakmadıkça da bizlerden daha neler alacak, neleri götürecek benliğimizden yaşayarak göreceğiz...

twitter @serdarsozkesen

SON 1 AYDA EN ÇOK OKUNANLAR